15 Eylül 2008 Pazartesi

Ben (4)

*Ben sanırım kendimi anlatmayı seviyorum :) Aslında şöyle bir durum var, daha önce de bahsetmiştim, beni en çok geren cümlelerden biridir "kendinden bahsetseneee". Herkes böyle şımarık kız tonunda sormaz tabi, bazıları öyle bir sorar ki bahsetmeye tırsabilirsiniz. Anladığınız gibi bu konuyla ilgili bir anı mevcut ama anlatmayacağım :) Yazmayı konuşmaktan daha kolay bulan bir insanım sanırım :) Yazarken kasılmıyorum fazla. Gerçi konuşurken de karşımdakine bağlı olarak kasılma durumuna geçiyorum. Oooof bu uzun bir konu, buna da girmeyelim :) Yine daha önce bahsettiğim başka bir şey vardı, iyi niyetle yaptığım bazı hareketler başkaları tarafından yanlış anlaşılabiliyor ya da bazen çok minik önemsiz bir harekete kocaman bir anlam yüklüyorum ve insanların bunu anlamalarını bekliyorum, anlamıyorlar tabi. Bu yüzden kimseye kızamam. Çok çok sevdiğim insanların sevilmediklerini hissetmeleri bundan 8-) Her neyse. Anlaşılabilmek için bir kılavuz hazırlasam da insanları kırmasam, onlar da beni çözmek için uğraşmasalar demiştim. Sanırım bu "ben" başlıklı yazılarla yavaş yavaş o kılavuzu hazırlıyorum :D

*Özenti diye tanımladığımız bir insan grubu var hani, başkalarının zevklerine, düşüncelerine bakarak kendini değiştirmeye uğraşır, çoğunlukla ne yaptığını bilmez, sevdiği şeyin özelliklerini bilmez, neden sevdiğini de bilmez. Aslında ciddiye alıp oturup konuşmaya da değmez pek, ancak geyik yapılabilir kendileriyle. Hem ne hakkında konuşacaksınız ki? Aynı anda birbirine zıt iki ideolojinin yine birbirine taban tabana zıt iki fikrine inanabilir bunlar. (var böyleleri, gördüm de konuşuyorum:) ), pop-arabesk arasında gider gelir ama süper rocker'dır aslında ya da kendini öyle sanır. Süper yabancı dil bilir, kurduğu cümleleri başlangıç seviyesindekiler bile kurmaz, kibarca düzeltmek istersin kızar. (herkes her şeyi bilmek zorunda değil, biliyormuş gibi davranmak gereksiz o yüzden..) Bir tarz müzikten nefret ettiğini söyler, 3 gün sonra o tarz müzik yapan bir insana aşık olduğunu söyler, aslında bütün derdi farklı olmaktır, o yüzden "ayy nefret ediyorum" ifadesini kullanır sık sık, tarzı bildiğinden falan değil. Nefret eden insan dinlemez di mi? Sonra anlamadığı filmleri kötüler, yine amaç ortamda ilgi çekmektir. Bilirsiniz işte bahsettiğim tipleri. Konuşmaya çalıştığınızda her şeyi bilen muhteşem insan havasında olmaları ortak noktalarıdır. İşte ne yapıyoruz biliyor musunuz? Keyifsiz olduğumuz anlarda bunlardan birini buluyoruz, neşemiz yerine geliyor :) Benimki geliyor en azından ;)

*Ben aylar önce Zardanadam yeni albüm kayıtlarına başlıyor diye not düşmüşüm defterime. Ama yazmayı unuttum tabi. Bu defter buraya yazılanların bir kısmının ilk halleriyle yer aldıkları defter. Aslında daha çok buraya yazamadıklarım var orda. Öyle bir defter işte... bir tür günlük de diyebilirsiniz. Bahsi geçen albümde olacak şarkılar şimdiden heyecanlandırıyor beni.. "Kafam seninle güzel, en derine çekince seni dünya bana özel!" ya da "sen yoksun, kokun yok, yaşıyorum ama tadım yok" gibi...

*İnsanlar muhteşem bölümlerde okuyorlar, herkes acayip memnun, ebeveynler girilen her ortamda çocuklarını yere göğe sığdıramıyorlar, öve öve bitiremiyorlar adı sanı duyulmamış üniversitelerde bir işe yaramayan bölümler okuyan çocuklarını. (her yıl yeni yeni vakıf üniversiteleri açılıyor biliyorsunuz.) Söylediklerine kendileri inanıyorlar mı merak ediyorum?! Annemi feci halde daralttıkları için hepsine uyuz oluyorum bu insanların! Çocuğunu övebilirsin tabi ama yalan söylemek farklı bir şey... Canım annem kabalık olmasın diye tepki vermiyor hiç birine. Doluyor doluyor eve gelip bana anlatıyor sonra... Üniversitede takdir belgesi alan akrabalarım var benim. 2 yıllık bölümü bir türlü bitiremedi ama takdir belgesi aldı, bildiğiniz lisedeki takdir belgesi bu, farklı bir şey hayal etmeyin. Gülebilirsiniz burada :D Ben aklıma geldikçe gülüyorum :)

*"9 tenths" filminin DVD'sinin kapağına "Lost'un Desmond'ı başrolde" diye not düşen Kanal D home video'ya sevgilerimi sunuyorum ben :) 2 ay oldu sanırım izleyeli, ama can sıkıntımı unutamıyorum hâlâ. Acaba kafam dağınıktı da o yüzden mi sarmadı film diyorum, iyi düşünmek istiyorum, olmuyor.

