27 Mayıs 2008 Salı

İnsan halleri

"Nasılsın?" diye sordum, "iyiyim" dedi. Karmakarışık saçlarına, dağılmış yatağına, etrafa saçılmış eşyalarına baktım, "hı hı belli" dedim.

"Ufff ağız alışkanlığı işte" dedi, "şöyle bir durumda insan ne kadar iyi olabilirse ben de o kadar iyiyim işte. En azından hayattayım bak!"

Masanın üzerinde birkaç kitap vardı. "Bunları mı okuyorsun?" dedim konuyu değiştirmek için. "Hediye onlar" dedi yüzünde uzun zamandır görmediğim bir gülümsemeyle. Sonra birden gülümseme yerini yeni bir keder ifadesine bıraktı. "Rica etsem..." diye başladığı cümlesini bitirmesine fırsat vermeden başımı salladım. Kitapları dolabın arkasına koydum...

Odanın her tarafına dağılmış dvdlerden birkaçını aldım elime. "Çok eğleniyorum izlerken" dedi yüzünde sahte olduğu belli olan bir gülümseyişle. "Eminim" dedim. "O filmlerin benim için neden önemli olduklarını anlatmamı ister misin?" dedi ."Hayır!" dedim. Çünkü iyi biliyordum ki artık uzakta olan o mutlu anlardan bahsetmek geçici bir süreliğine iyi hissettirse de sonradan acı veriyordu...

Mutluymuş gibi yapmak zorunda olmadığını söyledim. Hiç kimsenin hayatı mükemmel değildi ki zaten. Zor zamanlar geçirdiği için kim yadırgayabilirdi?

"Ama mutluyum" dedi. "Huzurluyum bak. Kafam öyle rahat ki bilemezsin. Herşeyin tadına daha iyi varabiliyorum bir süredir. Asıl istediğimin bu olduğunu nasıl fark edememişim bunca zaman?"

"Peki neden yüzüme bakmıyorsun bunları söylerken, neden kaçırıyorsun gözlerini?" diye sordum.

Gözleri doldu. "Ufff hiçbir şey de kaçmıyor yani." dedi. "Öyle korkuyorum ki mutsuzluğumu fark etmelerinden. Herşeyi yanlış yapıyorum, doğru olan ne var ne yoksa mahvediyorum..."

Ağlıyordu. Bense kendimi zor tutuyordum.
"Bir gün her şey iyi olacak" demek dünyanın en büyük saçmalığı olurdu böyle bir anda. Başka insanların acılarını anlatıp haline şükretmesini istemek de bir o kadar saçmaydı. Herkes kendi yaşadığı acının büyüklüğünü bilirdi. Ötesi yalandı. Bir insanın başka birini anladığını söylemesi kadar büyük bir yalan...
Ben sustum.
O devam etti ağlamaya.
O sustu.
Ben ağladım.
O bazen ben oldu, bazen sen, bazen bir başkası...
Kimse başkasının mutsuzluğu yüzünden ağlamıyordu.
Herkesin acısı kendineydi.
Ama ortak olan bişeyler hep vardı...

0 kişi de demiş ki:

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?