11 Nisan 2008 Cuma

they say life carries on, carries on and on and on and on...

Bazı şeylerin iyice dayanılmaz bir hal aldığı anlar vardır ya, galiba birinin tam ortasındayım.
Ne bu "bazı şeyler"?
Bilmiyorum...
Ya da biliyorum.
Emin değilim.
Ama son birkaç gündür beynimi iyice meşgul ettiklerini biliyorum...

Yapmam gereken şeyler olduğunu bilmek, sorumlu olduğum birşeyler olduğunun farkında olmak ve buna rağmen birşey yapamamak canımı sıkıyor.
Kolumu kımıldatacak halim yok.
Ya da isteğim yok.
Bu durumdan nefret ediyorum!
Günlerdir midem ağrıyor ve daha çok ağrıması için elimden geleni yapıyorum. (cola, kahve, cola, kahve...)
Düzenli aralıklarla gelen bir ruh hali bu. Bu araların şu sıra kısalmış olması da dikkatimden kaçmıyor elbet.
Yapacak iş arıyorum.
Dışarı çıkıyorum, ı ıh.
Kitap okusam diyorum, anında vazgeçiyorum. (Kitap okuma konusunda isteksiz olma haline alışkın değilim)
Film izlesem... Hayır. O kadar saat kımıldamadan oturmaya da sabrım yok.
Halbuki what dreams may come iyi gitmez miydi şimdi? (bu ara neden bu kadar sık aklıma geliyor?)
O beynime kazınmış replikleri tekrar duymak?

"Hadi einstein! zaman artık saatimin içindeki şey değil. Burada zaman diye birşey yok ve her nereye gittiyse annie'ye daha az ihtiyaç duymamı sağlamayacak"

"-Bu bir rüya bebeğim, güzel bir rüya, fakat biliyorsun rüyalar...
- biliyorum, gerçek değiller, biliyorum"

ya da belki shakespeare in love?

"sylvia'yı göremeyeceksem ışığın yararı ne? sylvia'yla paylaşamayacaksam neşenin anlamı ne?"

"korkuyorum bütün bu inanılamayacak şeylerin rüya olmasından. Gerçek olamayacak kadar güzel, gerçek olamayacak kadar hayal"

Uyumayı denesem? Uff onu da yaptım.
Olmuyor.
Her saniye beni rahatsız eden birşey var. Sinirlenecek yer arıyorum. Söylenen herşeyden kötü anlamlar çıkarabiliyorum. İnsanların umursamaz halleri canımı sıkıyor...
Oyalanacak birşeyler arıyorum. Artık kafamda lost senaryoları uydurmak, sorulara cevaplar aramak bile oyalamıyor.
Yapacak iş arıyorum, arıyorum, arıyorum...
Son girdiğim sitelere bakıyorum nerde ne yapabilirim diye. Bir ara girip online oyunlara bakayım, penaltı atarım falan diye bile düşünüyorum. Sonra kendime kızıyorum ufff sLn sen normalde bile oyun oynamaya tahammül edemezsin kiii...
Adreslere bakmaya devam ediyorum. O sıra kazara antu'ya tıklıyorum.
Madem tıkladık, hadi bakalım bari.
Fenerbahçenin her türlü ruh halimi tam tersine çevirebilme etkisini düşününce antu'ya takılmak mantıklı bir fikir gibi görünüyor.
Oraya bakıyorum, buraya bakıyorum, 7-8 sayfalık topiclerin her bir mesajını okuyorum. Ne okuduğumun farkında olup olmadığım tartışılır ama okuyorum.
Ana sayfaya dönüyorum, yeni bir topic seçiyorum, bu kez ona takılıyorum.
Derken "Sen olsan kızardın" diye bir başlıkta buluyorum kendimi.
Hani bazen insan ağlamak için sebep arar ya, küçücük de olsa herhangi bir şey ağlatmaya yeter. Saçma sapan birşey bile olabilir bu küçük şey. Maksat zaten rahatlamaktır, mantıklı bir bahane olmasına hacet yoktur.
Ama bu seferki mantıklı bir bahaneydi. Yazılan diğer mesajlara bakınca sadece bende değil herkeste aynı etkiyi yarattığını gördüm çünkü. Topicin neredeyse her mesajı üzerimde aynı etkiyi yarattı tabi...
Okurken insanı dağıtan bir cümle. Tek bir cümle.
Arkasından benim gibi okurken dağılan insanların kurduğu ve beni yeniden dağıtan cümleler.
offfffff
"Bir de sen olsaydın.. keşke.. o zaman ağlamazdım" cümlesini okuduktan sonra 10 saniye kadar boş boş baktım ekrana galiba. döndüm bir daha okudum, bir daha, bir daha..
Üşüdüğümü hissettim!
Üzerime birşey almak için etrafa bakındığımda gözüme ilişen ilk şeyin Fenerbahçe atkısı olmasının bir nedeni var mı?
Hayatta herşeyin bir nedeni vardır.
Hayatta bazı şeyler var. Herhangi bir insanla paylaşılamayacak şeyler. Özellikle tek birine anlatmak istediğin şeyler. O birini kaybetmiş bir adamın satırlarından etkilenmemek pek mümkün değil galiba... En azından benim için öyle...
Yazı bitiyor tekrar okuyorum, bitiyor tekrar okuyorum.
REM dinleme ihtiyacı geliyor sonra. Bir sebebi yok.
Sadece "That was just a dream, just a dream, just a dream, dream" demek istiyorum. Orayı dinlemek istiyorum tekrar tekrar.
Bilgisayarda bakıyorum bulamıyorum.
Lanet olsun!
Olmalıydı ama.
Cd arayacak halim yok, iyi ki youtube var.
Bir yandan aynı yazıyı okuyorum, bir yandan tekrar tekrar aynı şarkıyı dinliyorum, sadece o bölümde eşlik ederek...

That was just a dream...
Just a dream...
Just a dream...
Dream...

1 kişi de demiş ki:

freudiye dedi ki...

"Hadi einstein! zaman artık saatimin içindeki şey değil. Burada zaman diye birşey yok ve her nereye gittiyse annie'ye daha az ihtiyaç duymamı sağlamayacak"
...

aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?