20 Ağustos 2008 Çarşamba

Şizofrenik zırvalar II

-Düzenli olarak "dünyadaki bütün erkeklerden nefret ediyorum" derdin hatırlıyor musun?
-Hem de ortada hiçbir sebep yokken di mi:)
-Evet, feminist olacaksın başıma diye çok korktum ne yalan söyleyeyim.
-Olmadım ama bak, hem olsam daha iyiydi belki..
-Oooooof saçmalama yaa. Hadi konuyu değiştirelim. Mecidiyeköy Lisesi'ne gitmem diye kaç gün ağladın hatırlıyorsun di mi?Arkadaşlarının gittiği o salak liseye gitmek için kendini paralamıştın. Daha düzgün bir eğitim yerine arkadaşlarını seçmek istemiştin. "biliyorum Mecidiyeköy kat kat daha iyi ama ben arkadaşlarımı istiyorum" diye ağlamaya başladın mı susturamazdık seni. Hep varmış bak dengesizliklerin.
-Dengesizlik demeyelim. Tamam o mantıksızdı kabul ediyorum. Nerden bilebilirdim Mecidiyeköy'de kat kat iyi dostlar edineceğimi? Evet o mantıksız ama bazen bazı şeyler geçebiliyor hayatındaki her şeyin önüne. Yapacak bir şey yok.
-Neden bahsettiğini sanırım biliyorum.
-Tamam kapat konuyu.
-Haha bak bu çok komik. "Doğru dürüst zevkleri olmayan, neyi sevdiğini neyi savunduğunu bilmeyen insanlar benim sevdiğim şeylere laf söyleyip akıllarınca kendilerini kanıtlıyorlar. Aslında komik duruma düşüyorlar."
"Ben X'i çok seviyorum ama Y kendini benim en yakın arkadaşım olarak görüyor ve X'i kıskanıyor. Ne yapıcam ben bununla yaa. Aralarında kalıyorum"
"X kişisi sınav notları konusunda durmadan benimle yarışmaya çalışıyor, ben onun rakibi değilim ki arkadaşıyım!"
sene 2ooo. Tanıdık mı bu sözler?
-Sene 2oo8. Hâlâ zaman zaman şikayet ediyorum benzer şeylerden di mi? Hele ilk cümleden hâlâ kuruyorum bol bol.
-Evet.
-Düşündüğüm gibi kocaman bir değişim barındırmıyor belki hayat içinde ne dersin? Aradan geçen 8 yıla rağmen şikayetlerim aynı. Belki 18 yıl geçince de aynı olacak.
-Kesinlikle! Aaa bak değişmediğine bir örnek daha. 2ooo'de yazmışsın bunu yine.
"İstanbul'da gitmeyi en çok sevdiğim yer Taksim"
-Ha ha hep böyleymişim bak ben. Hâlâ kendimi en çok orda mutlu hissediyorum. Aitlik hissi gibi.
-Bütün hüzünleri ikinci bir emre kadar erteleyen yaşlı adamı hatırlar mısın?
-Nasıl unuturum..
-Şimdi bakıyorum da ertelemeye çalışmıyorsun o hüzünleri. Bir parçan gibiler adeta.
-O zaman daha kolaydı hayattan kaçmak. Şimdi istesem de kaçamıyorum. Hem isteyip istemediğimi de bilmiyorum.
-Hayatındaki ya da hayatımızdaki bir bölümü düşündükçe gülüyorum. Yazdıklarını oku bak, sen de gülersin. Yakıp yıkıyorsun ortalığı.
-Haha, anladım tamam bahsettiğin zamanı. Kapat o konuyu. "Kayıtsız"ım artık o zamana.
-Sanki hiç olmamış gibi di mi?
-Evet.
-Daha derinini, daha büyüğünü yaşayınca...
-Tamam kapat konuyu, yok o zamana dair hiçbir şey hayatımda. Silindi, bitti, gitti. Öncesi yok.
-Ne diyordu o sevdiğin şarkıda adam? "Senden öncesi silindi gitti"
