30 Nisan 2008 Çarşamba

Just a Dream...

Bir türlü düzene oturamayan uyku saatlerim saçma sapan rüyalarla birleştikçe daha da çekilmez oluyor bir süredir.

Daima bir kaçma-kovalama hali ve nedenini çözemediğim tuhaf bir yoğunluk.
Oradan oraya koşturma, olaydan olaya atlama, yıllardır görmediğim, isimlerini anımsamakta güçlük çektiğim hatta çoğu kez hayatımın hangi dönemine ait olduğunu hatırlayamadığım suretler...

Gözümü açar açmaz beynimden silinen, geriye sadece bir yorgunluk hissi bırakan tuhaf rüyalar...

Hepsi kötü değil elbet.
Bazıları o kadar gerçek ki. Sabah uyandığımda rüya mı yoksa yarı uyku halindeyken kurulmuş bir hâyâl mi olduğunu ayırdedemediğim kadar güzel...

Gözünü açtığın ilk saniye gördüklerini gerçek sanmanın verdiği mutluluk hissi, sonra gerçeği fark ediş... Gözlerini sıkı sıkı kapatıp direnmeye başlıyorsun anlamsızca.
"Hayır yaaa rüya olmamalııı"

Bir de sadece rüya olduğunu bile bile gün boyu etkisinde kalma hali var. Gerçi "bile bile" yaptığın pek çok şeyi düşününce... Neyse...

Yine de rüya görebilmek güzel birşey galiba. İnsanın hâlâ hayalleri olabilmesi gibi belki... Hayata dair birşeyler umabilmek gibi, bu dünyadan hâlâ birşeyler bekleyebilmek gibi...

Hayattaki tüm güzellikler kaybolmuşken, bütün renkler kirlenmişken bile yaşamaya devam edebilmek için küçük umutlara ihtiyacı var ya insanın, belki bu rüyalar o küçük umutlar için...
Bir gün herşeyin güzel olacağına inanmamı sağlamak için.

(Sahi bir gün herşey güzel olacak mı?)

0 kişi de demiş ki:

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?