15 Eylül 2008 Pazartesi

Güllaç



Ramazan ayı bize hangi tatlıyı hatırlatır?
Evet, güllaç :)
Güzel bir Ramazan ayının ortasına gelmişken güllaç diyince aklıma gelen, aklıma geldiği an gülmeye başladığım, ara ara açıp okuduğum, okudukça güldüğüm güldükçe okuduğum bir Erdil Yaşaroğlu yazısı paylaşmak istiyorum sizinle. Size komik gelir mi gelmez mi bilmem ama ben her seferinde sanki ilk kez okuyormuş gibi gülüyorum :)

"Bayılıyom güllaça. O kadar çok bayılıyom ki,
küçülüp içine atlamak istiyorum.

Yumuşak yufkalar üzerinde yürümek, fındık kırıntılarını
avuçlamak, nar tanelerine tekme atmak istiyorum neşeyle.
Ara sıra da eğilip, bi parça güllacı avuçlayıp ağzıma
atmak ve yufkalardan taşan sütleri sıçrata sıçrata koşmak
istiyorum. Çok seviyorum güllacı çook.

Ama içine gül suyu koydukları zaman, sanki yufka,
süt, nar, fındık falan ölmüş de, mevlütüne
gitmiş gibi hissediyorum. Sıkılıyorum,
sevmiyorum güllacı…"

http://www.erdilyasaroglu.com/diyomki/index.php/gullac/#more-23

9 kişi de demiş ki:

e.d dedi ki...

evet gül suyu bozar: )
ama hissiyat süper: )

Sokak Lambası dedi ki...

Çocukluğumun kuytu köşelerinden birinde kalmış ufacık, minicik bir anım geldi de aklıma.
Kısacık bir öykü. Ama çocukken herkesin hayalini kurduğu cinsten. Tatlılar ülkesi miydi neydi ismi hatırlamıyorum. Çocuğun biri bir odada hapis kalıyordu, sonra duvara elini atınca yumuşaklığını hissediyordu duvarın. Aslında duvar lokumdan yapılmış, çocuk yiyerek deliyordu duvarı, karşı odaya geçiyordu... Herşey tatlıdan, çikolatadan. Elini attığı yerden mutlaka bir lokma alıyordu. Sonra uyanıveriyor çocukcağız, bir bakıyor tatlılar ülkesi rüyaymış...
Yazın bana bu küçük öyküyü anımsattı. Çocukluğuma dair hiçbir ayrıntıyı unutmadığım gibi, unutmamışım, unutamamışım...

sLn dedi ki...

Çocukluğa dair olan şeyler kolay kolay unutulamıyor zaten, çocukluğumda dinlediğim/okuduğum masalların, öykülerin öyle çok etkisinde kalmışım ki her bir ayrıntısı aklımda hepsinin. Daima iyilerin kazandığı masallarla büyüyünce çoğunlukla kötülerin kazandığı bir dünyada yaşaması zor oluyor tabi. Öyle işte...
Teşekkürler hikaye için :)

sLn dedi ki...

Edacım yorumunu şimdi gördüm, mail gelmemiş onunla ilgili, blog şu ara benimle dalga geçiyor 8-)
"küçülüp içine atlamak" istiyor ya güllacın, işte sevgi bu bee :) Ben de coca cola şişesinin içine girmek istiyorum mesela :D

diamandi dedi ki...

orhan veli misali :) o da diyor ya rakı şişesinde balık olaydım keşke diye :)

sLn dedi ki...

kendisini çok sevdiğimden midir nedir epey bir etkisi olduğunu fark ediyorum üzerimde. ama rakı şişesi beni pek açmaz, benim hayalim cola şişesi :)

diamandi dedi ki...

olsun oda iyi :D hayaller büyürde büyür zamanla merak etme :D

kNtli dedi ki...

Ama içine gül suyu koydukları zaman, sanki yufka,
süt, nar, fındık falan ölmüş de, mevlütüne
gitmiş gibi hissediyorum. Sıkılıyorum,
sevmiyorum güllacı…"
valla buna nasi güldüm anlatamam:D ben de severim gullaci ama hiç böle düşünmemiştim:D

sLn dedi ki...

Yazıyı okuduğumdan beri her güllaç yiyişimde küçülüp içine atlamak nasıl olur diye hayal ediyorum :D Fena olmaz aslında :p

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?