13 Mayıs 2008 Salı

Bir düş daha!

Yine birbirinin aynısı olan gecelerden biri...
Niçin her şey bu kadar sıkıcı olmak zorunda?
Uyumayı beceremiyorum bazen.
Korkuyorum belki.
Bilmiyorum.
Ama olmuyor işte...

Müzik dinlesem?
Uykum daha çok kaçıyor o zaman.
Ayın kaçıydı bugün? Peki ya günlerden neydi?
Bazen zaman kavramımı iyice yitiriyorum. İnsan hangi ayda olduğumuzu unutur mu?

Telefonu çantamdan çıkarmayı unutmuşum yine. Bazen telefonla ilgilenmek istemediğim için mi beynim böyle bir oyun oynuyor diye merak ediyorum. Ama gözümün önünde olmamasından memnunum...

Daimi telefon sapığım vodafone'un geyiği gelmiş, beklemiş beklemiş gitmiş olabilir, ya da patlıcan bilmem kimle röportajı patlatma fırsatı sunmuştur yine bana, belki de binbir gece setine götürecektir. Gece 2'de attığı mesaj üzerine bana yüzlerce sevgi ifadesini ardarda sıralatan boyner de yeni bir mesaj atmış olabilir.
Saat gecenin 2'si...
"2"
Nasıl bir zihniyet o saatte reklam mesajı gönderir?
"O back-up hizmetini de kartını da al, ....." demez mi insan sonra?

Ömrümün sonuna kadar o ekranda hayırlı birşey göremeyeceğim herhalde bir daha.

İhtiyacım olmayacağını bilsem tamamen parçalayıp kurtulacağım aslında. Ciddi ciddi düşündüğüm anlar oluyor bunu. Kimseye ulaşmak falan istemiyorum. (neyse 1-2 kişi hariç diyelim yine de..)
Beni aramaya çok meraklı değildir sanırım diğer insanlar da. ("nerede kaldın" diye sormak için arayan aile bireylerim hariç.)
Bir grup insan ihtiyacı olduğunda diğer bir grupsa sadece kendisini dinleyecek biri lazım olduğunda aramıyor mu zaten?
İki kategoriye de girmeyen, samimi bir şekilde, daha doğrusu çıkarsız bir şekilde düşünen insanlar da mevcut elbet. ama epey az...
Neyse konu beni kimin neden aradığı değil.

Reklam mesajlarında kaldı aklım hâlâ. ZKC geldi aklıma. Ekranda yeni msj yazısı görüp oku dediğinde reklam mesajıyla karşılaşmasını ve "Ondan gelmediği sürece hiçbir mesaj yeni değildi ki" serzenişini anımsadım bir an. Tam bu sırada gözüm karşımda duran bir yazıya takıldı. Sabahtan beri orda duruyor olmasına rağmen benim yeni fark etmem tuhaf. Tam şu an fark etmem daha da tuhaf...
Neyse kurcalamamak gerek.

Hâlâ uyumayı düşünüyorum.
Uyurken beynim rahat olabilse elimden geleni yapacağım uyuyabilmek için.
Her gece bir öncekine benzeyen bir rüyayla uğraşıyorum.
Aynı insanlar...
Daha önce hiç görmediğim yerler...
Aslında rüyamda düzenli olarak gördüğüm ve neresi olduğu konusunda en ufak fikrimin olmadığı yerler...

Hayatı uzaktan izlemek kolay geliyordu bir süredir. Ama fark ettim ki tehlikeli yanları da var...
Çevrendekileri uzaktan izlediğinde daha iyi tanıyormuşsun mesela.
Bazı insanların küçük hesaplarını daha net görebiliyorsun.
Aslında anlattıkları insan olmadıklarını kavrıyorsun.
İnsanların çıkarları için başkalarını nasıl kullandıklarını ve bu durumdan zerre kadar utanmıyor olmalarını görmek de sanırım en iğrenç kısmı.

Hayat dahil olmak da can sıkıyor, uzaktan izlemek de...
Yine de bir gün herşeyin güzel olacağına inanmak istiyorsun.
Yeniden...
Nasıl olacağını bilmiyorsun ama bir gün bir şekilde hayattan keyif almaya yeniden başlayabileceğine inanmak istiyorsun...
Bir gün birşey olacak, gelecek, o gün gelecek...

Şimdi uyku vakti...
Dilimizde bir süredir takıntı yaptığımız şarkı.
"Uykumda gel"

...


0 kişi de demiş ki:

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?