8 Mayıs 2008 Perşembe

il y a longtemps que je t'aime, jamais je ne t'oublierai...

Müthiş acıklı bir yazı çıkar bu başlığın üzerine ama ı ıh :) Bunu yapmayacağım, en azından şimdilik.
Aslında çocuk şarkısında geçiyor bu cümle. Çocuk şarkısı olmak için biraz fazla acıklı sözlere sahip bence.
Birkaç gündür dilime takıldı
"il y a longtemps que je t'aime
jamais je ne t'oublierai" diye dolaşıyorum evde. The Painted Veil'de duyunca takıldı sanırım, her neyse önemli değil.
***
Uyuz olduğum şeyleri anlatmayacağım, agresif insan imajı çizmeye son vereceğim vs. vs.

İnsanlara uyuz oluyoruz tamam bazen ama galiba biraz da bakmak gerek neden yaptıklarına. Yapma sebeplerini göz önünde bulundurarak kızmak gerek :)

Misal ben normalde çok kızdığım bir hareketi sık sık yapmak durumunda kalıyorum.
Gerçekten sinir bozucu insanlardır karşısındakini dinliyormuş gibi yapıp ciddiye almayanlar. Ama konuşan Hilmi olunca başka birşey yapamıyorum kii :D

Kazara 1 kez gözgöze geldiniz mi ders sonuna kadar kurtulamıyorsunuz. Bugün bir ara yüzüne bakma hatası yaptım, başladı anlatmaya :s
Ben de yüzümde sahte bir gülümsemeyle her söylediğine kafa sallıyorum. Kendimi tamamen kaptırmışım. Durumun ne kadar komik olduğunu Sena kopunca anladım :D
Ciddi ciddi dinliyor gibi görünüyorum. Arada "hııı" "aaa" "öyle miii" gibi tepkiler bile verebiliyorum. Yalnız kafa bi dünya olduğu için arada tamamen kopabiliyorum olaydan.
Bugün o anlatırken ve ben de kafa sallarken birden soru sordu. ".... neresi biliyor musunuz?" dedi ama ben neyden bahsettiğimizi bile bilmiyorum :s Önce kafa sallayıp geçiştireyim dedim, yemedi. "Biliyor musunuz?" dedi tekrar. 10 dakikadır müthiş bir ilgiyle dinliyormuşum gibi numara yapıyordum, tekrar sormaya da çekiniyorum. Bir yandan da suçlu hissediyorum kendimi adamı kandırıyorum diye.
Allahtan Hilmi yankı yapan bir insan. Hiçbir kelimeyi bir kez söyleyip geçmiyor, tekrar tekrar söylüyor. 3. kez sordu "Varsovie neresi biliyor musunuz" dedi, "hıııı varşovaaaa" dedim. "Evet çok güzel" dedi, yırttık :D Bu arada hayır dersimiz coğrafya falan değil, keşke coğrafya olsa ama değil. İlgisi bile yok. Bize Nancy'nin komşularını, Royaume-Unis'nin bölümlerini filan saydırmış olabilir bugün, ama gerçekten dünya coğrafyasıyla ilgili bir ders değil gördüğümüz :D

Bize laf sokarken de çok cooldu kendisi.
Fransızcada bir kelime vardır bilir misiniz? "La responsabilité" (sorumluluk) diye başlayıp güzel güzel giydirdi derse geç girdiğimiz için :D öğrenmeliymişiz bu kavramı, o vakit bon dedik biz de.
***
Akşam üzeri Kadıköyde yürüyorum, nezle olmanın güzel sonuçlarından biri olan göz yaşarması probleminden feci halde muzdaribim. Dışarıdan ağlıyor gibi görünüyor olmam mümkün. Yürürken bir yandan gözlerimi siliyorum falan komik bir durum.
O sırada "ingilizce eğitim düşünür müydünüz?"cülerden biri geldi. (8 yıl oldu düşüneli, yetmedi bir de fransızca düşündük sonra, hatta yakın zamanda bi de italyanca düşünmüyor değilim.) Kağıt uzattı, bir yandan gözlerimi silerken bir yandan da nezlenin etkisiyle tuhaflaşmış olan ses tonumla "teşekkür ederim" dedim. O da acımış gibi yüzüme bakıp "rica ederim" dedi. Sonradan düşündüm de ağlayarak teşekkür eden bir kız görüntüsü çok komik geldi :D ingilizce eğitimle ilgili bi anım varmış, ne zaman bahsi geçse ağlıyormuşum falan gibi de bir senaryo yazdım kafamdan :D insanın evi ve okulu birbirine uzak olunca ve yolun tamamında yalnız gidip gelince saçma sapan şeyler düşünecek bol bol vakti oluyor tabi :D

