19 Temmuz 2009 Pazar

19.07!



19.07.2009

Dünya Fenerbahçeliler Günümüz kutlu olsun!!

12 Temmuz 2009 Pazar

Gugıl analitiks 9

*Google'ı açıp arama kutucuğuna gitmek istediği sitenin adresini yazan güzel insanlar, ben size ne diyeyim :)

*"uyuz insan"
Bu arama ısrarla bana geliyor. Anladık uyuzum tamam, google da bunu farkında onu da anlıyorum.

*"ben8"
"ben7"
Bu arama neden yapılmış olabilir bilmiyorum.

*"oooooooooooof"
Ah yavrum, bu çok sıkılmış ve anlatacak kimsesi yok :( İyi ki google var!

*"marmara üniversitesi mezuniyet 20 haziran 2009"
Heeey merhaba! Sen de mi oradaydın?

*"1 ekim 2008 çarşamba 12.45"
Bu sanırım bir randevu! Ama kaçırdım ben.. Başka zamana alsak olur mu?

*"2009 dgsye nerde girilicek nası öğrenicez"
Önce yazı yazmayı öğreneceğiz, DGS'ye nerede gireceğimizi sonra öğreniriz. Ayrıca ben bilmiyorum, burada zaman kaybetmişsin..

*Film aramış kendine, bir de yaş aralığı vermiş. 10-12 yaş arası olsunmuş! Allah sizi bildiği gibi yapsın!!! İğrenç yaa!

*"antalya oreironun dizileri"
Yabancı ünlülerin isimlerini ne kadar yanlış yazabileceğimizi gördüğümüz bölümümüze hoş geldiniz! Bu seferki şanslı ünlümüz antalya oreiro!

*"arkadaşlar köpek havlama sesi dinleyemiyorum yardımcı olurmusunuz"
Arkadaşlar dediği google çalışanları sanırım. Ya bir de köpek havlama sesi dinleyememe olayını ben pek anlamadım.

*"bahtsızlık üzerine güzel sözler"
Bu aramayı bana yönlendiren google'ın önünde saygıyla eğiliyorum!

*"bir kıza bakmak görücü hüslü"
:D
Kız istemeye mi gidiyoruz anlamadım ben :)) Bizim oğlanın niyeti ciddi :p

*"bir kızla konuştuğun zaman sorulması gereken sorular"
Yaa boğmayın kardeşim bizi! İş başvurusunda gibi hissettirme karşıdakini..

*"Bizimkisi kafayı sıyırdı ne yapmalıyım"
Ah yavruuum :) Topla eşyalarını annenin evine kaç :p

*"canlı yayında zkcye nasıl mesaj gönderilir"
Ah be güzelim, programın başını dinle, söylüyordur nereye göndereceğini. Her şeyi de google'dan beklemeyin canım!

*"büyüdüm ben"
Aferin sana.

*"disco kralı pink floyd"
O da olur tabi :)

*"dünya denen bu hanede, elbet biri seni anlar translation"
Babanızın çevirmeni mi var burada?

*"dışarıdaki eşyalardan hamile kalınır mı"
Anlayan beri gelsin.

*"ebru gündeş ömer durak düğün fotolarına bak"
Tam yerine geldin dostum ;)

*"erkek kaba davranıyorsa"
Kaba bir erkektir.

*"Ersin Karabulut kalp neden sağda"
Çok aşıkmış ne yaptığını bilememiş :p O resmi çizdiği dönemle dalga geçmişti bir yerlerde, hatta ben de ondan bahseden bir yazı yazmıştım ama ara ki bulasın..

*"fransızca öğretmenliği ataması"
Yok öyle bir şey ;) Merhaba kader arkadaşım!

*"Fransızca öğretmenliği staj raporu"
Daha detaylı bilgi verirsen yardımcı olurum. Gözlem stajı mı yoksa öğretmenlik uygulaması mı? Öğretmenlik uygulamasıysa bir mi iki mi? Daha detaylı bilgi lütfen.

*"garou'nun konser bileti kaç para"
Bilmem.

*"grup şarap lanetli rapunzel klibi izlemek istiyoruz"
Hepiniz birden mi?

*"gugıl sevgilimle yarın ne yapalım"
Dayaklık bunlar dayaklık!

*"herkeze uyuz oluyorum"
Ben de "herkez" yazanlara uyuz oluyorum.

