10 Ağustos 2008 Pazar

Barışarock'tan kalanlar.





Merak eden olur belki diye barışarock'tan aklımda kalanları şöyle bir aktarmak istiyorum efenim.

Barışarock; nükleere, militarizme, işgale, işgalciye, NATO'ya, IMF'ye, DTÖ'ye, çok uluslu şirketlere, yasaklara, özelleştirmelere, ırkçılığa, cinsiyetçiliğe, homofobiye, milliyetçiliğe... karşı bildiğiniz üzere. (ya da bilmiyorsunuz.) En başta karşı olunan şey de isminden anlaşıldığı gibi "savaş".

Oraya gelenlerin kaç tanesi bunların farkında, kaç tanesi "anam bol bol kız vardır orda gidelim bi şansımızı deneyelim" mantığında, kaç tanesi ergen bunalımını henüz atlatamamış, kaç tanesi emocan, kaç tanesi özenti, kaç tanesi erkek bulmaya gelen tikky hatun, kaç tanesi yeni yetme punk özentisi?

"Sarışınlar boktur" esnasında saçlarının sarı olduğunu (barbie sarısı ve elbet boya) göstermek için arkadaşının omuzuna çıkan kızın durumunu nasıl açıklayabiliriz? Pogo yapan yaklaşık 30 kişilik bir erkek grubunun arasına girmek için arkadaşına yalvaran kızın halini ben açıklayamıyorum, siz açıklayabilir misiniz? Ya da içip içip ne teoride ne pratikte mümkün olmayan, aklınıza gelebilecek her türlü küfürü savuran (olanca sesiyle) kız için ne söyleyebilirsiniz?

İlgi çekmek mi :)

Hı hı yaklaştınız. Bir sebep de bu.


"Buraya niçin geldiniz ki, durmak için mi, hadi konseri birlikte izleyelim" diyen "ağır kıro"nun sözleri aslında herşeyi özetliyor belki değil mi?

İnsanlar güzel şeyler söylüyor orda, güzel şeyler yapıyor, ama benim yurdum insanı bunu anlayamıyor ki...

Seneye yapılmayacağını söylerken verilen mesaj gayet açıktı aslında. Sizin umrunuzda falan değil barış, dünya bilmem ne. "Amacını yitirdi bu organizasyon" derken adamın bahsettiği şeyin ne olduğunu neden o amacın içine edenler değil de gerçekten o amacı benimseyebilen 3-5 kişi anladı sadece?

Birileri hâlâ güzel bir şeyler yapmaya çalışıyor, ama bu ülkede güzel şeyleri anlayabilen kaç kişi var? (diğer ülkelerde durum nasıl bilmiyorum elbet, ama benim güzel ülkemin sınırları içinde gördüğüm şeyler gerçekten hoşuma gitmiyor!)

"Rock festivaline barış için ses çıkarmaya gelen insanların neden çok az bir bölümü konser alanındaydı?" sorusunun cevabı geri kalan herşeyin de cevabına ulaştırır sizi, zaten benden iyi de biliyorsunuzdur bir çoğunuz olanı biteni. Ben daha fazla gerilmeyeyim :) Bahsetmek istediğim güzel şeyler de var çünkü.


Herşeyden önce Barışarock günü sarıyere giderken ineceği yeri bulamam kaygısı yaşamasına gerek yokmuş insanın. Otobüsün muavininin dediği gibi "Herkes aynı yerde inicek zaten" Topluca indik efenim. Otobüsteki insan topluluğu kendimi iyi hissettirmişti aslında bana görünüş itibarıyla. Asıl bombalar alana sabahtan gelmişler herhalde.


Kendisini demet akalın konserinde sanıp kırıtanlar mı ararsınız, sapsarı (o nasıl iğrenç bir renktir) saçları (boyaları), olmayan şortlarıyla arz-ı endam eyleyip sağda solda erkek kesen moroncanlar mı ararsınız, pembe gömlekleriyle güneş gözlüklerinin üzerinden kızlara tuhaf bakışlar atan erkek kişileri mi ararsınız... Doğru yerdesiniz :) Güzel yurdumun herşeye burnunu sokan gençliği de burda ;) Muhtemelen nişantaşı, cadde vs nüfusları epey azalmıştır dün.
Sahnede Mehmet Ali Alabora (ki gerçekten yaptıklarından dolayı takdir ettiğim bir şahsiyettir) birşeyler anlatıyor. Dün savaş çıkmış bir yerde, çevre diyor bu adam yüriicez diyor ne alaka şimdi yaa dizilerde falan oynuyordu bu adam, devam etse ya oynamaya tey tey teeeeeey. (abartmıyorum böyle düşünen tipler var!)


