24 Eylül 2008 Çarşamba

kabus!

Öyle bir üniversite kantini hâyâl edin ki kapısından içeri girdiğinizde Serdar Ortaç insanın içine fenalıklar geitren şarkılarıyla karşılasın sizleri.
O bitsin arkasından Demet Akalın başlasın güzide şarkılarından birine, kantin kızları topluca eşlik etsinler şarkılara. sevgilimizi kolumuza takıp bebekte 3-5 tur atalım.
O bitsin Gülşenle devam etsin eğlence.
Ceza'nın 3 şarkısı döne döne çalınsın.
Candan Erçetin "aaaaaaaaah ada sahillerindeee bekliyoruuuum" söylesin ara ara.
Yalın'ın birbirinden ayırmayı başaramadığım şarkılarından biri gelsin ardından. (bence o adamın bi tane şarkısı var, diğerleri onun varyasyonları)
Bitti mi?
Bitmedi!
Emre Aydın söylesin, biz eşlik edelim. (rock müziğin popüler tarafını oluşturan Emre Aydın, Şebnem Ferah, MVÖ, Duman ve Teoman ara ara geliyor ziyaretimize, ama rock müziğin rock tarafından gelen giden yok!)
Rober Hatemosuz olur mu?
Olmaz!
O da olsun.
Cengiz Kurtoğlu girsin hemen araya, son ses.
O bitsin Ebru Gündeş başlasın.
"Seni sevmeyen ölsüüün ölsüüüün seni sevmeyen ölsüüüün"
Hemen ardından
"dertler beniiiim çile beniiiiiim hayat senin olsuuuuun" diye devam etsin.

Burası Marmara üniversitesinin Marmara Cafe'si.
İlköğretim öğretmenlikleriyle yabancı dil öğretmenliklerinin ortak kullanımındaki kantin.
İleride çocuklarınızı emanet aldığımızda müzik derslerinde demet akalından şarkılar öğretirsek korkmayın olur mu?
(gerçi ben ilköğretim bölümünde değilim ama hayat bu! Kendimi nerede bulacağımı kim bilebilir?)
Arada nefes almayı başarabildiğim yegâne anlar kantincimizin sevgili yeğeninin Nirvana, Three Doors down ve Oasis çaldığı anlar.
O anlar da olmasa çoktan jiletlemiştim kendimi.
Seni sevmeyen ölsüüün ölsüüüün seni sevmeyen ölsüüüüüüün hobaaaaaaaaaaaaaaaaaaa

Bir MFÖ, bir Bülent Ortaçgil sesi duymadık o kantinde şu ana kadar.

(juke box denen zerzevattan var bir tane, okul arkadaşlarım önünde kuyruklar oluşturup bu şarkıları seçiyorlar bizler için, eksik olmasınlar... arkadaşlarım dediğim aynı okulda bulunduğumuz insanlar yani, kelime gerçek anlamıyla kullanılmadı)

12 kişi de demiş ki:

beenmaya dedi ki...

ahahah sanırım bu durum bizim okula özel bişi. bende marmaradanım ama iletişim fakültesinde yani nişantaşındaydım. ma kantinimizin bir dönem bu anlattıklarından pek bir farkı yoktu...

diamandi dedi ki...

:) yine fean sayılmaz kantin ya :) biz bizimkine gaz maskesiyle girer çalan şeyin müzik olduğunu anlayana kadar da bi sonraki derse yada işimiz neyse ona gitmek için ayrılırdık oradan.. sözüm ona kişye özel kulaklık ve se sistemi vardı ama kulaklık bulmak deveyle gökdelen atlamak gibi bişey hayal et öyleydi :))

Pharos dedi ki...

manyaksın ya :D ev ortamına girdiğim halde kantin ortamını yaşatıyorsun bana vuduucum :p güzel anlatmışsın :D ama gene de yaşamak lazım :P

e.d dedi ki...

ibrahim abi gelse bizi öyle üzgün görse orada şarkısını dinlerken eminim Demet ablanın saçından tutup onu döverdi .Sonra araya gece yolcuları girer gökler ağlıyor derdi, hepsi birden gökyüzüne bakarken Candan abla gelir ''ada sahillerine gitmek için son vapur kalkıyor'' derdi. hepimiz yetişmek için koştururken 3 doors down 'I'm here without you babyyy :P ' diye şarkının en can alıcı yerinden giriş yapardı.

pepsi reklamı gibi oldu bu sanki :)

marmara cafe kosmopolit bi mekan.

sLn dedi ki...

bizim okulun öğrenci profili hakkında hoş olmayan düşüncelerim var.
zevkler farklıdır tabi, bu insanları da sevenler, dinleyenler var ki devam ediyorlar müzik yapmaya ama ben tahammül bile edemiyorum :s

Simto ALEV dedi ki...

Eh, ama popüler kültür bu. Akranlarımızın ne kadarı "kulağım hoş geleni dinliyorum" demek yerine Jimi Hendrix, Pink Floyd, Dream Theater, Anathema vb. "gürültülü" müzikleri dinliyor ki?
Kaç kişi farkında ortalama bir Hande Yener albümünün biraz iyice bilgisayarla maksimum 1 haftada yapılabileceğinin? (valla bir gün yapacam. 1. gün 10 tane şarkı yazacam, kalan 6 gün de dum ve tıs seslerini birleştirecem)
Ya da kim farkında ensturman hakimiyetinin öneminin, notalarla şiir yazılabileceğinin, o şiirin türlü duyguları anlatabileceğinin ve insanların "müzik" yapmak için emek harcadığının?

