29 Nisan 2008 Salı

Balıkçılar...

Birkaç gündür kafamda olan birşey vardı.
Balık tutmak :)

Bir de bugün gün boyu Galata köprüsünde balık tutanların oltalarını ve yakaladıkları balıkları izleyince iyice bir heves ettim. ("Ben de balık tutmak istiyorum" diyip diyip durdum ama muhtemelen ne Sami, ne Serkan, ne Emre beni ciddiye almadı :P )
Aslında derdim balık falan değil elbet. (Zaten yemeyi sevmem nşa.)

Son günlerde okuduğum kitaplardan birinin bir bölümünde geçiyor balıkçılar. Kitap daha bitmeden en sevdiğim kitaplar arasına gireceğini haykırıyor, çabuk bitirmemek için yavaş yavaş okuyorum. Birkaç sayfa okuyup bırakıyorum vs.

Orada da balıkçılar "sabır" konusunda örnek olarak verilmişler. Benim heveslenme sebebim de tam olarak bu. "Bir an önce olsun" diye kendimi sıkmamayı, strese sokmamayı ve birşey için beklemeyi becerebilmeyi istiyorum. Yapabileceğimi kanıtlamalıyım kendime. Bir yandan da gün boyu kendimle başbaşa kalma fikri gayet cazip görünüyor :)

Kafama şapkamı takıp elime oltamı alıp gün boyu boş boş beklemek istiyorum.
Bir de sürekli bir yoğunluk, sürekli bir hareket var her yanda. Biraz huzura ihtiyacım var galiba.
Sessiz sakin bir gün fikri gayet huzur verici.

İstanbul'a ilkbahar bu kez geldi sanırım. İlkbaharı seviyorum. (Aslında yaz dışındaki tüm mevsimleri seviyorum) Ama ilkbahar biraz farklı. "Umut" gibi...
ve çocukluğumuzun ilkbaharlarındaki gibi uçurtma yapıcaz bu mayıs!
"Aylardan mayıs" diyor ya Zardanadam.
Uçurtma yapmalıyız diyor ya...
Yapıcaz :)
Belki bu yaza güzel başlarsak güzel gider hem...

0 kişi de demiş ki:

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?