-Susacak mısın?
-Tamam, tamam, tamam, çok sinirli oldun farkındasın di mi? Bak bu baktığım sayfadakiler seni mutlu edecek :)
-Oku bakalım ne yazmışım.
-Marta Hocanın bir gün sana telefonda söylediklerini hatırlıyor musun?
-Hımm hayır.
-Hepinizi seviyorum ama senin yerin çok ayrı demiş. Ne kadar mutlu olmuştun, nasıl unutursun? Çok önem verirdin ona. İnsanları çok seviyorsun ve onlar da seni aynı şekilde sevsinler... Aman yaaa, gözleri doldu yine, gülümsemeliydin burayı okuyunca!
-Tamam sakinim tamam...
-Bak insanların dürüstlüklerini, samimiyetlerini sorguluyormuşsun o zaman da. Hep "acaba"ların varmış, hâlâ aynı yerdesin, bir adım bile ileri gidememişsin..
-Hep açık olmayan insanlara mı denk geliyorum sence?
-Belki sen de yeteri kadar açık değildin. Her şeyi anlattığını sandın. Ama senden ve benden başka kimse bilmedi çoğu kez o insanları anlatabildiğinden çok daha fazla sevdiğini.
-Bu kadarına gücüm yetiyor, zorlasam da değişemiyorum.
-Haklısın belki. ama bir gün...
-O bir gün hiç gelmeyecek!
-Karamsarlık sana yakışmıyor biliyor musun? Nerde o inatçı sLn?
-Keşke bilsem...
-Eskisi kadar güçlü değilsin, o inatçı, kararlı sLn'i göremiyorum sana baktığımda. Yorgunsun. Çok şey yapmak istiyorsun ama yapmıyorsun.
-Hayat böyle. Yaşananlar değiştiriyor insanı. Bazen de şartlar böyle olmaya zorluyor.
-Neyse, susalım yoksa ağlarsın yine sen. Aaa bak 2oo2'de rock grubu kuruyordunuz ne oldu?
-Hahahahahahahaha, unutmuşum o geyiği ben yaaa :) Solist de bendim di mi?
-"dağları deldim tek başımaaa çölleri aştım bir tek ben erleri yendiim kız başımaa sende yıkılmaaaam"
-Ne kötü günlermiş :) Elimizde elektro gitarla balkonda playback yapardık. Dinleyiciler karşıdaki iş hanının bütün çalışanları ve yolun kenarında bankta oturanlar :)
-Alt taraftaki kuyumcu dükkanlarını unuttun herhalde?
-Aaa unutur muyum :)
-Nothing else matters çalmaya çalışıp beceremezdiniz. Cranberries olayı ayrı bir komediydi zaten.
-Ufff sorma, kızlar gitarları alıp show yaparlardı ben milleti izleyip gülerdim. Ne günlerdi yaaa. Bu arada iyi karıştırdın günlüğümü sen de hee.
-Karıştırsam ne olur? Yazarken yanında değil miydim? Aaa bak ne buldum. sLn birden tiyatrocu olmaya karar verir, Şehir tiyatrosu kadrosunun yarısı seferber olur.
-Abartma be yarısı değil.
-Provayı izle, gel provaya katıl, konservatuar sınavlarına kayıt yaptıralım.
-Hahaha bıkmışlardı di mi benden?
-Muhtemelen. O zaman daha mücadeleciydin. Kafana bir şey koydun mu elinden gelen her şeyi yapardın.
-Elimden gelen artık yetmiyor. Bıraktım hayatı kendi haline, birileri tutup beni çeker, bir yerlere götürür diye bekliyorum.
-Eski sLn'i daha çok seviyordum ben.
-Ben de...

0 kişi de demiş ki:

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?