*"high tension 143 ülkede yasaklanma nedeni"
"Bu kadar kötü bir filmi biz sinemalarımızda göstermeyiz" deyip yasakladıklarını tahmin ediyorum zira zerre kadar korkutuculuğu olmayan ve oldukça kötü bir filmdi. Tek konrkunç yanı herkesin Fransızca konuşması diye bir yorum yapmıştım izlediğimde..

*"hobileriniz sorusuna en güzel cevap"
Bu aramaya yorum yapamıyorum.

*"johnny depp'in gözü ne zamandır bozuk"
ve yine geldik Johnny Depp'in gözlerinin bozuk olması konulu aramalarımıza. Size ne dostum size ne?!

*"kafaya takmamak nasıl öğrenilir"
Kendiliğinden..

*"karımın hayatında biri mi var"
Ben bunu nereden bileyim?

*"kızları nasıl kandırabilirim"
haha, bu saflıkla zor be evladım :))

*"kızları uyuz edecek laflar"
Yaş: 10-11.

*"martıların çiflesmesi hangi aydadır"
Sana ne :))

*"maximillian kohler filmde"
Yok.

*"mecidiyeköy lisesi 2008 mezunlarının isimleri"
Ben 2004 mezunuyum canım, 2008 mezunlarını hiç görmedim. Ama hocaları tanıyorum, 2008 mezunlarının birinden hoşlandığın belli, bana kim olduğunu gösterirsen hocalardan ismini öğrenirim :P

*"notre dame de paris dvd d&r"
Ne d&r'da ne de başka bir yerde yok öyle bir DVD. Ben çok aradım :(

*"oğlak kızlarından kaçın"
Bu aramanın bir "oğlak kızına" yönlendirilmesi ironik değil midir peki?

*"side order of life online izle çabuk"
"Çabuk" yazınca daha hızlı mı arıyor?

*"tıbbiyeli mustafanın oynadığı totem filmi"
İyice "totem filmi" oldu yalnız :) "Aşk Tutulması" efendim. Zaten bu aramayı yaparak ulaştığınız yazıda sorunuzun cevabı vardı.

*"zamanında gelmeyen aşk"
"Gelsin" de zaman önemli değil :)

*"Çok ağlayınca midem bulanıyor"
Sorma benim de..

*"öğretmeninin aşık olduğunu nasıl anlarsın"
Öncelikle sana ne?! Sana aşık olmadığından emin olabilirsin. Ayrıca öğretmen de insandır, bir doktorun, bir çiftçinin, ne bileyim köşedeki bakkalın aşık olduğunu nasıl anlıyorsan öğretmenin aşık olduğunu da öyle anlarsın.

Bitti :)

11 Temmuz 2009 Cumartesi

Srebrenitsa katliamından 14 yıl sonra..

Srebrenitsa katliamının 14. yıl dönümü bugün. Unutulmamalı..

Hollandalı BM askerlerinin olanlara göz yumup 10.000'e yakın Müslüman Boşnağın sırplar tarafından öldürülmesine izin verişinin 14. yıl dönümü. Geçmişle aramız çok iyi değildir, sevmeyiz tarihi kitaplardan okumayı belki ama Srebrenitsa'da insanlar katledilirken buralardaydık biz. Gördük olanı biteni. En azından gördüklerimizi unutmamayı becerebilelim..

Yeni yeni toplu mezarlar bulunuyor bugün orda..

Çocuğunun, babasının nerede yattığını bilmeyen onlarca insan..

"Güvenli bölge" ilan edilmiş Srebrenitsa, çevre bölgelerden de insanlar buraya toplanmış. BM güvence vermiş hiçbir şey olmayacağına dair. Sırplar geldiğinde BM Barış gücü kılını bile kımıldatmamış olanlar karşısında. Hatta Sırplara yardım ettikleri dahi söyleniyor ki çok şaşırtıcı bir durum olmaz sanırım.

Sonrası malum.. 10.000'e yakın Müslüman Boşnak.



