23 Nisan 2008 Çarşamba

Ben de renk renk görsem dünyayı 8-)

İzlediğim bir filmin beni ters köşeye yatırmasını severim. Şu sıra bol bol yapılıyor sonunda "aaaaaaaa" diyip kaldığımız filmler ama yine de eskilerin tadı yok be azizim. Kaç tanesi "Usual Suspects"in hissiyatını verebiliyor izlerken. Ya da "The Game"in.

Söz konusu olan kitap olduğunda ters köşeye yatmak daha bir keyifli hale gelir. Misal 3-5 Agatha Christie romanı okuduysanız bir yerden sonra ters köşeye yatmamaya başlarsınız.

Ya da başka bir misal deli gibi hayranı olduğum adam: Dan Brown.

"Angels and Demons" ummadığım şekilde bitti, keza "Da Vinci Code" da öyle. "Deception Point" ve "Digital fortress" Dan Brown'ın diğer kitaplarını okumamış olan biri için müthiş sonlarla bitmiş sayılabilir, ama sırayla okuyan biri için tahmin etmesi hiç zor değildi.
Yine de Dan Brown'ın hayatımdaki yeri ayrıdır, Robert Langdon diyince benim için akan sular durur o ayrı mevzu :D

Vıcık vıcık aşk hikayelerini; baba, eş, amca, dayı torpiliyle yazılan tuhaf kitapları (kağıt ve zaman israfı!); kitaptakileri uygula karşındaki sana 10 dakikada evet desin, dediklerimizi uygula girdiğin her ortamın yıldızı ol, hadi kaderimizi değiştirelim safsatalarını vs. sevmem.

Konusundan nefret etmeme rağmen yazarın anlatımından fena halde etkilenip okuduğum kitaplar olmuştur, çünkü konu edebiyat olduğunda şekilciyim! Uzun ve süslü cümlelere bayılıyorum. Araya 2 kelime eski Türkçe de atılınca deymeyin keyfime :) 10-20 sayfalık betimlemeler zerre kadar canımı sıkmaz aksine okumaktan keyif alırım. Bu sebepledir ki edebiyat zevkimizin uyuştuğu 1 ya da 2 kişi tanıdım hayatımda.

Okuduğum kitapta azıcık fizik, biraz felsefe, biraz tarih vs. varsa dünyadan kopmaya, bitirmek için uykusuz kalmaya değer bir kitaptır o. Dan Brown'ı sevme sebeplerimden biri de budur zati.
Kendisi tembellik yapıp yeni kitabını bitirmediği için şu sıra kendisini Adam Fawer'la aldatıyorum haberi olsun :D
1 hafta boyunca her gün çeşitli sebeplerle D&R'a gidip her seferinde OlasılıkSız'a gözüm takılınca anlamıştım onu okumam gerektiğini. Öyle tanıştık Adam Fawer'la. Matematik vardı, felsefe vardı, olasılık hesapları yapıldı, herşeyin olma olasılığı vardı vs. Dünyadan kopmak için yeterli bir sebepti yani :) Sanırım ben okuduktan sonra 20 baskı falan daha yaptı kitap. Kendi kitabım olsa baskı sayısıyla ancak bu kadar ilgilenirdim. (ya da asıl o zaman ilgilenmezdim.) Hala her görüşümde bakıyorum sessiz ve derinden yayılmaya devam ediyor mu diye :)
Her neyse..
Adam Fawer dediğimiz zat yeni kitabıyla geri döndü ve ben 3 gündür dünyadan kopuk yaşıyorum yine. Öğrendik ki kişi istediğini yapabilir ama ne isteyeceğini isteyemezmiş (schopenhauer)
Yazının başında bahsettiğim "ters köşeye yatma" hissiyatını 10 dakika önce feci şekilde yaşadım :)
"-ileride böyle birşey olabilir mi acaba?
-Yok artık sLn abartma istersen"
şeklinde bir diyaloğa bile girmiştim kendimle 300. sayfa dolaylarındayken. (kendi kendinle diyaloğa girmek :) ama bu monolog sayılmaz basbaya diyalog bu :D )

636. sayfaya gelince gördüm ki abartmıyormuşum :) Bir anlık saçmaladığımı düşünmüştüm, çünkü gayet açık şekilde belirtilmişti birşeyler. Ya da ben öyle sanmışım :)

Bir de edebiyatın en çok şu yanını seviyorum. Gerçek dünyada olamayacak herşeyi kurgulayabiliyor insanlar ve biz de okurken yaşıyormuş hissine kapılabiliyoruz. (rüyamda Robert Langdonla Louvre koridorlarında ya da italya sokaklarında az koşturmadım :p ) sinestezi kavramını ilk duyduğumda tuhaf gelmişti ama Adam Fawer ne hallere getirmiş onu :)

Adam Fawer;
Winter ve Elijah'ı esas kız ve esas oğlan olarak seçmişsin, iyi güzel. İkisini de sevdik tamam ama benim kahramanlarım Darian ve Laszlo'ydu :/
Laszlo'yu gururundan vazgeçirseydin de iki dakika mutlu olabilseydi çocuklar :( Darian onu gerçekten seviyordu pfffff
(yaşlı teyze moduna geçip Laszlo'ya bağırmak istedim yazık diil mi kıza diye :s :D )
Bir de kitabın sonunu azcık açık bırakmışsın acaba devamı mı gelecek diye merak etmedim desem yalan olur :P Gelsin, okuruz :)
Dan Brown okuyucuları kitabın son bölümlerindeki heyecanın nasıl olduğunu iyi bilirler. "Yargı gecesi"nde (Kitabın sonu) aynı heyecanı, stresi yaşadım. Olaylara ortadan dalıp herşeyi yoluna sokmak istedim ama empatik yeteneklerim olmadan böyle birşeyi nasıl başarırım bilemedim falan.
Neyse ben yeni bir kitaba dalayım 8-)
Yazdıklarım "kesinlikle" bir kitap tavsiyesi değildir. Tavsiye etmeye niyetim olunca gelip "şunu oku" diyorum zati insanlara.
Yine de yaptığım reklam sayılabilir mi? Galiba evet :) Reklamın kötü tarafı da "sadece ulaşmasını istediğiniz yerlere" değil genele yapmak durumunda olmanız :P Neyse, ulaşması gerekiyorsa zaten ulaşır...

(yarın gece Lost'un yeni bölümü var, biz cuma öğlene ancak izleriz, o zamana kadar Lost romancıklarını okuyayım ben :) Elime ilk gelenin "nesli tükenen tür" olması ve kapağında kate olması sinir bozucu :D neyse sırayla okuyalım bakalım 8-) )

0 kişi de demiş ki:

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?