Yıllardır çeşitli şekillerde dinlenmek istenmiş ama bir türlü nasip olmamış insanları dinleme yılı oldu bu yıl benim için:) DD konserinden sonraki erimiş bitmiş halimi anlatmıştım zamanın birinde, başlık olarak da kendisinin bir şarkısından alıntı yapmıştım. ekmek teknesinden hatırladıkları "aman sabahlar olmasın" repliğinden esinlendiğim sanmışlardı da, bozmamıştım :)
(bkz: "müzik durmasın, gündüz olmasın")
Bir diğer "beklenen" de Zardanadam idi. Eh o da oldu. Sanırım bu yıl konserler açısından pek bir şanslıyım :p (kandır kendini la laa)
Prova aşamasındalarken miyopluğumun azcık artmış olduğunu fark ettim zira konserde en önde olmama rağmen gözlüklerimi takıp bakana kadar bütün elemanları birbirine karıştırdım. Sahneden iki tane Erbatur olduğunu fark ettiğim saniye gözlüğümü takıp tekrar bakmam gerektiğini anladım, takınca fark ettim kimin kim olduğunu :)
Konser öncesinden bir diyalog:
Kız: Solistin adı neydi yaa?
Erkek: ne biliyim bee ben burdaki grupların adlarını bile bilmiyorum.
Kız: uff neydi yaaa. Ercüment miydi?
Diğer kız: aa evett evett Ercüment.
1.Kız: Aşığım yaaa baksana ne tatlıııııı
sLn: Ölmek istiyorum!
Konser başlar, büyük bir aşkla şarkılara eşlik edilir, grup için hissedilen şeylerden ötürü tüm elemanlara sevgi dolu bakılır. Çok yakında olduğum için ve çevrede adam gibi eşlik eden tek ben olduğum için (feedback, kulakların çınlasın eg) muhtemelen manyak olduğumu, aşık olduğumu ya da hepsi birden olduğumu sandılar. Olsun, sorun değil, hepsi mevcut 8-) Sizi seviyorum güzel insanlar!
Yeni albümden 3 şarkı söylediler, birkaç tane de sitelerinde dinlemiştim, harika bir albüm geliyor, mutluyum! Video kayıtlarını saatlerdir tekrar, tekrar, tekrar izlemekteyim :p
"sen yoksun
kokun yok,
yaşıyorum ama tadım yok..."
bu güzel şarkılardan biri.
"Seninle kafam güzel,
en derine çekince seni,
dünya bana özel...
kafam seninle güzel,
diner bu yağmurlar
bu günler de geçer
en güzel rüyalar
en tatlı hayaller...
Kafam seninle güzel!"
şeklinde sözlere sahip olan güzel şarkıya aşık olmuş bulunmaktayım. Repeat modda şu an winamp, video dönüp duruyor :)
"benim aşkım", "mucize", "küçük şirin bir cuma akşamı", "mayıs" benzeri bir etki yapacak bana, orası kesin...
(dikkatim feci dağıldı, nelerden bahsedeceğimi unuttum, tam olarak şu saniye oldu, sebepler belli.)
Zardanadam rüya gibiydi benim için. Evet dün bir ara çimlere oturup bağıra bağıra ağlamak istedim, hatta bir ara yan yana masalarda yemek yerken kafamdan bir şeyler geçti, bir kaç kelime..
Öyle tuhaf ki. O insanlar seni tanımıyor, ama kocaman bir yerleri var hayatında ve o kadar yakın hissediyorsun ki, o kadar kocaman ki yerleri beyninde, sanki gidip "yaa abi biraz konuşalım mı" desen "heh gel seni bekliyorduk" diyecekler gibi :) Senin bir hayatın var, onların da kendilerine ait hayatları var, onlar kendi hayatları üzerine şarkılar yapıyorlar, o şarkılar gelip bir şekilde senin hayatına yerleşiyor ve tuhaf bir bağlılık hissetmeye başlıyorsun. Nasıl açıklasam bilmem. Ya da açıklamasam hiç. (beceremeyeceğim zaten) Devam etsem onları sevmeye. Bir yandan gülümserken bir yandan gözlerim dolsa yine. (-sa anlamsız oldu. -du yapalım onu.)
Kaçacağız di mi bir gün buralardan.. Gözlerimizi kapatıp, gökkuşağı düşleyerek...
Günlerce yazarım, bitmeeeeez.
O yüzden Gren'e geçelim. (yine gözüme toz kaçtı bak! bir ara verip toparlanıyım ben.)
Evet efenim Gren'deyiz. Bir kaç aydır dinlediğim bir grup Gren. (tanımadığınız belki adını ilk defa duyacağınız bir grup diye anons edeni şiddetle kınıyorum!)
Demolardan epey daha "sert" bir müzikle karşılaşmak pek hoş oldu :) Sevdiğim şarkılar, yeni duyduklarım, inanılmaz bir enerji. Sahneye yakışmak bunun için mi kullanılıyor acaba?
Çok iyiydiniz be!
Sonra Sakin çıktı. Listeyi ben yapsam versem "edepsiz komedya, laleler beyaz, kırmızı oda, ikarus başarsa ve sentetik sezar"dan oluşan bir liste olurdu. Hepsini söylediniz sağolun var olun. (toplam 8 şarkı söylediler, zaten biri albüm dışı. daha albümleri yokken, onları daha bi çok severken, myspace'te dinlerken tanıdığımız bir şarkı "küçük prens")
Albüm çıkarmadan önce daha fazla sevmekteydim kendilerini, sahne performanslarına da bayıldığımı söyleyemeyeceğim. Hele Gren'den sonra, kesmedi.
Sakin sahnedeyken "bu muymuş mvö" diyip oraya neden geldiğini, orada ne yaptığını, rock müzikle ne kadar alakası olduğunu gözümüze sokan insana sevgiler gönderiyorum. Kendisinin kim olduğunu bilmiyorum ama olsun, o da kendini pek bilmiyor bence:) Gerçi mvö "popüler"dir, hadi sakin'i bilmiyorsun, onu da mı duymadın? eurovision falan. (kötü birşey söylemeyeceğim tamam, "sevmiyorum" demek yeter :p )
Sonra da mvö çıktı. Sevmediğim şeylerden bahsederken çok sevimsiz bir insan oluyorum, o yüzden susuyorum :)
Bizi eve götürmeye çalışan taksici son dualarımızı ettirdi bize yolda. Birilerine ölmeden önce bir şeyler söyleme ihtiyacı hissettim o saniye. Aklımdan geçen insanların kimlikleri kimseyi şaşırtmaz herhalde.
Yoruldum, aklıma gelen birşeyler olursa yazarım yine ki zaten şu yazının şurasına kadar gelebildiysen sana hediye falan alayım ben :)

