5 Ağustos 2008 Salı

Cap ou pas cap?

Sabahtan beri film izliyorum, iyi halt ediyorum, aferin bana!

Oyalanmak adına film izliyorum güya. Bazı günler kafamı toplamam gerçekten imkansız oluyor. Daha doğrusu beynim bir şeylere o kadar çok odaklanmış oluyor ki diğer şeylere yoğunlaşamıyorum. İşte o zamanlarda yoğun olarak film izliyorum.

Ama galiba film seçimlerim biraz yanlış :-/

2 hafta önce mecburen yarım bıraktığım Scissorhands'le başladık güne. (100. kez izliyorsam bundan kime ne?)

O kırılgan adam, o naif aşk hikayesi beni kötü yapıyor. Bunu bile bile gidip izlemek de bir nevi harakiri oluyor...

Arkasından "chocolat" ve bir doz daha johnny.
Yanında çikolata olmadan izlenmemesi gerektiği aklımdan çıkmış olmalı ki filmin bitmesini zor bekledim koşup çikolata almak için :D

En son "jeux d'enfants" yaptık, iyi halt ettik.
Fransız filmlerini hâlâ sevmiyorum. Angel-A'ya bayılmış olmama rağmen Fransız filmleri hakkındaki genel yargımı zerre kadar değiştirememişti. Bu saatten sonra da değişebileceğini sanmıyorum.

Ama kötü oldum be...
Bana savaş filmi verin, mafya filmi verin, tarihi film verin... Uzak tutun şu duygusal şeyleri benden!
İyi gelmiyor :(

("jeux d'enfants-çocuk oyunu" gibi sevimli bir ismi olan bu filmi "cesaretin var mı aşka" gibi itici bir isimle sunmak kimin fikriydi merak ediyorum ve saygı duyuyorum. İngilizcesi de "love me if you dare" gerçi, yani suçlu bizimkiler değil, bizimkiler anglosakson insanlarından görüp çevirmişler, neyse. Diyeceğim odur ki jeux d'enfants daha sevimli.)

Film kahramanlarından biri ya da her ikisi mutlu olmamak için direnen tipler olunca elime bulduğum ilk kesici aleti alıp ortalığı kan gölüne çeviresim geliyor. (korkmayın yapmam :) )

Marion Coutillard'ın şan derslerini anlattığı sahnede "edith piaf olmayacağım" demesi, bu filmden 3-4 yıl sonra başka bir filmde Edith Piaf'ı canlandırıp Oscar almasının nasıl bir açıklaması olabilir bilmiyorum. Bu film çekilirken diğer film ne aşamadaydı, oynayacağı belli miydi onu da bilmiyorum, ama şöyle bir gülümsedim öyle deyince :)

İstisnalar dışında Fransız müziğiyle da aram iyi değildir ama "La vie en rose" kulağıma güzel geldi ilk defa :)

Heroes'a devam edecek hâl kalmadı bugün bende.
Gelecek sefer film seçimlerimi daha dikkatli yapacağım.
Hayır hayır ağlamıyorum, gözüme toz kaçtı!

(Fransız sinemasından hâlâ nefret ediyorum. Hele Amelie dendiğinde vücudumun her bir zerresini tarif edemeyeceğim bir sinir kaplıyor. İnsanlar ondan dünyanın en güzel filmiymiş gibi bahsettiklerinde sinir katsayım iyice artıyor. Sanırım Fransız sinemasına olan nefretimin doğuşu o filmi izlediğim saniye gerçekleşti :s )

(başlıkta yazan ne ola ki cümlesinin cevabı için buyrun ekşi sözlüğe: http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=cap+ou+pas+cap )

2 kişi de demiş ki:

freudiye dedi ki...

soundtrack i gülay mı söölüomuş:p

jeux d'enfants güzel bi film
filmle ilgili anlayamadıım tek şey enfants çoul ya neden des diil de d' var article olarak

fransız sineması çok iç açıcı deil kabul ediorum ama...
tamam susuorum
amelie sevgimden bahsedip seni fitil etmiicem:)

choristes'i denemen tavsiye ediliğ

sLn dedi ki...

öyle üstüste fransız filmi izlemeyi bünyem kaldırmıyor :D
senede 1 tane yeter :p

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?