29 Mayıs 2008 Perşembe

Günlerden bir gün...

Efenim durduğum yerden tuhaf tuhaf şeyler çıkarmaktayım yine. Zamanında yaşadığımız ve çok güldüğümüz ya da çok utandığımız şeyler geliyor ara sıra aklıma, birilerine anlatmak ve biraz daha gülmek istiyorum. Bu ara çok konuşmak beni rahatsız ediyor, insanların yanında sessiz sessiz durmayı tercih ediyorum. Blog denen şey şu zamanda işime yaramayacak da ne zaman yarayacak sorarım size???

Aklıma geldikçe yazarım, günlerden bir gün 1, günlerden bir gün 2 şeklinde devam eder bu. Aslında birincinin yanına bir yazmamak daha mantıklı gibi. "1. geleneksel pilav günü" hesabı olmasın.

Bazı zamanlarda yaptığınız şeyleri kimseye anlatamıyorsunuz. Bazıları komik bulmayabiliyor, hikayede bahsi geçen diğer insanları tanımadıkları için "eeee yanii" tepkisi alabiliyorsunuz. Bu sebepledir ki okula konser haberi vermek için koşarak geliyorsam aradığım Didemdir, eg kişisinden bahsedilicekse aranılan kişi Seldadır, sertifika alınıcaksa, ders çalışılıcaksa, ödev yapılıcaksa Eliftir, doğa, organizasyon ya da sevimli olan herbişeyden bahsedilicekse Eda aranır, dizi, film, kitap, felsefe, tarih, psikoloji, din vs. gibi derin ve ulvi konularda muhatabımız Büşradır falandır filandır. Bundandır ki farklı konuları paylaşacağım farklı insanlar vardır. Herkesle herşey paylaşılmaz.

Sanırsam bu da anlatamadıklarımızdan biri olmuştu. İlk onunla başlamak istedim, kimseye anlatamadık içimizde kaldı :D
Efenim olayın kahramanları sLn, freudiye ve Alpay Erdem.
Freudiye Alpay Ertan dese de neticede penguen okur, kişilikleri tanır. O yüzden ayrıca severim kendisini :p Benim gazımla okumaya başlasaydı sevmezdim bak :p Her neyse.

Şimdi yalan olmasın tarih konusunda net birşey söyleyemeyeceğim. İstiklalde Büşra ve ben yürümekteyiz. Muhtemelen Eda da vardı bahsi geçen günde, ama erken ayrılmıştı. Her neyse uydurmayayım şimdi.

Biz bu Freudiye insanıyla bir aşağı bir yukarı yürümekteyiz.
Tünel dolaylarındayken karşıda gördüğüm güzel saçlı güzide insanın Alpay Erdem olduğunu fark ettim. Kendisini epey zamandır ilgiyle okumaktayız. Bisikletine, teyzelerden nefret etme haline, eşinden büyük bir aşkla bahsetmesine falan bayılmaktayız.
Ben Büşraya bu durumu söyleme gafletinde bulundum. Büşra "hadi gidip merhaba diyelim" diye konuya girip "hadi yaa hatıra olur, bir daha nerde tanışıcaz Alpayla" ıdı vıdı şeklinde beynimi yemekte iken ben de tüm oğlak ağır başlılığımla kendisini durdurmaya çalışmaktaydım. O sırada bir boğuşma haline girmişiz, ben onun kolunu çekiyorum, o beni ısırıp kaçmaya çalışıyor falan derken bize dehşetle bakan amca kendimize gelmemizi sağladı. Tünel'den meydana doğru Alpay önde biz arkada yürüyoruz, Büşra tanışma konusunda ısrarlı, bense onu durdurma konusunda yoğun bir çaba sarfediyorum.
Lisenin ordaki Burger King'e gelene kadar bu böyle devam etti. En son artık ben de yumuşamaya başladım, bir yandan "nolucak yau, ot ot dolaşmamak lazım, ileride hatırlayıp güleriz" diye düşünüyorum, diğer yandan da içimdeki oğlak kadını "olmaz olmaz olmaz olmaz olmaz" diyor.
Burger King'e geldiğimizde Alpay Büşra'nın görüş alanından çıktı, büşra "aayyyy kaybettik işte gördün müüü senin yüzünden heeep" diye bağırmaya başladı. "Burger King'e girdi yaa" dedim, Büşra bir anda aç olduğunu hatırladı nedenseeee.
Büşra'nın derdi konuşmak falan değil aslında, daha doğrusu konuşmak isteme sebebi benim seviyor olmam, durumun kendisiyle çok bir ilgisi yok =)
"Hadi girip yemek yiyelim" ısrarları başladı bu sefer. En son dondurmada anlaştık.
Şöyle bir sorun var, dondurma kapının orda, Alpaysa içerde kasanın orda.
Biz tamamen salağa yatıp içeri girdik. Büşra "şey biz dondurma alacaktık" diyor ama bunu yaparken Alpay'a bakıyor, ben de heyecanla ne zaman bişey söyleyecek diye bekliyorum.
Görevli dondurmaların kapının orda olduğunu söylerken Büşra'dan ilk soru geldi:
"Pardon Alpay Erdemsiniz değil mi?"
Alpay gülümseyip başını salladı, biz bütün amacımıza ulaşmışız gibi neyse kapının ordan dondurma alalım diyip döndük kapıya gittik. Bütün niyetimiz Alpay olup olmadığını öğrenmekti sanki :D
Kapıya gittik, canımız zerre kadar dondurma istememesine rağmen dondurmaları söyledik. Büşraya "abi bu neydi böyle, gittik sorduk geldik, soorasını getirseydin" mealinde bir kaç cümle kurdum, Büşra sonunu beklemeden tekrar Alpay'ın yanına koştu :D
Ben kapının ordan Büşra'nın el kol hareketleriyle heyecanlı heyecanlı birşeyler anlattığını, Alpay'ın da gülerek dinlediğini görüyorum. Büşra hızla yanıma gelirken Alpay dehşet dolu bir ifadeyle baktı önce, sonra da karşılıklı koptuk :D
Büşra gelip söylediklerini anlatınca ben bir daha koptum tabi.
Burger King çalışanlarından biri buyrun diyince bizimki size değil gibi birşey söylemiş ve Alpay'ı kopartan cümle şuymuş:
"Seni çok seviyoruz, bak senin için dondurma yiyorum"
:D
dondurma yeme sebebimiz gerçekten sadece oydu 8-)
O günden sonra yediğimiz bütün dondurmaları Alpay için yeme kararı almıştık ama bir daha birlikte dondurma yemek nasip olmadı, pazartesi okulda birlikte dondurma yiyelim Freudiyem, Alpay için :D

Çok yakında yeni bir hikayeyle daha karşınızda olmak dileğiyle, şimdilik esen kalın efenim.

2 kişi de demiş ki:

e.d dedi ki...

Biliyordum kaybolan kardeşim sen değilsin belki ama kaybolan hafıza kısmım kesin sana ait: )günlerden bir gün başlığını atan ve sonuna farklı olarak sadece ünlem işareti koyan diğer kişi de benim...günlerden bir gün gördüm yazını : )

sLn dedi ki...

"Günlerden bir gün..." ifadesi masallardan çıkmış gibi. Arkasından periler, prensesler, beyaz atlı prensler gelecek gibi...
Nedense benim dışımda böyle bi başlık atan insanın "sen" olmana şaşırmadım =)

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?