27 Eylül 2008 Cumartesi

Ortaya Kari$ik X

"Converse kişinin bireyselliğini yansıtır" demiş bir converse tasarımcısı. Sanırım Türkiyeye gelip "beyaz converse" çılgınlığını kendisi henüz görmedi. (kenarındaki çizgilerin biri kırmızı olacak biri mavi.) Bireyselliği mi kaldı bu işin sorarım sana? Yolda yürürken yanımızdan geçen, belli yaş grubuna dahil kişilerin %83'ü aynı şeyi giyiyor. (araştırma yapmadım, how I met your mother izleyicileri anlayacaklardır %83'ün esprisini :) Barney Stinson istatistikleri ;) ) Converse bireysellik yansıtır, onu katılıyorum ama beyaz converse'i ayrı tutuyorum bu genellemeden.
(3 ay kadar önce benzer bir şey yazmıştım, tekrar yazmaya gerek yok, sadece aklıma geldi yazıyı görünce.)

***

Neye yanıyorum biliyor musunuz? Yakın zamanda beyaz üzerine siyah yazıları olan bir converse beğenmiştim, kırmızı-mavi çizgileri de yoktu, ama biraz uzaktan bakıldığında (benim gibi miyop insanlar tarafından) bembeyaz göründüğünü fark ettim ve almaktan vazgeçtim, ama feci şekilde içimde kaldı. Ne güzel yazılar vardı her bir yanında :-/

***

Geçen günlerden birinde okuduğum bir yazıda yazar kitap okuyucularını 3'e ayırmış. Çok kitabı olan ama hiçbirine elini sürmeyen, sadece gösteriş için alan sözde okuyucular; çok fazla kitabı olan ama çok azı okunmuş olan okuyucular; az ya da çok kitabı olan ama her bir kitapları yırtılmış, her tarafı çizilmiş, işaretlenmiş durumda olan okuyucular. Gerçek okuyucular bu son grupmuş. Kesinlikle subjektif olan bir yorumu böyle bir genellemeye çevirmek tuhaf. İngilizce testlerinde çok sık olur böyle parçalar, sanırım testi hazırlayanların kendilerini tatmin yöntemi bu :)
Efenim benim kitaplarım çok değerlidir, her biri özeldir benim için, üzerine tek bir nokta koymam, bunun sebebi hem özel olmaları hem de kitap/defter konusunda titiz bir insan oluşum :)
Kitabın kapağına post-it yapıştırıp üzerine notlar alırım, sayfa numaraları yazarım, kitap bittikten sonra hoşuma giden cümleleri defterime aktarırım. Sadece alıntılar yazdığım bir defterim var. Hafızam o tür şeyler konusunda iyi değildir, yazmazsam unuturum.
Kapakların ve sayfaların kıvrılmamasına da ayrıca özen gösteririm, bu yüzdendir ki "kitaba para vermem ben" diyen tayfadan biri "aaa sen oku sonra ben okuyayım" diyerek salça olduğunda sinirli bakışlar atarım kendisine. (kitaba para verilmezcilerle kitabın değerini anlayanları birbirinden ayırıyorum, yanlış anlaşılma olmasın. bazıları var ki kendileri asla almazlar ama başkalarının elinde gördükleri bütün kitaplara salça olurlar, alınca da büyük ihtimalle geri getirmezler, işte bahsettiğim bunlar..) Bir de Freudiyem var "bana kitap verme" diyen :))) Misal e.d'cim kitaba gözü gibi bakar, bitirince de geri verir, hacı yapmaz :D Ona kitap verilir ama herkese verilmez...

Kitaplara iyi davranma konusunda yalnız mıyım acaba?

***

Yiğit Özgür'den ne zaman bahsedeceksem cümleye kendisinin deli gibi hayranı olduğumu söyleyerek başlıyorum, bu kez yapmayayım :)
Efenim çarşamba günü aldım Penguenimi Uykusuzumu bindim vapura, Yiğit'i okuyorum. İlk karikatürde kopuyorum, ikincide de, üçte de, dörtte de, en son dergiyle yüzümü kapatıyorum ki tek başıma deli gibi güldüğümü insanlar görmesin :) Çok sık yaşadığım bir durumdur bu, yine oldu :)

***

Bazı insanlar var, yazdıklarını okuyunca bazı şeylerin bizden başka insanların da başına gelebildiğini idrak etmeye yardımcı oluyorlar. Hani herşey yalnız bizim başımıza geliyor, en büyük sıkıntılar bizimki vs. ya, öyle değil işte :)
Bir örnek verelim, Ersin Karabulut.
Uykusuz'un bu haftaki sayısını okursanız ne demek istediğimi sanıyorum anlayacaksınız. Bir şeyden şikayet edersiniz mesela, konumuz yalan olsun, diyelim yalan söyleyen insanlardan şikayet ediyorum, o dönem söylediği yalanlarla benim canımı sıkan herhangi bir insan varsa o yazıyı yazma ya da o konuşmayı yapma sebebim büyük ölçüde o oluyor. Bu yalan söyleyen insan ben daha sözümü bitirmeden "evet haklısın ben de nefret ediyorum yalan söyleyenlerden" diye başlayıp lafımı ağzıma tıkıyor. Ya da ne bileyim rahatsız olduğum herhangi bir insan davranışından bahsediyorum, o hareketi en çok yapanlardan biri "evet yaa ben de uyuz oluyorum" diye atlıyor herkesten önce.

