31 Mayıs 2008 Cumartesi

Sabah saatlerinde istanbul üniversitesi edebiyat fakültesi koridorlarında dolaşmaktaydım yine. Gayet şık, hoş bir bina, ben eski yerleri severim, fakat dışarıdan gelen biri için biraz karmaşık. Hali hazırda orada öğrenci olan kardeşim sebebiyle ara ara oralara gittiğim için ve o bana gerekli alanların koordinatlarını verdiği için neyin nerde olduğunu bulmakta zorluk çekmiyorum pek.
Yalnız bildiğim birşey var ki "bayan tuvaleti" bulunduğum yere azcık ters. Ama biz hatun kişilerinin saç-baş kontrolü, makyaj kontrolü gibi çeşitli kızsal sebeplerden dolayı sık sık bu mekana uğraması gerekmekte.
"ayııııı tuvalet değil lavabo" diyenlere Yiğitciğimin çizdiği bir karikatürü gönderecektim yazının tam burasında ama bulamadım. Hemen kitabı açtım, görüntü olmasa bile diyalogu siz sevgili okuyucu kişilerine sunuyorum:

-Ertan bunu sana açıklamanın vakti geldi oğlum.. senin baban sen küçükken ölmedi.. hala yaşıyor!
-Nerde şimdi...
-Şu an lavaboda.
-Lavaboda mı?
-Anla canım tuvalette işte.
-Lavabo diyince daha mı kibar oluyo anlamadım...
-Ertan uzatma..
-Lavaboya s.çılır mı kardeşim

Neyse mevzuya dönelim. Bayan tuvaletinin epey uzakta olduğunu biliyorum, erkek tuvaletiyse hemen yanımda. (iki cinsiyet vardır: kadın-erkek. bayan gibi tuhaf bi kelimeyi neden ısrarla kullanırız, kadın kelimesini neden hakaret olarak algılarız konusunda bi sürü insan yazmış ben daha fazla yazmiyim. Bir de "kadın değil kız" diye düzeltme tribi var ki, aman yani :p )

Bir de baktım ki içeride iki abla. Onlar girdiyse ben de girerim yau diyip girdim.
İki abla dışarı benden önce çıkınca tek başıma kaldım ama korkmayın başıma bişey gelmedi :D
Hala saç düzeltiyorum, "aa kalemim akmış" "aaa saçım karışmış" vs halinde 5 dk. takıldıktan sonra çıktım. Kapıda bekleyen erkek kişisi:
"Pardon burası erkek tuvaleti mi bayan mı" diye sordu. Erkek tuvaleti olarak bildiği yerden ben çıkınca ona da tuhaf geldi tabi. Ne var canım ben bilmiyor muyum sanki oranın erkek tuvaleti olduğunu :p
"Ne arıyosun lan erkekler tuvaletinde manyak mısın sapık mısın" demeden kibar kibar sorduğu için ben iyice yüzsüzlüğe vurdum.
"Burası aslında erkek tuvaleti ama bayan tuvaleti çok uzak, kim yürüyecek o kadar yolu, şu an içeride kimse yok ama girebilirsiniz"

İzin verdim bir de yaaa :s
Hayır okuyucu kişisi sapık değilim, erkek tuvaletine gitmek özel zevklerim ya da hobilerim arasında yer almıyor. Tamamen tembellik. Kapıda bekleyen kişiye girmesi için izin vermemse tamamen benim yüzsüzlüğüm :D

***

Lost'um tatile girdi yine, zaten tatil arası dizi veriyorlar diyip klasik türk geyiklerinden birini yapmış olalım. (reklam arası dizi geyiğinden esinlenilmiştir tamamen)

Mutluyum, dizi tahmin ettiğim yönde ilerlediği için daha da mutluyum :) Philadelphia deneyini hatırlatan kaybolma sahnesini pek bir sevdim. (birçok teoride yer almaktaydı kendisi.)

Dizide bir daha görüp görmeyeceğimizi bilemem, en sevdiğim karakterlerden birini görememek elbet üzücü olur ama Des için çok sevindim yaf :$ Aşk budur be :) (Öyle bir söyledim ki, onu görmiicem ama o mutlu olucak aşk budur anlamına da geliyor bu cümle :D Des ve Penny'den bahsediyorum, yanlış olmasın)
Sun en sevdiğim karakterlerden biriyken bu bölümle birlikte Kate'in yanına aldım kendisini. Artık sevmiyorum :/ Hasta etti beni. Oysa ki ben ağlamak istemiştim sen helikopterde kendini parçalarken. Hem zaten çok meraklıysan atlardın helikopter yükselmeden 8-)

Man of faith, man of science çatışması izledik yine bir tane, herhalde bu duruma bayıldığımı söylememe gerek yok =) Locke bayıldığım bir karakter olmasa da man of faith'în tarafındayım elbet. Daha bölüm bitmeden haklı çıkması da ayrı bir güzellik oldu ;) Jack niye dizinin küçük emrahı oldu onu bilmiyorum. Gelen eziyor giden eziyor yazık beee doc'uma :/

Genelde dizinin güzel hatunu bikinisiyle sudan çıkar salına salına kameraya doğru gelir, Lost'ta durum biraz farklı oldu :) Türkiye'de olanlardan sonra bu sahne eklenmiş olabilir :p Diziyi Sawyer yakışıklı diye, herkes izliyor diye izleyen tipler hakkında çok kötü şeyler söylüyorum kabul etmem gerek ama Sawyer'ın hakkını da vermek gerek tabi :p

Bölümü indirip alt yazı bekleyen kimseye olanları anlatmadım, iyi bir kızım ben :)
Bir ara alt yazıyı hazırlamaya bile niyetlendim 8-) Alt yazı tayfası bu hafta yavaşlamıştı, siteler çöktü falan, çok zor zamanlar geçirdi insanlar :D

Bugün bir de alt yazılı izleyeyim dedim. 213 beni hayal kırıklığına uğrattı. En terbiyesiz halimle çeviri kontrolü yapıyorum izlerken evett, alt yazı hazırlamayı bilsem oturup çeviricem ama ne vaktim var ne de alt yazı hazırlama konusunda bir fikrim. Alt yazıyı normal okuyabilmek için srt'den txt'ye çeviriyorum ama sonra bir daha srt'ye çevirip alt yazı olarak kullanamıyorum :D

213'ün çevirileri Jivago'dan daha iyi olurdu genelde, Jivago'nun çok alakasız çevirilerine denk gelmiştik, ama bu bölüm 213 sanırım üzerindeki yoğun baskıdan dolayı epey bir çeviri hatası yapmış 8-) Cümlenin daha doğru bir çevirisi varken ve orada daha şık olacakken farklı cümleler kurmuş, hoş olmamış 8-) En iyisi orijinal haliyle izlemek galiba 8-)

Locke öldü diye yas tutanlara da saygılarımı sunuyorum. Zaman konusunda karışıklık var bir yerde evett ama şu an olanlar, flash forwardlar ve flash backler gayet açık değil mi? Ciddi ciddi son iki sezon John'un olmayacağını mı sanıyorlar, gösterdiği zamanın daha ileri bir zaman olduğunun farkında mı değiller bilmiyorum.

Kate'in telefonda duyduğu sesleri ters çevirmişler, duyulan cümleler inanılmaz ;)

http://www.youtube.com/watch?v=x2203errLVY

0 kişi de demiş ki:

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?