Ben susayım. Srebrenitsa'lı bir annenin sözlerini okuyun siz:
"İnsanlar oğullarından gelin, torun beklerken biz cenaze, tabut bekliyoruz. Senelerdir bizim sevincimiz, neşemiz kalmadı. Tek neşemiz, tek umudumuz, maalesef baba, oğul ve eşlerimizin cesetlerini bulmak. Üzücü ama öyle. Onları uzun süre dönerler umuduyla bekledik... Hep dönerler diye umutlar içinde. Ama artık tüm umutlar da tükendi. Artık tek umudumuz onların cesetlerini bir bütün içinde bulmaktır. Allah bunu nasip ederse, çok mutlu olurum. "


Şuradan da fotoğraflara bakabilirsiniz: http://srebrenitsa.ihh.org.tr/foto/index.php


İlk fotoğraf ntvmsnbc.com'dan, ikincisi Yeni Şafak'tan, üçüncüsü şu an adresini hatırlayamadığım bir blogtan..

10 Temmuz 2009 Cuma

Bunlar da benim itiraflarım olsun..

Mim yazmayı seven az sayıda bloggerdan biri olduğumun farkındayım, mim gelince mutlu oluyorum bazen :) Bu kez mim persona noN grata'dan, konumuz "itiraflar"..

Bakalım itiraf edebileceğimiz neler var..

*Sabah friendfeed'te itiraf ettiğim, hatta kendime epey de güldüğüm bir şeyle başlamak istiyorum. Efendim hatırlar mısınız bilmem. Benim ilkokul yıllarıma denk gelen senelerde Rengin isminde şarkıcı bir abla vardı, "bize neler neler öğrettiler sevdalar üstüne, aldatıldık aldatıldık sevda böyle değil" diye bir şarkı söylerdi. İşte o şarkıda "kimimiz yerle yeksan" dediği bir bölüm vardı, ben orayı hep "kimimiz yerler insan" olarak algılardım. O kısımda yamyamlardan bahsettiğini ve vermeye çalıştığı mesajın "her türlü insan var anacım" mesajı olduğunu düşünürdüm. Çocukluk işte..

*Geçmişte yazdığım bir yazıda (bu yazıda) deterjancı Arif Amcamıza yaptığımız işkencelerden bahsetmiştim. Bu sabah yine friendfeed'de gördüğüm çocukluğumuzda yaptığımız telefon sapıklıkları konusu üzerine Arif Amca'yı hatırladım. Telefonla onu bunu arayıp saçma saçma konuşma işini genelde Arif Amca'nın dükkanındaki telefondan yapardık, evden yapıyorsak bu kez kurbanımız Arif Amca olurdu. Adamı canından bezdirdiğimizin farkında olduğumu da aklımdayken itiraf etmiş olayım. Utanıyorum düşününce.

*Böceklerden korktuğumu itiraf etmiş olmalıyım ama emin değilim. Korku mu daha baskın yoksa tiksinme mi açıkçası farkında değilim, tek bildiğim onlarla aynı ortamda bulunmayı kesinlikle istemiyorum. En çok korktuklarım örümcekler. Fotoğraflarına bakmaya bile dayanamam.

*Bitlerden bahsederseniz kaşınırım. Kısa ve net.

*Bazen yolda karşıdan tanıdık birinin geldiğini görüyorum ve içimden dua etmeye başlıyorum: "Allahım beni görmesin, ne olur görmesin" diye. Görmeyince mutlu oluyorum, görünce kendimi zoraki muhabbetlerin içinde buluyorum. Eh tabi herkes için geçerli değil bu durum. Çoğunlukla sevmediğim akrabalar, tanıdıklar vs.

*Bir önceki maddenin devamı gibi olsun bu. İnsan akrabalarını sevmeyebilir, hatta nefret edebilir, yüzünü gördükçe midesi bile bulanabilir. Olur böyle şeyler. Aramızda kan bağı olması, o kan bağının da aslında epey uzaktan bir bağ olması birbirimizi sevmemiz gerektiği anlamına gelmez. Bak mesela ben bazı akrabalarımın yüzünü dahi görmek istemiyor olabilirim. Evet bu da bir itiraf.

*Söylemek istediklerim vardı, ama söyleyemiyordum. O yüzden blog yazmaya başladım sayılabilir. Aslında buraya yazmaktansa gidip ona söylemek daha kolaydı ama ben öyle direkt işleri beceremem, illa etrafından dolanacağım. Aslına bakarsanız bu işin mantığını hâlâ çözebilmiş değilim.

*Kimseyi görmek istemem bazen. Hiç kimseyi! Öyle anlarda kimse benimle konuşmasın, "ne oldu" diye sormasın isterim. Çoğunlukla olan bir şey yoktur zaten. İnsanlar bazen yalnız kalmaya ihtiyaç duyarlar. O kadar..