Benim çevremde "müzik" bilen insan kısıtlı en azından. Bilenlerin de büyük bölümü müzisyen.. Yoksa Metallica gürültü, Beethoven uyku getirir, jazz zaten tümden saçmalık. Peeh...

sLn dedi ki...

ne güzel bir yorumdur bu :)
south park'ın bir bölümünde eric cartman yatmadan önce 10 tane şarkı yazar, ertesi gün bir jennifer lopez albümü yapar. aklıma o geldi 1 haftada hande yener albümü yapmak deyince =)
"hay sizin kulağınıza hoş gelen" başlıklı yazıyı da bir vesileyle tekrar okumuş oldum bu saatte, içindeki ifadeleri sert bulur birileri ama gerçekler acıdır tabi.

http://www.anatolianrock.com/makale18.htm
linkini vereyim, merak eden olur belki.

Simto ALEV dedi ki...

Bir itiraf: (rastlantısal olanlar hariç) hiç SP izlemedim. Bu yaştan, ve onca sezondan sonra yıllar evveline dönmeye üşeniyorum.

Makaleyi de ilk kez okudum. Fakat bana göre "rock dinliyorum" demek de doğru değil. Kısıtlayıcı, sınır çizici, çok kötü...
Müziğin belli kuralları vardır. Gerçek ensturman sesleri olmalıdır, bestelenmeli ve duygu anlatılmalıdır (ses birleştirmeye beste demiyorum), ensturman hakimiyeti vardır işte.. Mesela gitar çalmayı bilmiyorum ama önüme tab koysan çalarım. Ya da bi Akdeniz Akşamları'nı çalatrım! :D Ama bir ensturmanı uzvun gibi kullanmak bambaşka bir şey. Bu yüzden benden asla bir Satriani olmaz. Müzisyen adam da biraz bilgili olmalı. Bir Hendrix'i tanımadan gitar çalan adam erisin gitsin hani...
Tüm bu detaylarla, ben bu soruyu "Müzik dinliyorum" diye cevaplarım Müzik'i vurgulayarak.
Ben Metallica da dinliyorum, Norah Jones da, Erkan Oğur da, Farid Farjad da...
Ama aldığım cevap da malesef sabit:
"Biliyoruz müzik dinlediğini! Ne dinliyosun ama?.."

sLn dedi ki...

ben rock dinliyorum. ama aynen makalede dediği gibi farklı tarzlardan da kaliteli işler olduğunda dinlerim elbet, neden dinlemeyeyim..
serdar ortaç ve metallicayı aynı anda dinlediğini söyleyen adama tereddütle bakarım ben, ne dinlediğini bilmiyor diye düşünürüm yani ve haksız olduğumu da düşünmüyorum bu konuda. ("ben metallica fanıyım nothing else matters diye bir şarkı var ya bayılıyorum yaaa" şeklinde bir cümle duymanız olasıdır kendilerinden.) sabaha kadar konuşurum bu konuda, uzatmayayım :)

dediğim gibi ben rock dinliyorum ama yeri gelir farklı tarzlardan kaliteli müzik yapan insanların şarkılarını elbet dinlerim.
ne dinliyorsun sorusuna tür ismi söyleyemeyen insanların "kulağıma hoş gelen her şeyi dinliyorum" demeleriyle ne dinlediğini bilen insanların asıl dinledikleri tarzlar dışında da yapılan kaliteli işlere değer vermelerini aynı kefeye koymam :)
iki üç cümleyle açıklamak pek mümkün değil galiba. uzun uzun anlatmam gerek. kafamdan geçenin ne kadarı anlaşılıyor bu yazıdan bilemiyorum. birden fazla tarzın kaliteli işlerini dinlemek ve her tür müziği dinlemek ama aslında hiçbirinden birşey anlamamak farklı şeyler. özet olarak böyle anlatabilirim sanırım :)

sLn dedi ki...

yoktu şimdi oldu, hayatımızda bi eksiklik daha doldu, ne güzel.
siz serdar ortaç dinleyin engel olan mı var?
yanına da hande yener.
oh miss!

GERÇEK ZAMANLI TEK PRENSES,ÜFÜRÜKTEN.. dedi ki...

bence bütün üniversitelerin kantinleri aynı..
bizimkini anlatıyormuşsun gibime geldi..
bi de bizimkinde müzik kutusu vardı..
aman Allah'ım parasını veren istediği berbat şarkıyı dinleyebiliyordu..
kabus gibiydi!

Simto ALEV dedi ki...

Yoo, gayet Haluk Levent'le büyüdüm ben rock dinlediğimi zannederek, rockçılara özenerek ve kafamı sallayarak. Ama bir noktadan sonra kendini taklit ettiğini ve avaz avaz bağırmaktan başka bir şey yapmadığını farkettim. Tanıştığım müzisyenlerin de bilgilerinden faydalanarak gerçek müziği keşfettim. Eh, insan iyisini bulunca kötüsünü de daha kolay anlıyor.

Oasis'i de Butterfly Effect'le öğrenmiştim, misler gibi..