8 Temmuz 2008 Salı

Geceden kalan...


(8 temmuz 2oo8, sabaha doğru...)


Onlarca, yüzlerce sLn var sanki beynimin içinde. Ne kadar zaman oldu onlar gelip oraya yerleşeli bilmiyorum. Ama son zamanlarda her daim huzursuzsam, gecenin şu saatinde hâlâ tavana bakıyorsam bütün sorumlusu onlar...


Başımı yastığa koymamla birlikte başlıyorlar hep bir ağızdan konuşmaya. Sustur susturabilirsen... Sadece "içimden gelen sesler" diyemiyorum onlara, başlı başına birey oldu her biri. Eskiden kendimi manyak sanırdım ama bana özgü bir durum değilmiş. Sevdiğim bir yazarın içindeki sesleri anlattığı kitabından sonra fark ettim bunun herkesin yaşadığı bir şey olduğunu.


Sanırım lise yıllarımda fark etmiştim varlıklarını. O zamandan beri de bırakmıyolar işte peşimi...


Uyumlu da sayılabilirler aslında. Nşa birinin sevdiğini hepsi sever, ama zaman zaman da beceremiyor o sesler anlaşmayı. Olan bana oluyor elbet. Onların anlaşmazlıkları bana uykusuzluk olarak geri dönüyor.


Hepsi aynı insanı severler sevmesine ama biri bana sus derken diğer konuş diye bağırır, bir diğeri olasılıkları gösterir, biri cesaret verir, diğeri korkutur... Sonuçsa koskocaman bir kafa bulanıklığı olur.


Susmuyorlar yine bir süredir. Ben susturmaya çalıştıkça azıtıyorlar.


En çok konuşmak istediğim anlarda daha çok susmak benim tuhaflığım olsa gerek.


Misal şu sıra binlerce kelime dönüp dolaşıyor her saniye beynimde. O sesler arttıkça ben suskunlaşıyorum. Halbuki susmam söyleyecek şeyim olmamasından değil, belki de o söyleneceklerin çok fazla olmasından...


Yine susuyorum, sustukça artıyor söyleyeceklerim...


Aslında öyle çok ki söylemek istediklerim. Söylemeyi asla beceremediklerim. Belki asla beceremeyeceklerim... (Tam şu saniye "hep böyle mi olur"u hatırladım)


Hiçbir şeyi zamanında yapmayı beceremedim ben. Her şey sonsuz sandım. Zaman sonsuz...


Belki ben söylemeden de insanlar anlar sandım.


Yüzlerce ses yükseliyor içimden. Her saniye... ve ben hiç olmadığım kadar suskunum galiba. Ağzımı açıp tek kelime edesim yok kimseye. Koskocaman duvarlarım olsun, arkasında beni kimse görmesin istiyorum. Kimse çabalamasın içeri gelmek için. Gelmesi gerekenin aşması gereken bir duvar olmaz zaten! (cümlede yamukluk yok, vermek istediğim anlam tam bu.)


Saat sabahın 4'ü. Yine beceremedim uyumayı bak!

Huzur vermiyor içimdeki sesler.

Düşünüyorum, düşünüyorum, düşünüyorum...

Olmuyor...

(yazarken fonda 11o'dan özledim seni çaldığını hayal edelim hadi 8-) "söylenecek çok sözüm vardı, hepsi yarım kaldı, neler ummuştum hayattan, elimde ne kaldı..." sadece buraya değil şarkının her bir yanına takılmak serbest.)

0 kişi de demiş ki:

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?