"ingilizce eğitim düşünür müsünüz"
"ingilizce eğitim"
"ingilizce"
"ing"
***
Yıllar sonra okula gidiş yolumu değiştirdim.
Gidişte ev-karaköy-kadıköy-göztepe
dönüşte
göztepe-kadıköy-eminönü-ev
istikametini kullanıyorum ve ben o yolu kullandığım için şişli otobüsleri artık kalabalık değil, şişli yolunda trafik olmuyor vs. bütün aksilikler bu kez eminönü tarafına toplandı, eskiden tam tersiydi. Var bende bir uğursuzluk ama du bakalım :s
Eminönünden Unkapanı'na gelene kadar Uykusuz'u, Unkapanı'ndan Balat'a gelene kadar da Penguen'i bitirdim bugün. Trafiğin durumunu sizin hayal gücünüze bırakıyorum.
***
Sanırım bende "hareket amiri" tipi var. Yıllardır yolunu kaybeden, hangi otobüse bineceğini bilemeyen bütün yurdum insanları ve kafası karışan bütün turist insanları bana geliyor :s
Normalde yolda müzik dinlediğim için ses duymam. Kim ne konuşmuş, biri arkamdan bağırmış vs. hiçbirini duymuyorum. Sabah gazete dağıtanlarla epey zaman şöyle bir diyaloğa girmişim
-Günaydın
-Teşekkürler
Halbuki nefret ederim bu ukala tavırdan. Günaydına günaydın diye cevap verilir :s

Dün nasıl olduysa öndeki abi ve amcanın diyaloğunu duydum. Abi amcaya 47 nerden kalkıyor diye soruyordu amca da burda bekle dedi. O ara yardım etme aşkıyla yanıp tutuşan ben kulaklıkları çıkarıp "47E burdan kalkmıyor, şu taraftan bineceksiniz" dedim. 47E Esenler ilköğretim okulundan geçiyor mu dedi. Esenler ilköğretim okulunun neresi olduğu konusunda zerre kadar fikrim yok. Bilmiyorum dedim. Benim bineceğim otobüsü gösterip sordu "peki bu geçiyor mu"
"Hayır bu geçmiyor" dedim. Geçiyor olsa görürdüm yolda diye düşündüm. "Hangi otobüs geçiyor o zaman" dedi :s :s
"Bilmiyorum ama bu geçmiyor dedim"
"Neye bineyim" dedi.
"neye bineceğinizi bilmiyorum ama 47E'nin durağı şurası" dedim ve arkama bakmadan kaçtım. Güzel abim, ben ordan hangi otobüsün geçtiğini bilsem sana neden söylemiyim di mi?

Bugün de yaklaşık 20 kişi sırada bekliyoruz.

a: pardon hangi otobüsün sırası bu?
ben: 44B
b: 36CE'nin sırası mı bu?
ben: hayır 36 CE şurdan kalkıyor.
c: 36 CE nerden kalkıyor?
ben: hemen karşıda bakın şu sıra
d: hangi otobüsü bekliyorsunuz?
ben: 44 B
e: Bu sıra 99 sırası mı?
ben: Hayır 44B. 99 şu taraf.
...
Sanırım z harfine kadar gitti bu böyle, İşin tuhaf tarafı sırada daha bir dünya insan olmasına rağmen bütün insanlar meraklarını gidermek için beni seçiyorlar.

Turistler de aynı ışığı görüyorlar bende. Ama turistlere yol tarif etmenin şöyle bir zorluğu var: "Yaşlı teyzeler"

sLn kişisinin yanına turistler yaklaşır, bostancıya nasıl gideceklerini sorarlar. sLn tarif etmeye başlar. Yaşlı teyze rahat durmaz.
"Kızım nereye gidiceklermiş?"
"Nerelilermiş kızım?"
"Nereyi arıyorlar?"

sLn: Bostancıya gideceklermiş teyzecim.
"Söyle onlara burdan 2 katlı otobüsler geçiyor ama daha yeni gitti."
sLn: tamam ben onlara 128 durağını tarif ediyorum zaten.
teyze: ama söyle burdan da geçiyo. Yeni gitti de, diğer durağa gitsinler.
sLn: tamam ben de diğer durağı tarif etmeye çalışıyorum (sen bi sussan :s)
teyze: heh tamam anlat
sLn anlatır, turistler teşekkür eder giderler.

teyze sorar:
"Ne dedin?"

Ya sabııııııııııııır dedim teyzeeeeee

Yaşlanınca ben de öyle olucam di mi 8-)

Büyüyünce hareket amiri mi olsam ne yapsam... {büyüyünce :D}


je voudrais que la rose,
fût encore au rosier
et que ma douce amie
fût encore à m'aime
il y a longtemps que je t'aime
jamais je ne t'oublierai

0 kişi de demiş ki:

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?