8 Ağustos 2008 Cuma

Tepedeki çimenlik



Sabah uyandığımda güneş parıldıyorsa değmeyin keyfime!
Hele mevsimlerden ilkbaharsa...
Nasıl çıkacağımı bilemem yataktan. O günlerde ağaçların yeni yeni çıkmaya başlayan yapraklarını görmek inanılmaz bir mutluluk! Dünyanın en güzel yeşili...
Yeni bir grup var. Güzel müzik yapıyorlar. Tüm arkadaş grubum hayran onlara. Hele bir şarkıları var, şiirmiş orijinali. Ama şiirini pek bilmiyorum. Şarkıyı ne zaman dinlesem gözlerim doluyor. Grup hakkında bilgi alınacağı zaman başvurulan makam benim. Haklarında herşeyi biliyorum. Elemanların isimleri, şarkılar, şarkıların sözleri, bestecileri, söz yazarları.. Merak ettikleri şeyleri hep bana soruyor bizimkiler...
Havanın güzel olduğu o günlerde 2 arkadaşımla birlikte evimizin yakınındaki tepeye çıkıyoruz. Etrafta fazla ev de yok insan da.
Bahar gelmiş, güneş parıldıyor ama hava soğuk. Gerçi soğuğu umursayan kim?
Üçümüz aşığız, nefret ettiklerimiz var, kimseye söyleyemediklerimiz... Sesimizi duyuramayacağımızı bilsek bile içimizde kalanları haykırmak için en uygun yer orası.
Arkadaşlarımdan biriyle aynı insana aşık olmuşuz bir dönem :) Ben "tamam" demişim, "yokum ben". Bir de kendini kötü hissetmesin diye "hem ben galiba siyahlı olandan hoşlanıyorum" demişim. Yaş henüz 1o :)
2 kez yapmıştım onu, diğerinde de sanırım 14 yaşındaydım.
-sLn sana bişy söylemem gerek. Sanırım X'ten hoşlanıyorum ben.
...
-Ne oldu sLn?
-Sanırım ben de...
Günlerce düşündükten sonra bir kez daha "tamam" demişim. "aman bee arkadaşımdan önemli mi" diye de eklemişim sonuna :)
O yaşlarda öyle oluyormuş. Herşeyin önüne geçebildiğini öğrenmeme daha bir kaç yıl varmış 8-)
Neyse... Çıkıyoruz tepeye. Her yan yeşil!
Hele bir de papatyalar açmışsa mutlu olmamak elde mi?
Islak toprak kokusu.
Yemyeşil çimenler.
Saçlarımızda papatyalar.
Sesimiz kısılana kadar bağırıyoruz boşluğa.
Hayaller...
Aşklar...
Nefretler...
Daha yükseklere çıkmamız gerektiğinde beni tutup çekmeleri gerekiyor. Tırmanmayı beceremiyorum :) (Hayata devam edebilmek, bir şeyler yapabilmek için de elimden tutup çekmeleri gerekiyor zaten beni. Tuhaf di mi?)
Yükseklerden bakıyoruz İstanbul'a. Ufukta neresi olduğunu bilmediğimiz yerler.
Parıldayan güneş.
Dilimizde o gruptan şarkılar.
Saçlarımızda papatyalar.
Tüm dünyaya duyurmaya çalıştığımız kelimeler.
Yüzümüzde bir gülümsemeyle iniyoruz aşağıya. Bir daha ne zaman çıkacağımızı konuşuyoruz, evlere dağılıyoruz.
Sene 97.
Ben 11 yaşında küçücük bir kızım!
Aslında hayata dair kocaman hayalleri olan, kocaman yüreğiyle herşeyin üstesinden gelebileceğini sanan kocaman bir kızım!
(isim Bulutsuzluk Özlemi'nden çalıntı. Bilmeyen varsa diye...)

0 kişi de demiş ki:

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?