4 Haziran 2008 Çarşamba

Depresyondaymış!

Sağımda solumdaki neredeyse herkes insomniaya tutulmuş, istisnasız hepsi depresyonda, her gece karabasanlarla uğraşıyorlar falan filan. Feci bir rekabet halindeyiz.
-Ben depresyondayım
-Hayır benim depresyonum daha ileri derecede, bende bir de insomnia var
-O da bişey mi benim karabasanlarımın yanında. Keşke ben de insomnia olsam da uyumasam.

Neyin yarışı bu bilmiyorum. Ama feci halde abartıldığını biliyorum :D
Dünya üzerinde var olan bütün hastalıklar bizde mevcuttur efenim. Sende ne varsa 3 katı bende var. Sen kendini hasta mı sanıyorsun, asıl hasta benim hıh la laaa laaaaaaa

Depresyon hakkında bir süre evvel bir kitapta okuduğum bir yazıyı yazacağım. Yazılanları okuyunca "heh evett benimki de böyle, hatta daha da kötüsü" diyecek insanların varlığının farkındayım, ne diyiim yani :D Allah akıl fikir versin.

"Son yıllarda dilimize yerleşen, olur olmaz yerlerde kullandığımız bir kavram depresyon. Eskiden can sıkıntısı, moral bozukluğu,isteksizlik gibi birbirinden ayrı, türlü çeşit tanımı vardı. Durgun, keyifsiz gördüğümüz birine, "Hayrola, iyi görünmüyorsun" dediğimizde, "Moralim bozuk" ya da "Canım sıkkın biraz" diye cevap verirdi. Şimdi herkes depresyonda! Biraz suratı asılan, uykusu kaçan, canı sokağa çıkmak istemeyen ya da sevgilisiyle tartışan herkes, hemen teşhisini koyuyor; depresyondayım!

Hatta birkaç yıl önce bu toplumsal depresyon durumu şarkılara da konu oldu. Feridun düzağaçınkinin ardından Göksel'in şarkısı çıktı piyasaya ve dillere dolandı bu parçalar. Zaten hit şarkılar böyledir. Dile dolanır bir süre. Tuhaf olan şuydu; düğünlerde bile depresyondayım şarkısı çalıyor, gelin, damat, kız tarafı, erkek tarafı ve tarafsız olanlar, yani garsonlar falan piste yığılıyor, "depresyondayım" diye haykıra haykıra göbek atıyorlardı.

Depresyon nasıl bir şey ki insanı böyle zil takıp oynatıyor? Nasıl herkes aynı anda, kitlesel olarak depresyona giriyor? Amirinden fırça yiyen anında depresyona giriyor, on dakika sonra yine aynı amir sırtını sıvazlarsa depresyondan çıkıveriyor. Sahiden zırt pırt girilip çıkılan, gire çıka yalama olan bir kavram mı bu? Öf bu soruları arka arkaya sıralamak bile depresyona sokuyor insanı...

Şimdi depresyon nedir, nasıl bir şeydir, nasıl girilir, nasıl çıkılır, çıkılmazsa ne olur gibi soruları bir tarafa bırakalım depresyon ne değildir, asıl ona bakalım.

Sokaktan beş kişiyi çevirir "Depresyon nedir?" diye sorsak kalıbımı basarım üç aşağı beş yukarı hepsi aynı cevabı verir. İşte, onların söylediklerinin tam tersidir depresyon!

Mesela şunları söylerler büyük olasılıkla: depresyon zayıflıktır, iradesizliktir... Oysa iradeyle uzaktan yakından ilişkisi yoktur depresyonun. Zayıflık falan da değildir. Bal gibi de hastalıktır. Çünkü depresyon sırasında sinir sistemimizdeki bazı hormonlar düzensiz salgılanır. Çok güçlü, aklı başında, ideal insanlar gibi görünen o titiz, kuralcı, her şeyin en iyisini yapmaya çalışan tipler vardır ya, en sık onlarda görülür depresyon.

Depresyon hafif, orta ya da ağır şiddtte olabilir. Ağır depresyon tam bir kilitlenme durumudur. Depresyona giren kişi değil öyle düğünlerde göbek atarak depresyon kutlaması yapmak, yürüyemez, yiyip içemez, kıpırdayamaz kolay kolay. Depresyon sıradan bir moral bozukluğu değildir. Herhangi bir sorunla karşılaşan insanın morali bozulur elbette. Depresyon ise bu moral bozukluğunu abartmak, hayatın geneline yaymak sanılır. Oysa bambaşka bir şeydir. İnsan sevdiği şeylerden bile zevk alamaz olur, kimseyle görüşmek istemez, tamamen içine kapanır. Öyle günde on kere depresyona girip çıkmaz insan. Depresyon, en azından haftalarca, bazen aylarca sürer.

Depresyondaki insan sürekli bir mutsuzluk hali içindedir uyku ve yemek düzeni bozulmuştur, kendini zayıf, çaresiz hisseder, dikkatini toplayamaz, gücü, enerjisi azalmıştır, hatta intihara eğilim gösterir.

"Adamın başına neler geldi, tabi ki depresyona girer" mantığı da yanlıştır. Hayatta karşılaşılan sıkıntılar depresyon nedeni değildir. Olsa olsa, depresyonu tetikleyen faktörlerdir bunlar.

Ayrıca, "Bacak kadar çocukta depresyon mu olurmuş canım" düşüncesi de yanlıştır. Depresyonun yaşla ilgisi yoktur. Çocuklar da girer; hem de nasıl girer!

...

Görüldüğü gibi her can sıkıntısı depresyon olmadığı gibi, depresyon da sıkıntıları abartmak, şımarıklık yapmak değildir. Toplumumuzda "depresyondayım" demek moda oldu son yıllarda. Ama durmadan depresyona girip çıktığını iddia edenler, gerçek bir depresyon hastasıyla karşılaşınca "Amma da abartıyorsun, büyütme artık, neşelen biraz" diye tepki gösterirler. Hatta iki kadeh içmenin, sinemaya gitmenin, kahvede tavla atmanın depresyonu şıp diye keseceğine dair yanlış bir inanç vardır halk arasında. Bu yüzden depresyonlu kişiye yardım etmek için onu sürükleye sürükleye sosyal hayatın içine sokmak adettendir. Oysa depresyon, lastiğin çamura saplanıp arabanın patinaj çekme halidir. Gaza yüklendikçe lastik daha da gömülür. Hatta motor boğulur!"

İlgiyle izleyip gülmekteyiz depresyoncuları ve bitmek bilmeyen yarışlarını :D İşin tuhaf tarafı yine kimsenin kendini görmemesi elbet ;)
Çok şükür ben depresyonda falan değilim ;) Hiçbiriniz de değilsiniz zaten canlar :D La laaaa laaaaaaaaaaa

(Yazı Altay Öktem'in "Sık rastlanan hastalıklar atlası"ndan alıntı. Kitapla ilgili açıklama yapacaktım ama gerek yok galiba. Kitaplar kaç kişinin ilgi alanına giriyor ki sanki :) bilen bilir zaten, bilmeyen de google'dan aratır. Bilmemek değil öğrenmemek ayıp :p )

Sevgiler sunarım efenim

0 kişi de demiş ki:

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?