*Bir arkadaşımla sevdiğim bir oyuncunun filmine gideriz ya da benim çok sevdiğim bir filmi izler. (film değil kitap da olabilir bahsi geçen) Sonra her girdiğimiz ortamda ondan bahsetmeye başlar. Bir anda feci bir hayranı olur çıkar. Durmadan anlatır, anlatır, anlatır. Sonra ben o arkadaştan soğurum, kendisine gıcık olurum ve hemen ardından bahsi geçen filmden ya da kitaptan da soğurum. Durumu yeterince açık anlatabildim mi bilmiyorum.

*Bilgisayar ekranında "Marmara-Fransızca öğretmenliğine yerleşmeye hak kazandınız" yazısını gördüğüm gün büyük konuşmanın ne fena bir şey olduğunu öğrendiğim gündür.

*"Spor", "sinema", "rock-metal müzik" ve "edebiyat" bloglarına karşı bir kıskançlığım olduğu doğru.. (sanki blog aleminde böyle bir söylenti varmış da ben de doğruluyormuşum gibi..)

*Her sabah uyandığımda o gün için planlar yaparım, sonra bir bakarım akşam olmuş ve ben hiçbirini yapmamışım.

*Yazdığım bazı yazıların ardından yazdığıma pişman olmuşumdur.

*Redkit görünce oturup izlerim. Hiç affetmem.

*Saate baktıktan sonra bana saatin kaç olduğunu sorarsanız tekrar bakıp öyle cevap veririm. Durmadan saate bakmam tamamen alışkanlık, saatin kaç olduğunu merak ettiğimden değil. Öylesine bakıyorum..

*Telefonun alarmını kurup yatarım ama kadar telefonun alarmıyla uyandığım günler sayılıdır. Çoğunlukla kalkmam gereken saatten önce uyanırım.Hatta gece ne kadar geç yatmış olursam olayım yine saat çalmadan önce uyanırım.

*Sinema zevkim hakkında zerre kadar fikri olmayan ya da sinema zevkinden hiç hoşlanmadığım insanlar bana film tavsiyesinde bulununca kendilerini bozasım geliyor ama yapmıyorum. Ayıp tabi..

*Ne zaman yalnız kalmak istesem insanların beni arayası tutar, telefona cevap vermem. Kendileri yalnız kalmak istediklerinde anlayış bekleyen tipler bana aynı anlayışı göstermezse aklımın bir tarafına yazarım bunu.

*Tanıdığım herkes için kafamda oluşmuş listelerim vardır. Onlar hakkında kayda değer şeyler kafamın bir köşesinde durur hep. Bir de olumlu hareketleriyle olumsuz hareketleri bir şekilde durur orda. Bazen birinin yaptığı küçük bir şeye büyük bir tepki göstermem, başka birinin yaptığı büyük bir şeyeyse fazla tepki vermemem hep o kafamın içinde o insana dair tuttuğum şeyler yüzünden olur.

Bir kısmının pek itiraf gibi olmadığının farkındayım ama olsun o kadar :)

Kimler yazdı takip edemedim, Mischief yazsın, o yazmadı onu biliyorum :)

08 Temmuz 2009 Çarşamba

sıcaaaaaakkkkkkkkkk

Sıcak havalarda hasta olmak daha zor.. Dinlenmek ve kendimi toplamak için uyumaya ihtiyacım var ama bu sıcakta uyunmuyor ki!

Yine de mezuniyet balomu zehir etmediği için minnettarım sevgili boğaz ağzıma. Buna da şükür..

Bloglarımı takip edemiyorum, yazılan yorumlara cevap veremiyorum, friendfeed'de ipin ucunu iyice kaçırdım, sanırım geçmişe bakmayıp şu andan sonrasını takip etmeye çalışmalıyım.

Kış uykusuna yatan hayvanlar gibi biz de yazları uyusak, sıcaklar bitince uyansak ne hoş olurdu diye düşünmeden edemiyorum.

Ne evde durabiliyorum ne dışarı çıkabiliriyorum. İşin kötü tarafı yarından itibaren çıkış belgelerimizin peşine düşmek zorundayız..

Bu sıcaklarla başa çıkabilmenin bir yolunu bilen var mı??

Nefes alamıyorummmmmm...

