15 Eylül 2008 Pazartesi

Okulun ilk günü...

Eğitim-öğretim hayatının ilk yıllarında yaşadığı "okulun ilk günü heyecanı"nı unutabilen var mıdır bilmem..

Kimi için arkadaşlara kavuşmadır ilk gün, 3 ay ayrı kalınmıştır, biz ilkokuldayken cep telefonu kullanan, arkadaşlarının telefonunu çaldırıp duran, arada abuk sabuk mesajlar atan (sevgi, aşk, dostluk üzerine arabesk sözler) nesilden değiliz, daha geç tanıştık telefonla ve bahsi geçen mesajlarla :) O yüzden bizim için 3 ay tatil demek evi uzak olan arkadaşları görmemek demekti.

Kimisi için işkencedir okulun ilk günü, tatil güzeldir, sokaklarda top oynamak, ip atlamak güzeldir. Okulun başlaması demek annenin "hadi eve gel, ders çalış" demeye başlamasıdır. (yine bizim nesilden bahsediyorum, şu an anneler "kalk o bilgisayarın başından dersini çalış" diyor)

Herkes için farklı bir şeyler ifade ederdi okulun ilk günü. Benim içinse bir koku okulun ilk gününün ifade ettiği şey... Hâlâ ne zaman duysam içimi tuhaf yapan bir koku. "Okulun ilk günü gibi kokuyor" cümlemi yakın çevremdekiler muhakkak duymuş ve "o ne demek bee" tepkisini vermiştir.

Kokulara hassas olduğumu yakın zamanda fark ettim aslında. İlkokul öğretmenimin parfümünü nerde duysam tanırım mesela, ki yaklaşık 11 yıldır görmüyorum kendisini. Annemin ben çocukken kullandığı parfüm, şu an tek tek saymayı istemediğim ama sevdiğim insanlarla aralarında bağ kurduğum kokular... Yolda bir anda durup başımı çevirmişsem bilin ki biri adımı söylediği için değil bir koku duyduğum için bakıyorumdur..

Okulun ilk günü kokusu dediğim de her duyduğumda çocukluğumu hatırlatan, biraz hüzünlendiren bir koku işte.

Koku nasıl tarif edilir bildiğimden emin değilim. Ama deneyelim bakalım.

Yeni alınmış çanta kokusunu bilir misiniz? Bütün çantalar öyle kokmaz ama okul çantaları öyle kokar, bir de spor çantalar. En çok o koku var bahsettiğim kokunun içinde. Sulukların yaydığı plastik kokusu vardır sonra, biraz da ondan. İlk kez giyilmiş giysilerin de kendine has bir kokusu vardır. Çok az da ondan ekleyin. Dediğim gibi koku nasıl anlatılır bilmem. Gül kokusu dediğinizde okuyanın zihninde bir şeyler canlanır ama okulun ilk günü nasıl kokar, duyduğunuz farklı kokuların karışımı neye benzer işte onu anlatması biraz zor. Ama az da olsa bir şeyler canlandı sanırım içeriğindeki kokuları söyleyince...

Okulun ilk günü deyince hep o koku gelir benim aklıma. Beslenme tenefüsünde yumurta kokusu karışır biraz o kokuya. Karmaşıktır, bir çok koku vardır yani içinde.

Bugün son eğitim-öğretim yılım olması muhtemel olan senenin ilk günüydü.

Ertesi gün okula gidecek olmanın heyecanıyla uyuyamadığım geceleri hatırladım. Dün gece de uyumadım, 3 saatlik uykuyla okula gittim ama sebebi heyecan değil, geç yatma alışkanlığı...

Birbirini özleyen insanlar yerine "merhaba" deyip "naber" diye devam etme gereği bile duymayan insanlar karşıladı bizi yine okulda. Bir de stresli yeniler var elbet. Hazırlıklar ya da birler. Marmara Üniversitesi Göztepe Kampüsünde adettendir ilk günler bahçede kaybolmak. Yüzünde şaşkın bir ifadeyle dolaşan birini görürseniz bilin ki yeni gelmiş.

Çığlık atan kızlar muhtemelen okulda ikinci senelerini yaşıyorlar, hâlâ lisenin etkisindeler ve üniversitedeki herşey hâlâ toz pembe onlar için.

Bir de okulun ilk günü en güzel halimle okulda olmalıyım kaygısı yaşanır, ilk izlenim önemlidir çünkü. Sanki bütün herkes kayıttaki kıyafetime dikkat etmiş gibi "yaa bu t-shirt'ü giymek istiyorum ama kayıtta da giymiştim olmaz giymeyeyim" dediğimi anımsıyorum üniversite hayatımın ilk günü :)

Çığlık atıp birbirine sarılan kızları kıskanmıştım içten içe. Ben tedirgin bir halde kayıtta tanıştığım kızlar nerde diye etrafıma bakınmaktaydım o saniyelerde çünkü. (3 kişiyle tanışmıştım ama aslında bir tanesini arıyordum, "i" sınıfında kendi ismimi gördükten sonra aradığım ilk isim de onunki olmuştu zaten)

Okulun ilk günü canından bezmiş bir halde, içinden durmadan küfür ettiği belli olan tipler vardır bir de. İşte kuvvetle muhtemeldir bu bahsi geçenlerin son sınıf olması. Kim gelmiş, kim yeniymiş, yeni tipler nasılmış, okul bu yıl nasıl olacakmış zerre kadar umrunda değildir bir çoğunun. (bu çoğunluğa ben de dahilim.) Okulun bitmesi gerekmektedir, nefret edilse de gelinecektir. Sadece dua edilir sakin ve huzurlu bir yıl olması için...

