18 Nisan 2008 Cuma

Müsaadenizle ben bi ağlayabilir miyim?

Zardanadam yeniden toplanmış,
toparlanmış,
müziği özlemişler,
birbirlerini özlemişler,
bizi özlemişler
ve geri gelmişleeeeeeeeerrrrrr...

Bu habere sevinilmez de ne yapılır?
Yeniden "Aynı Yolda"

Kendilerine katılıp yeniden bağıralım bakalım

"yaşasın aşk, yaşasın rock'n roll!"

Şimdi ben müsaadenizle bir ağlama moduna geçmek istiyorum.
7-8 yıl önce okuduğum ve fena halde etkilendiğim bir kitabın filmi çekilmişti 2 yıl kadar önce. Halet-i ruhiyemin filmi o dönem kaldırmaya müsait olmadığına emin olduğumdan izlemeyi ertelemiştim. (iyi yapmışım ama şimdi daha mı az etkiledi o tartışılır işte..)

Dönemin kendine koca aramaktan başka derdi olmayan kabarık etekli hatunlarının arasından keçi gibi inatçılığıyla ve "düşünebilmesiyle" sıyrılan bir kız ve en az onun kadar inatçı, en az onun kadar ne dediğini bilen ve diğerlerinden farklı bir adam :) (Bi dakka yaa bu koca arama tripleri hala var di mii :D Niyeyse kimse kabul etmiyor ama yaptığını :P )

Birbirleriyle olan sert diyalogları biraz törpülenmiş, biraz daha çabuk teslim olmuş esas oğlan ama olsun. Acıklı aşk hikayelerinden ya da duygusal komedi adı altındaki saçmalıklardan (çok iyileri var kabul ediyorum, hatta çok sevdiklerim de var ama artık çıkmıyor.) haz etmem. Bunun yanında çok sevdiğim aşk hikayeleri var elbet. Bir tanesi de buydu. (Gizemli olsun diye değil tavsiye modunda olmadığım için yazmıyorum filmin ismini. Herkese herşey tavsiye edilmez, ciddi ciddi film yazısı yazacak halim yok :) belli şeyler belli insanlarla paylaşılır, onlarla da paylaşamıyorsan paylaşmanın bir önemi yoktur falandır filandır. Kendini beğenmişlik midir? Aslında değildir. Ama öyle görmek isteyene lafımız olmaz. Büyümekle ilgili bu söylenenlere takılmama hali de. Sadece AN'ı anlatmayı seviyorum, bazen kimsenin göremeyeceği yerlerde, bazen herkesin görebileceği yerlerde. Ötesi yok. Belki de var...)

Neyse...

Esas oğlanın ilan-ı aşk sahnesi okurken hayal ettiğim kadar güzel olmuş. (Yağmur...)

Günden güne değiştiğimi sanırken aslında hiç değişmiyorum galiba. Belki de fark edemeyeceğim kadar küçük değişimler yaşıyorum. (Yok canım büyükleri de vardır herhalde) Yıllar sonra yine aynı hikayeden aynı derecede etkilenince kendimi aynı o zamanki gibi hissettim. Büyüyünce herşeyin iyi olacağını sandığımız yıllar...
İçinden çıkamadığım konulardan biri de bu değişme mevzusu zaten.
Bırakalım dağınık kalsın di mi?

Evde olmak güzel. Film izle, kitap oku, tembel tembel yat vs vs. Bu hayatı seviyorum. Pazartesiye kadar tadını çıkaralım bari... (Gerçi bu hafta için de daha şimdiden hangi gün gitmesem planları yapmaya başladım. Yalnız kalmak istiyorum bir süre...)

Lost dizisinin "karizmatik serserisi" (zuhahahahahahahahahahahaha reklamda öyle diyor yau) Sawyer'ı izliicez bu gece Beyazda :P Tabi konuklar arasında şebnem ismini görmek hayallerimi yıktı o ayrı mevzu!
En son şebnem fanlarının sürekli bağırdığı ve hiçbir konuğun ağzını açıp konuşamadığı bi "makina" hatırlıyorum :@ Dilerim aynı saçmalık bir daha olmaz. Sawyer'ımız gelmişken bi izleyelim şöyle keyifleeeee :D Yarım saat oturup gitse de bütün programı izlemek zorunda kalmasam 8-)

20 nisan pazar cnbc-e'de hem closer hem snatch var, ben söylemiş olayım :)

2 kişi de demiş ki:

freudiye dedi ki...

hangi film o yaw
acep tahmin ettiim olabilir mi
becoming jane??

sLn dedi ki...

Boşver ne olduğunu :)

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?