07 Temmuz 2009 Salı

(5 Temmuz 09-Mezuniyet balosu)

Aylarca hazırlandığınız şeylerin birkaç saatte bitivermesi can sıkıcı! 40 gün-40 gece yapılsa ya böyle şeyler :)

En hasta halimde olmama rağmen engel tanımadım, attım kendimi mezuniyet balosuna. Kuaförde fön makinesinin de katkılarıyla bir ara ateşim epey yükselince tırsmadım desem yalan olur. Bir de sabah hava durumunu kontrol ettiğimde "sağanak yağış" ifadesini görünce epey tırsmıştım. Ama sağ salim ve kupkuru bir gece geçirdik :)

Okulda birbirimizi her halimizle görmeye alışmış da olsak birbirimizin bu hallerini hiç görmemiştik. O yüzden herkes bir diğerine kül kedisi muamelesi yaptı. "Abi ne olmuş sana yaaaa".

Müzik konusunda tutucu bir insan olduğumu bilen bilir, parti ortamı deyince aklıma gelen müzikler normal şartlarda nefret ettiğim müziklerdir. O yüzden biraz da korku vardı içimde, acaba sıkıntıdan patlar mıyım diye.

İlk müzik grubunun şarkı tercihleri hayal edebileceğimden birkaç kat daha iyiydi. Geceye şahane bir giriş yapmış olduk. Bir ara The Cure şarkısına eşlik ettiğimi bile hatırlıyorum :) İkinci grubun müzik seçimiyse benim açımdan rezaletti :) Şarkıların kimlere ait olduklarını bilmiyorum, hatta çoğunu ilk kez duydum, bir yerden sonra da ne dedikleriyle ilgilenmeyi bıraktım zaten. İçimizdeki hoplama, zıplama, tepinme aşkına onlar bile engel olamadı!

Hiçbir şekilde danslara katılma isteğiniz olmasa bile okulda herkese çok çektiren hocanız yere oturmuş Adnan Şenses'in çamaşır yıkama hareketini yaparken kendinizi oynayanların arasına atıyorsunuz. Kaçar mı o görüntü bee! (Bu arada o hareketi başka insanlar da yapıyor olabilir ama çocukluğumdaki yılbaşı programlarında hep Adnan Şenses yapardı, oradan aklımda böyle kalmış.)

Hayatınızda sadece bir kez yaşayabileceğiniz anlar vardır, mezuniyet balosu da bunlardan biri, o yüzden sonuna kadar tadı çıkarılmalı diyerek eğlencenin dibine vurduk dün gece.. (Ha bir daha üniversite okurum bir daha baloya giderim, yaş olur 27-28, çevremdekilerin hepsi 22-23, arada bana abla diyen terbiyesizler (!) bile olur, ı ıhh bunun gibi olmaz o zaman.)

Ardından pek güzide gece kulüplerimizden birinde aldık soluğu, düşündükçe gülüyorum. Şartlar ne olursa olsun gitmeyi asla istemeyeceğim yerlerden biridir dün gece gittiğimiz yer. Ama öyle bir gaza gelmiş durumdaydık ki "eh hadi gidelim" dedik hemen. Biri Avrupa yakasından Asya'ya yüzelim dese ona da uyardık. Üniversite hayatı boyunca beklenen gün gelince insan yapılacak her şeyin içinde yer almak istiyor galiba. (Sanırım erkekler pek umursamıyorlar bunu da ama okula başladıkları günden itibaren kızların akıllarının bir köşesinde durur mezuniyet balosu :p )

"Bilmediğiniz şeyler hakkında 'ben nefret ederim' demeyin, gidin bir bakın neymiş ne değilmiş, nefret edecekseniz de fikir sahibi olduktan sonra edin." diyen bir hocam vardı zamanında. Kurallarla ve sistemlerle kendince problemler yaşayan ama diğer bütün mağdurlar gibi bu duruma katlanmaya çalışan, sadece metal müzik dinleyen bir edebiyat öğretmeni.

Mesela bana "kalk reinaya gidelim" deseniz size saatlerce gülebilirim. Gece kulübü ortamlarının bana göre olmadığını tahmin etmek için kahin olmaya gerek yok. Dün gece "Bütün sınıf gidiyor, bir daha ne zaman bir araya gelebileceğiz ki, hadi gidelim" dedik ve artık gönül rahatlığıyla söyleyebilirim: "Ben bu tür ortamlardan nefret ediyorum" :))

Güldük, eğlendik, oynadık, zıpladık, tepindik ve bunu da bitirdik.

Güzeldi, kesinlikle güzeldi!

:)