Üniversitedeki arkadaşlıkların maalesef büyük çoğunluğunun sahte olduğunu düşünüyorum. Şu ana kadar okuduğum okullardaki samimiyeti ya da okul dışında kurduğum arkadaşlıklardaki samimiyeti üniversitede bulamıyorum... (istisnalar var tabi ama kaide bozulmuyor.)

Yine bir ilk günü atlattık, geçti, bitti. Hilmicim sabahın köründe ilk günden başlamış yine ders yapmaya. Ama bu hafta derse tahammül edebilecek psikolojiye henüz giremedim. Hem dersler kaçmıyor ya, haftaya yine var... Gerçi devamsızlık konusunda bütün hocalarımız birbirinden takıntılı ama olsun.

Öyle bir şansım olsa çocukluğuma dönmek ister miydim bilmem ama bu yılın bir an önce bitmesini her şeyden çok istediğimi biliyorum...

7 kişi de demiş ki:

servet dedi ki...

dilara dolayısıyla gördüm sayfanı dünde bi yazıya yorum yapmıştım ama biraz spamdı sanırım :P

Açık konuşmak gerekirse bu yazıyı zevkle okudum
"ulan hakkaten doğru söylüyo kız" dedim hep,aslında bildiğim(iz) şeyler ama farkettiren ince gözlemler var yazıda.

sLn dedi ki...

bu ara mailime geldiğinde yorumları okuyorum, yayınlamayı unutuyorum, yine aynı şeyi mi yaptım acaba dedim ama yayınlamışım yau :) spam olduğu zaman yayınlamıyorum:) senin yorumunun spamlik bir yanı yok, neler geliyor bir görsen :) sadece cevap yazmayı unutmuş olabilirim, feci dalgınım iki gündür.
okulun ilk günü konusunda herkesin söyleyecekleri vardır ama herkes benim gibi durmadan yazma meraklısı olmadığı için yazmıyorlar galiba :)

diamandi dedi ki...

çok koku tarifi okudum.. tasvir bile olan oldu amma ve lakin bunun gibi içimden olanı asla... yeni bitince o son yılşın ardından ki koku hakkında da bişeyler karalarım yakında... son sınıf olmaktan da sonra... bakalım neler değişiyor kokunun kimyasında :)

kNtli dedi ki...

okulun ilk günü kokusunu ilk defa duyuyorum ama güzel bi tesbit yapmişsin..Aslında hep duyup hissettiğim kokunun bi ismi var artık sayende:) biliyomusun o bahsettiğin kokuların hepsini severim ben dediğin gibi cocukluğumdan gelio onlar.. bi yumurtali beslenme kokusunu sevmem hiç.. iiyyg:P

sLn dedi ki...

ilkokuldan beri soğuk yumurtadan nefret ederim, tek sebebi beslenme tenefüslerinde okulun her tarafını kaplayan o soğuk yumurta kokusudur :D sıcak yumurta daha normal kokar ama soğuk yumurta dediğin gibi ıyyyyy :D

onurgn dedi ki...

voodoo girl;
bu okuduğum ikinci yazınız.. üniversite arkadaşlıkları dediğiniz gibi o denli samimi olmuyor,olamıyor, ilkokul sonrası ortaokul, ortaokul sonrası lise , lise sonrası üniversite derken , yıllar hep aynı statüde insanların yanında harcanıyor ve insan farkına varamıyor bir gün hayat denilen hiçte öncesi gibi monoton olmayan serüvene atılacağının .. çünkü üniversite sonrasında belki herkes aynı ünvanı yazdırıyor diplomasına.. ama kimi müdür olurken , kimisi hala alt kadroda.. bu açıdan dediğiniz gibi üniversite arkadaşlıklarının o kadar samimi olmamasının nedeni belkide bu olabilir.. sonrasında oluşagelen statü farklılıkları.. ya da yeni kurulan bir hayatta eski hayatı toz tanecikleri gibi görmek..ve.. ve yeni hayata merhaba deme isteği..

sLn dedi ki...

@ onurgn
insanlar büyüdükçe biraz daha farklı hesaplar giriyor işin içine, dostluklar da bu hesaplardan nasibini alıyor elbet. yalanlar başlıyor, iki yüzlülükler, sadece birlikte zaman geçirmek, yalnız kalmamak adına ve daha farklı çıkarlar için "en yakın arkadaşımsın" demeye başlıyor insanlar aslında zerre kadar sevmediklerine... aslında gözlemlediğim daha birçok sebebi var üniversitede dostlukların çoğunun yalan olmasının. ne yazık ki bu söylediklerimin çoğu da tecrübeyle sabit...

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?