4 kişi de demiş ki:

e.d dedi ki...

ben bizzat kendim waffle kokusu duymaya gittim.

üstelik canınızı nerde buldunuz ?

sLn dedi ki...

ben bir ara konser alanında bile waffle kokusu duymaya başladım ya 8-) ilişkimiz hiç iyi bir yere doğru gitmiyor waffle'la. Ya obez olacağım ya da görüşmeyi azaltacağız. İnsanın canı her saniye waffle istememeli!

Canımızı nerde bulduğumuz muhabbetini yaparken, diğer bir deyişle virajda kocaman otobüsü sollamaya çalışırken diğer taksiyle burun buruna kaldığımız an bir yandan hayatım gözlerimin önünden geçerken bir yandan da çarptıktan sonra sağ kalırsam ambulans gelene kadar kime ne mesaj atacağımı düşündüm :D şimdi komik geliyor ama bunu gerçekten düşündüm yaa :D çok feciydi :p

delikanlı dedi ki...

tekrarlanmayacak olmasına üzüldüm,slogan atamadan bitti demek barışarock

sLn dedi ki...

insanların annelerine küfür etmeyi "ses çıkarmak" sayan zihniyetle nereye kadar slogan atabilirdik ki zaten ya da neyin sloganını atabilirdik. Bahsi geçen her kim olursa olsun, isterse dünyanın en kötü adamı olsun, bir insanın annesine topluca küfür etmek nasıl bir zihniyetin ürünüdür anlamıyorum ben. Ya da öyle bir ortamda parti bayrağı sallamak? Bizim gençliğimize fazla geliyor bir şeyler galiba. Birilerinin ufku biraz daha açılmadan, neyi neden yaptıklarını anlamaları sağlanmadan yapılmasının zaten anlamı olmadığını gördü kendilerini bu işe adayanlar. Ama gerçekten üzücü. İnsanları bir amaç için oraya topluyorsun ve bakıyorsun etrafına, bunların kaçı anlıyor bu organizasyonun amacını? Zor yaa zor, ne kadar süreceği belli olmayan o aranın verilmesini anlıyorum ve haklı buluyorum aslında...

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?