19 Haziran 2008 Perşembe

İstiklalin delisi

Tünelden yukarı doğru yürüyorum, o sırada sol tarafımdan geçen birinin baktığını hissedip ona doğru bakıyorum.
Tanıdık bir yüz.
Fazlasıyla tanıdık.
Hani hayatının bir yerinde yolunun kesiştiği insanlar vardır, yollar ayrılır, yıllar sonra gördüğünde tereddüt edersin selam vermeli miyim vermemeli miyim diye. Yaşadığım o muydu bilmiyorum. Ama benzer bir şeydi.
O arada geçti yanımdan, tuhaf bir şekilde bir şey söylememi beklediğini hissettim, başımı arkaya çevirip baktım birşey söylemek için.
Hala bakıyordu arkamdan. Sonra döndüm önüme, yoluma devam ettim...
"Erhan abi geçti" dedim sadece.
12 sene sonra koskocaman bir alışkanlığı hayatımdan atmanın bu kadar kolay olabilmesini aslında beklemiyordum.
Yine de peşinden bir oraya bir buraya koşturduğumuz (zaman zaman kendimizi abuk yerlerde bulduğumuz oldu), zaman zaman kendim bile inanmazken saçma sapan bir umuda sarılıp ölesiye savunduğum o adamın yanımdan geçip gitmesi, benim umursamamam... (aslında şu an oturmuş yazıyor olmam umursama belirtisi midir yoksa ben önemli önemsiz herşeyi mi yazmaktayım?)
Tuhaf oldu.
Hani insan bir şeyden ya da birinden ayrıldığında bir süre tuhaf şekilde rahatlamış hisseder ya kendini.. Aslında deliliğe vurmaktır tabi o! Hiç bir kaybedişin ya da ayrılışın rahatlatıcı yanı olduğuna ben inanmıyorum. Bir süre sonra geçer o his. Yerini kocaman bir boşluğa bırakır. O boşluğu 1 günde dolduranlar benim aklım almasa da var. Ben doldurmayı beceremeyenlerdenim :)
Ama tuhaf olan diğer bir şey de bu!
12 senedir hayatında olan bir şeyden vazgeçiyorsun. Aylar geçiyor, evet bir boşluk hissi var ama herhangi bir üzülme belirtisi yok.
Kesinlikle tuhaf.
Benim gibi hayatındaki şeylere abartılı şekilde bağlanan biri için daha da tuhaf.
Keşke bu hale getirmeseydin hiç bir şeyi istiklalin delisi!
Seni sevenler içinde aklı başında olan herkesi kaybettin, çoluk çocukla devam et hayatına (gerek fiziksel gerek zihinsel anlamda) , bak yok hiç biri mutlu musun demek istedim galiba bir ara...

***

Bugün günümü aydınlatan şey şu aşağıda fotoğrafını gördüğünüz şeydir. Masamın üzerinden bana bakmakta şu an. Baktıkça mutlu oluyorum :p (nette resim aratıp herhangi bir dvd'nin kapağını koymadım, kendi dvd'm bu :) ambalajını bile açmadan çektim, yandan görünen şey ortalıkta dolaşan puzzle parçalarından biri, zorlarsanız fotoğrafta yansımamı görmeniz bile mümkün :p)

***
Siyah capri eşofmanım, siyah south park t-shirt'üm (south park'ın aşık çocuğu sevimli sevimli bakıyor :) ) siyah converselerimle topuklu ayakkabı almaya gittim dün :D Tuhaf bir görüntüydü tabi, denerken daha da tuhaf göründüm sanırım :p
Zaman zaman özel günler olduğunda yapmak gerekiyor böyle şeyler. Dün de acele acele ayakkabı arama sebebim Senacığımın sözlenmesi idi. Ne kadar eski arkadaş olduğumuzu şöyle anlatayım: birlikte çekilmiş ilk fotoğrafımız benim bebek mevlütümden, ben annemin kucağında kundağa sarılı şekildeyim, Sena halamın kucağında :) Hayatımın her döneminde yanımda olan nadir insanlardandır. Daha önce de bahsettiğim en yakın arkadaşa hatıra defterinde ilk yazıyı yazdırma durumu vardı, ben Sena yazmadan kimseye yazdırmama konusunda inat etmiştim br dönem :) (hatıra defterimin olduğu dönem işte bu dönem :p )Mutlu ve bir o kadar da heyecanlı olduğu böyle bir günde orda olmamak olur mu hiç :)
Giydim elbisemi ve topuklu ayakkabılarımı gittim :p
***
Beni elbise ve topuklu ayakkabıyla hayal edemeyen herkese selamlar :D Evleneceğiniz zaman haber edin giyinip geleyim :p
Ya da staj yapacağım yere gelin :p
***
Cola bağımlısıyım!
Bu gün yine fark ettim ki cola bağımlısıyım!
Colaaaa colaaaaaa diye dolaştım istiklalde.
Damardan verseler de ölümüm coladan olsa :D Kolumda serumla hastanedeyken anneme teklif ettim aslında bir sonrakini cola olarak almayı ama kızdı. Niye kızdı anlamadım.
***
Güzel uykusuz insanları korkmayın sapık değiliz, peşinize takılmış kiralık katiller de değiliz :D
***
İyi değilim birkaç gündür, can sıkıcılığım had safhada, konuşasım gelmiyor falan filan. Hazirandan mı bilmiyorum.

0 kişi de demiş ki:

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?