30 Ağustos 2008 Cumartesi

Şiirler, tesadüf olmayan tesadüfler, İlhan Berk...

İnsanlar kendi kendilerine şarkı söylerler ya hani, benim beynime zaman zaman şarkılar yerine şiirler takılıyor, sabah uyanır uyanmaz bir şiiri düşünmek tuhaf biliyorum. Ama oluyor işte, ne yapabilirim ki...
Bazen birkaç gün tekrarlıyorum içimden sevdiğim dizeleri, sonra epey zaman unutuyorum, sonra bir sabah yine...

Geçtiğimiz günlerde de "aşk" diye bir şiir takılmıştı öyle. Orta okul yıllarımdan hatırladığım bir şiir.

aşk

sen varken kötü diye birşey bilmiyorduk
mutsuzluklar,bu karalar yaşamda yoktu
sensiz karanlığın çizgisine koymuşlar umudu
sensiz esenliğimizin üstünü çizmişler
nicedir bir pencereden deniz güzel değil
nicedir ışımayan insanlığımız sensizliğimizden.
sen gel bizi yeni vakitlere çıkar

Şiirin peşime takılmasından 2 gün sonra da şairinin vefat haberini aldık işte...
Bir anlam yüklenmemeli elbet ama hiçbir şeyin tesadüf olduğuna da inanmıyorum bu hayatta.
Tuhaf...

"Yazmak mutsuzluktur, mutlu insan yazmaz" dermiş İlhan Berk. Ben sonuna kadar katılıyorum ama katılmak istemeyenlere de bir şey diyemeyiz elbet. Herkes aynı şeyi düşünmek zorunda değil...

Her bir dizesini ayrı ayrı sevdiğim o şiir birkaç gün daha peşimde olacak muhtemelen.

Hayat mı çok tuhaf yoksa ben mi bu ara hep tuhaf olan yüzüyle muhattap oluyorum? Aslında hayat hiç olmadığı kadar sakin bu günlerde... Hayattan ziyade karışık olan şey kafam. Yapılacaklar, yapılması gerekenler, yapmak istenmeyenler, doğrular, yanlışlar, neden böyle oldular, isyanlar, kabullenişler, kabullenemeyişler, bir yerlere sürüklenişler, kendini anlatamama sıkıntıları, hayatına müdahale etmek isteyen herkesten nefret etmeler, asla karşılayamayacağını bildiğin beklentiler, gelecekteki hayal kırıklıkları falan filan.

"ne yaptıysam, dünyada yaşamayı öğretemedim kendime. dünyayla aramda hep sorunlar oldu. rahat bir adam olmayı istedim hep. ama işte sokağa çıkıp rahatça yürüyemiyorum. öylece bakıp duruyorum sokağa, onu yazmak istiyorum. bir kadının yüzü ilgilendiriyor beni. cehennem diyorum ya hani, böyle bir şey işte." demiş Üstat. Mekanı cennet olsun...

"Sonra birdenbire büyük bir sessizlik oldu
Bu dünyadan İlhan Berk geçti dedim yürüdüm."

bir şiir daha:

UZUN KARANLIK

Neydi o güneş o sular güneşi çıkı çıkıveriyoruz
Ben seni alıyorum seni cumartesi çocuğu soyuyorum
Birden bir yerlere gidiyoruz bir yerlerden geliyoruz
Bungun, karası, bak diyorum bak acunsuzluk önün diyorum
Hiç yokken böyle diyorum böyle güzel diye diyorum
Sonra birdenbire sen yoksun işte birdenbire yoksun
Bakıyorum Amerikan bir gök sıkılıyorum kalkıyorum
Sen yoksun ya seninle binlerce yerim yok.

Bir sabah uyandım bütün dörtleri beş yaptım.
Çıktım bir bir camları, caddeleri indirdim ses yok.
İnsan böyle n’apar bilmem seni hele bak hiç bilmem
Gidip ağaçları tutuyorum, çocukları çocukları öpüyorum
Durdum bir yerden göğü, sokakları hep sokakları dinledim
Evlerini deniz yıkayan bir kıyıdan bağırıyorsun bana
Bir soluksuzluk bir duvarlar bir duvarlar duyamıyorum
Böyle bir uzun karanlıktan bağırıyorum bağırıyorum

...

1 kişi de demiş ki:

delikanlı dedi ki...

Üç kez seni seviyorum diye uyandım
Üç kez seni seviyorum diye uyandım
Tuttum sonra çiçeklerin suyunu değiştirdim
Bir bulut başını almış gidiyordu görüyordum.

Sabahın bir yerinden düşmüş gibiydi yüzün.

Sokağı balkonları yarım kalmış bir şiiri teptim

Sıkıldım yemekler yaptım kendime otlar kuruttum
-Taflanım! diyordu bir ses duyuyordum.

Cumhuriyetin ilk günleri gibiydi yüzün.

Kalktım sonra bir aşağı bir yukarı dolaştım
Şiirler okudum şiirlerdeki yaşa geldim

Karanfil sakız kokan soluğunu üstümde duydum.

Eskitiyorum eskitiyorum kalıyor ne kadar güzel olduğun.

ben de bu şiirini paylaşmak istedim

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?