7 Nisan 2008 Pazartesi

Redrum !




Kuzum siz psikopat mısınız?

Bu bana yapılacak şey midir?

Bir filmi yıllarca izlemek istemişsem ve izleyememişsem, izlemeyi başardığımda hep kötü şeyler oluyor. Ama bu en kötüsüydü!

12-13 yaşımdan beri korku filmi izlemenin verdiği alışkanlıkla nerden ne çıkacağını tahmin ediyorum artık gerilmiyorum derdim, 3,5 attım beee!

Efenim filmimiz "The Shining". Yıllardır izlemeyi çok istediğim ama bir türlü izleyemediğim filmlerin başında gelirdi kendisi. Dün akşam izledim.

Jack Nicholson efsanesine Stanley Kubrick efsanesi eklenince neler çıkmış öyle ortaya. A Clockwork Orange'ı izlediğimden beri psikolojimi bozmaktasın sevgili Stanley Kubrick.

Peki ya sen Jack Nicholson? Son filmindeki uyuz ama sevimli yaşlı amca rolünle beni bol bol ağlatan sen, şimdi niye canıma okuyorsun, yapılıcak şey mi bu? Bir adam gülümsemesiyle nasıl izleyeni gerer? Böyle!

Hayatımda ilk defa bir filmi izlerken bu kadar gerildim desem abartmış olmam sanırım. Ufff bitsin artık yaa nefes alamıyorum şeklinde haykırışlarımız oldu film boyunca. Sanırım yaptığım en büyük hata da yalnız başıma izlemek oldu. Yanında biri olunca niye bilmiyorum cesaret alıyorsun. Yanındaki tırsak bir insan da olsa, film boyunca ekrana bakmasa da sorun değil, biri olsun yeter. Hadi yalnız izleyeceksin de bari yanına yastık falan al ki tırstığında yüzünü kapat :D

Rahatsız edici bir sesle konuşan, elbiseli minik kızlar deyince aklıma "biiiir kiiii freddyy geldiiii" diye şarkı söyleyen ufaklıklar gelirdi, gülerdim. Ben "The Shining"i izlerken onlardan bile tırstım...

Yine bir Stephen King uyarlaması olan "Secret Window"da bir "Shooter- Shoot her" olayı vardı unutamadığım, buna rağmen "redrum"u neden direkt "red room" olarak algıladım da, diğer türlüsünü hiç düşünemedim sorusunun cevabı Kubrick'in beni gerilimin son noktalarına getirmiş olmasında saklı galiba. (düşünecek hal mi kaldı bee :D )

Bütün gece rüyamda sevimli mi sevimli varlık Danny'i Jack'in elinden kurtarmaya çalıştım ben. (varın siz düşünün ne kadar gerilmişim film yüzünden)

"ayyy manyak öldürecek çocuğu, oyyy kıyamam ben sanaa bak nassı güzellll" cümleleri eşliğinde sevdiğimiz, bağrımıza bastığımız Danny'nin 1973 doğumlu olması ve şu an kocaman adam olması da ayrı bir olay tabi :) (Kubrick bir daha başka filmde oynamayacaksın demiş, danny de oynamamış, dolayısıyla aradım aradım ama fotoğraf vs. bulamadım. Oysa pek bir merak etmiştim büyüyünce neye benzediğini)

Stanley Kubrick'in dehasına bir kez daha saygı duydum. Bisikletiyle dolaşan küçük çocuk, mavi elbiseli minik kızlar ("come and play with us.. ever.. and ever.. and ever.."), daktilo sesi vs. şeylerle insanı gerebilmek herkesin yapabileceği iş değil sanırım. (en azından ben uzun zamandır bu tür şeyler yüzünden gerilmezDim) Film bittikten sonra filme dair birşeyler okuyup, anın gerginliğiyle fark edemediğim şeyleri öğrenince saygım da arttı elbet 8-)

Yine "Yok abi Jack Nicholson aşmış bir adam, rol yapmak değil bu" dedim onlarca kez.

"Here is Johnny" ve "Wendy I'm home" deyişini uzun süre unutabileceğimi sanmıyorum... Hele bir "Darling. Light, of my life. I'm not gonna hurt ya. You didn't let me finish my sentence. I said, I'm not gonna hurt ya. I'm just gonna bash your brains in. I'm gonna bash 'em right the fuck in. Ha, ha. " sahnesi var ki offf offfff...

Stephen King insanına gelince... Yaratıcılığına hayran olmakla birlikte edebiyat anlayışından, dili kullanışından bilmem neyinden zerre kadar haz etmem. Kitaplarından yapılan uyarlamalar içinden en kötüsü olarak "The Shining"i göstermişsin ya ben sana ne diyiim daha? Adam almış kitabı ortaya bambaşka birşey çıkarmış, bir şaheser yaratmış. Bu seninki nasıl bir komplekstir Sıtefınnn?? Sonra kendin çekmeye kalkmışsın da eline yüzüne bulaştırmışsın hem :D

Başroldeki ablanın da bir gerilim filmi için yapılabilecek en iyi tercihlerden biri olduğunu belirtmeden geçemem tabi. Bakışları ve konuşmasıyla çok güzel germekte kendisi insanı :)

"All work and no play makes jack a dull boy" diyorum ve susuyorum :)

1 kişi de demiş ki:

CaRtMaNtR dedi ki...

Here's Johnny sahnesi kolay kolay unutulmaz cidden.

Bu arada en yeni King uyarlaması olan The Mist'in final sahnesini düşününce bu filmdeki pek çok sahne yumuşak kalıyor gibi. Hemde o final aslında kitapta olmamasına rağmen filmin ruhuna inanılmaz derecede uygundu. Thomas Jane hayatının rolünü oynamıştı.

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?