*Unisex rock parçaları istediğime dair bir şeyler karalamıştım geçenlerde. (aşk şarkıları konumuz) Defterimde onunla ilgili de birkaç cümle gözüme çarptı, tekrarlamanın alemi yok :)

*Ben Zürih üniversitesinde çalışan bir bilim insanı olsam neyi araştırırdım biliyor musunuz? Bilemezsiniz ki, saçma bir soru oldu bu. "Yürüyen merdivenlerin insan hormonları, duyguları, dürtüleri üzerindeki etkileri" (en doğrusu hangisi olur bilemedim.) konulu bir araştırma yapardım. Etkisi olduğundan eminim ama ne olduğunu çözemedim. Yolda gayet normal yürüyen insanların merdivende birbirlerine "yapışmalarının" bir sebebi olmalı! Uzun süre olsa sıkılıyorlar boş durmaktan diyeceğim ama 20 saniye sürüyor en fazla. Anlamadım gitti bu merdivenlerin biz insanlara ne yaptığını. (Zürih üniversitesini seçme sebebimi de yazayım. Ne işe yaradığını anlayamadığımız araştırmalar okuruz ya bazen gazetelerde, nedense büyük kısmında zürih üniversitesi imzası vardır. Yıllar önce bütün boş araştırmaları zürih üniversitesindeki bilim adamları mı yapıyor şeklinde bir şey okumuştum, o aklıma geldi.)

*Ben düz insanları sevmiyorum. Onlar hakkında uzuuuuun şeyler yazılabilir, aslında yazmaya da gerek yok düz adam işte. Neyse. Düz adam derken neden bahsettiğimi bilmeyen varsa bu noktada iş bilenlere düşüyor, bir zahmet anlatıversinler :)

*Yazın ortasında yağabilecek en feci yağmurlardan birinin en şiddetli saatinde yollardaydım. Üzerinden epey zaman geçti ama anlatmak istiyorum. Öyle bir yağıyor ki şemsiye falan fayda etmiyor, mutlaka ıslanıyorsun. (ben sürekli yanımda şemsiye taşırım ama yağmur çok şiddetli yağmadığı sürece ıslanmayı tercih ederim..) Önce gittim Eminönü'nde ıslandım, ordan Beşiktaş'a geçtim, tekrar ıslandım. Son durak İstiklal! Günün en güzel kısmı :) Yağmur, İstiklal ve sadece ben! Tünel'e kadar yavaş yavaş yürüdüm yağmurun altında... Bir kez daha fark ettim ki yağmur bana en çok huzur veren şeylerden biri. Aslında seçme şansım olsa tek başıma yürümeyi mi tercih ederdim o an emin değilim. (konuyu kapatalım, konuyu açıp sonra kendine kızan bir insan modeliyim ben.) Huzura ihtiyacım olduğunda İstiklal'de yürümek çok sık yaptığım bir şeydir. Tek başıma yürümeyi de bu sıra özellikle tercih ediyorum, çok tahammülsüz bir insan oldum çünkü. Ama o an... Neyse...

*Ben blog listem olayını çok seviyorum, üzerinde yazan "onları da bir okuyun bakalım" ifadesine bakmayın, evet tabi ki ben yazdım ama asıl amacım herkesin okumasını sağlamak değil. Tembel bir insanım, zaman zaman kendi blogumun adresini bile unutabiliyorum ayrıca, voodoo yazıyorum aaa adres neden çıkmadı diye merak etmeye başlıyorum, sonradan adresimin öyle olmadığını hatırlıyorum. Gerçi google chrome voodoo yazdığımda da bulabiliyor adresimi, onu seviyorum :) Yazılarını takip etmek istediğim insanların blog adreslerini oraya ekliyorum, yeni şeyler yazdıklarında hemen görüp okuyabiliyorum. Blog listemi bunun için kullanıyorum yani :)

*Ben günlerdir ortalıkta şu şarkıyı söyleyerek dolaşıyorum, aslında sözlerini de yarım yamalak biliyorum, ama söylemeye çalışıyorum 8-) (Dilara'nın dünkü yazısı üzerine ben de yazmak istedim :) )
Hemen copy-paste yapayım sözleri:

hic bir seyde gozum yok
sen yanimda ol yeter
kapkaranlik odama
mehtap gibi dol yeter

yagmur vururken cama
dalarken gece gama
ozleyen kollarima
usulca sokul yeter

sizlayan her yerimin
su cileli serimin
sahipsiz dertlerimin
caresini bul yeter


8-)
:D

2 kişi de demiş ki:

e.d dedi ki...

''her yağmur damlasını yeryüzüne indiren bir melek vardır çünkü!: ) demişti biri...

sLn dedi ki...

şu cümle üzerine beni nerelere götürdüğünü tahmin bile edemezsin :) sana anlattığımı hatırlıyorum ama başka biri daha anlattıysa onunla arkadaş olmak istediğimi lütfen ilet kendisine =)(altıgende yapmıştık hatta konuşmayı, bak her anı aklımda :) yağmur ve melekler üzerine çok fazla insanla konuşmadım, galiba o yüzden hatırlıyorum. 3 kişi toplam :) biri bunu bana anlatan, ikincisi de sensin.. üçü sorma 8-) )
uzun zamandır yağmur yağarken güzel şeyler düşünmediğimi fark ettim, kızdım kendime... yazacak bir dünya şey geçiyor şu an aklımdan, ne yaptın Eda banaaaa :'(

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?