19 Ağustos 2008 Salı

şizofrenik zırvalar I

Gözümü açtığımda yanı başımda oturmuş uyanmamı bekliyordu. Gözlerimi kapatıp tekrar açsam "oh be rüyaymış" desem, burda olmasa diye geçirdim içimden. Ama rüya değil farkındayım!
Yüzünde o sinirimi bozan gülümsemesiyle "günaydın" dedi.

-Daha aydınlık bir gün hayal edemiyorum doğrusu!
-Ne dedin?
-Yok, yok bir şey. Neden geldin? Rüyanda mı gördün beni sabah sabah?
-Aaa kalbimi kırıyorsun, özlemedin mi beni?
-Özlemez olur muyum hiç? Gözlerim yollarda kalmıştı, hasretle bekliyordum günümü zindan etmeye geleceğin zamanı.
-Ben senin için uğraşıp didineyim, senin söylediğin şeye bak!
-Yaa söyler misin artık ne istediğini!
-Konuşmak istedim, olamaz mı yani?
-Olur, olur tabi. Olmaz mı hiç!
-Hadiiii asma yüzünü, hayatında olan biten her şeyin sorumlusu benmişim gibi neden her defasında bana çatıyorsun?
-Canımı sıktığın için olabilir mi?
-Daha çok sıkayım o zaman. Her şeyi kendi kendine yapıyorsun sen!
-Sağol..
-Yazdıklarınla ilgili konuşmaya geldim.
-Yeterince bıkmış hayattan, fırsatı kaçırmayayım, biraz da ben üstüne gideyim dedin yani.
-Haha. Beni hiç tanımamışsın sen. Senin kötülüğünü ister miyim hiç? Bunca yıl hep senin yanında olmadım mı?
-Ee ne diyeceksin? Söyle de git artık..
-İlkokuldan beri günlük tutan kız sonunda düşüncelerini benden başka birileriyle de paylaşmaya başlamış, bu bir ilerleme bence, gurur duydum seninle güzelim.
-Seninle paylaşıyor muydum yoksa sen zorla mı dahil oluyordun?
-Hadi amaaa, günlüğüne ikinci tekil şahıs olarak hitap ettiğin günlerde o defterin seni anlayacağını düşünmüyordun değil mi? Camın önünde yıldızlara bakıp konuşurken sahiden onlara mı anlatıyordun derdini? Yoksa bana mı? Bir ara da bir oyuncak ayın vardı hatırlar mısın?
Sıra arkadaşının hediyesi. Onunla da konuşurdun. Ya da onunla konuşur gibi yapıp bana anlatırdın mı demeliyim?
-Tamam kes.
-Büyümüşsün sen, onu fark ettim. Sıkıntıların daha gerçek. Yaraların daha derin. Hâlâ güçlü numarası yapıyorsun küçükken olduğu gibi. O zaman da ağlamazdın kimsenin yanında hatırlar mısın? Sana dair hiçbir şeyi bilmesinler isterdin. Hep kontrol manyağıydın yani. O zaman yaşadığını sandığın şeyler yakardı canını, şimdi gerçekten yaşadıkların yakıyor ve sanırım bu defa canın daha fazla yanıyor.
-Büyümek mi diyorlar buna?
-Hı hı. Bak sene 99. 1 Temmuz. Sövüp durmuşsun başkalarına benzemeye çalışanlara. Hâlâ anlatamadın di mi bunun kötü olduğunu insanlara? Bakıyorum da hâlâ benzer şeyler yazıyorsun.
-Hâlâ aynı yerde sayıyorsun desene şuna.
-Haklısın, o da olur. Eskiden kızdığında eski yazdıklarının üzerini karalardın. Baksana şu sayfalara, tek bir kelime bile okunmuyor. Şimdi ne yapacaksın?
-Karalama şansım yok, yazdıktan sonra silmek özellikle zaman geçtikten sonra silmek çözüm olur mu bilmem. Yapacak bir şeyim yok senin anlayacağın. Kontrollü olmaya çalışıyorum.
-Neden şaşırmadım?
-Beni tanıdığın için olsa gerek.
-Kontrol manyağı sLn!
-Sağol.
-Bak yine 99'da günlüğüne bir alıntı yazmışsın: "Ama riskler alınmalıdır, çünkü hayatımızın en büyük riski hiç risk almamaktır." Şimdi ileride olacakları, insanları vs düşünüp yazmaya tırsıyorsun. Çelişki değil mi bu? Hani alınmalıydı bütün riskler?
-Tırsmak demesek.
-Ya ne desek?
-Deme bir şey boşver. Ne demek istediğini anladım zaten. Galiba bu da büyümekle ilgili... Büyüdükçe korkaklaşıyorum.
-Aaa bak, 9 Nisan. İlk konser. O zamanlar çocuk heyecanıyla anlatırdın mutlu olduğun günleri. Şimdi o adamdan aynı heyecanla bahsetmiyorsun. Hatta nefret dolu gibisin. Ama bir şey söyleyeyim mi şimdi daha samimi anlatıyorsun önemli günleri. Bir şeyler yaşamış, hayata o zamankinden daha farklı bakan bir kız gibi.
-Sağol, eksik olma.
-Gelelim asıl konuya. Bak tarih 24 Haziran. Süper gururlu sLn asla yapmayacağı şeyleri anlatıyor! 14 yaşındayken atıp tutmak kolaydı di mi? Şimdi ne oldu, nerede o gururun, o güçlü boyun eğmeyen tavırların?
-İnsanın bazen gurur denen şeyden çok daha fazla önem verdiği şeyler oluyormuş hayatta. Tecrübeyle sabit! Yemişim gururunu bilmem nesini diyorsun bir yerden sonra. Hiçbir şey daha önemli değil diyorsun...
-Önem vermek derken bahsettiğin şeyin "çok sevmek" olduğunu ben biliyorum ama başkaları bilmiyor biliyorsun değil mi? Hâlâ ödünü koparıyor bazı kelimeleri kullanmak. Ayrıca bunları anlatman gereken kişi ben değilim onu da biliyorsun, ben zaten biliyorum bunları.
-Hı hı. Bu da mı büyümekle ilgili?
-Bilmem...

(dvm eder yine.)

3 kişi de demiş ki:

e.d dedi ki...

devam etsin n'olurrrrrrrrrrrrrrrr!!!

selin seni seviyorum ya. neden böyle yapıyorsun anlamıyorum ama seviyorum leyn !

mehmet cihan alparslan dedi ki...

Büyüdükçe eskisiyle çatışan düşüncelerden doğan şizıfreni belirtileri..), sanırım birçoğmuzda var bu.

sLn dedi ki...

2o-3o yaş dönemleri böyle geçiyor sanırım, artık çocuk değilsin, oturtmaya çalıştığın bir hayatın var,istediğin yaptırmak için ağladığın o günler hâlâ yakın olduğu için hâlâ ortalığı yıkmak istiyorsun bir şey istemediğin şekilde gittiğinde... Büyük sayılıyorsun ama çocukluk yılların henüz çok yakınındalar, huzur vermiyor o yıllardan içinde kalanlar, aklında kalanlar falan filan. Böyle bir durum işte :)
Doğrudur, herkes yaşıyordur, ya da büyük bir çoğunluk. Umudum var ama, bir gün biter :)

Edacım cnm bnm havaya sokma böyle beni :) Geçen gece sabahın 5.inde yazıldı bunlar, devamı da hazır. Hepsini birden yazmayayım dedim. İçimdeki manyak bana huzur vermeyi bırakmadığı sürece devam edeceğim zırvalarıma herhalde:)

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?