"E canım, güzelim senin diğerlerinden farkın yok ki! En çok sen yapıyorsun o hareketi!"
demek istiyorsun ama diyemiyorsun, çünkü hiç birimiz kendimizi görmüyoruz. (ben de dahilim, sen de dahilsin, hayatın gerçekleri!) Başkası yaptığında rahatsız olduğumuz şeyleri bol bol yapıyoruz, biri bunu bize söylemeye kalktığında ya savunmaya geçiyoruz, karşıdakinin yalan söylediğini ima ediyoruz ya da daha beteri küçük çocuklar gibi karşı saldırıya geçiyoruz...

İşte Ersin Karabulut bu hafta tam buna benzer bir konuyla başlamış, yazıp çizdiklerinde kendi hayatımdan bir şeyler buldukça daha bir fanatik okuyucusu oluyorum.

***

Bazen karşıdakinin asla farkına varmadığına emin olduğum şeyler oluyor, o güçlü bağı fark ediyorsun yeniden, "bir kere de şaşırt beni :)" demek istiyorsun, diyemiyorsun, aslında memnunsun da bu durumdan :) Diyememekten değil, şaşırmamaktan. Yoksa diyememek her daim rahatsız ediyor zaten. Şartların istemediğin gibi oluşu seni üzüyor bir kere daha. Yine de gülümsetiyor seni o küçük şey yine, gülümsüyorsun sayesinde, farkındaymış ya da değilmiş ne fark eder...

Etmez di mi?
Eder 8-)

23 kişi de demiş ki:

CooL dedi ki...

Valla benimde Converse'im var bir kaç adet :) neden aldım ve neden giyiyorum şimdi düşünmeye başladım iyimi :)

yabani kuzu dedi ki...

Şu beyaz converse furyasına bende katılmıştım iki tane birden almıştım utanmadan:)Rahat ediyorum onlar ayagımdayken yürümekte koşmakta cok zevk verici hale geliyor.

Kitap konusuna deginirsem okudugunda liste yaptım acaba kitaplarımın bi cogu kimlerde diye ve önüme uzunca bi liste cıktı.En kısa zamanda gidip almayı düşünüyorum kitaplarımı.Cünkü aramakla getirmiyor kimseler.

sLn dedi ki...

ben geri istemeye de utanıyorum, hatırlayıp getirmelerini bekliyorum ama getirmiyorlar da ayy ayy ne yapmam gerek bilmiyorum :((

Beyaz Çiklet dedi ki...

O converse ikliminde bende yeni bir bitki örtüsü edinmiştim.Sırf Avril'da da aynısı var diye gidip almıştım ve sokaklarda bir kaç havala harekette bulunmuştum:)Şimdi düşünüyorum da saçmalık:)Ama gerçekten rahatlık konusunda üstüne yok:)

diamandi dedi ki...

:) kitapistergerivermezgillerden muzdarip biriyim bende ama çare şu ki istediği kitabın degeriyle alakalı bi ton uydurma hikaye anltmak :) bende kitapların kapaklarına benzer bi özenle yaklaşırım hatta kitaplarımın kenerları kapakda bantlıdır ki kıvırlmasın. para bantlarıyla yapmadıysan tavsiye.. kapaktaki o kıvrılma ve ayrılmalara sinir olurum. sayfa kıvırmam ama bol not alıp altını çizerim... bunlarıda yazarım. özel bi defterim yoktur ama bi yazarın akıl defteri dediği gibi küçük not defterlerim vardır. genelde de bir çoktur ki olur olmadık zamanlarda yazdıgım bi notu görünce hislerimin depreşip hakkında güzel hayallerin kurulması gülünmesi ağlanması gelen his bulutuna girilsin... bayılırım küçük not defterlerine.. yakında bunun için kör olucam galiba ama çokda küçük yazarım içerlerine :))

sLn dedi ki...

converse'teki rahatlık başka hiçbir ayakkabıda yok, ben 3-4 sene çeşitli nedenlerle kendi çapımda protestoda bulunduktan sonra yine dayanamayıp döndüm :) özellikle koyu renk olanları seviyorum ve kışın en soğuk günleri dışında genelde çıkarmıyorum ayağımdan ama bu yaz beyaz converse görmekten gerçekten fenalık geldi :) bir dahaki yaz umarım bu moda bitmiş olur :D
bahsettiğim bireysellik olayını da bitiren beyaz converselerdir bana göre :-/

sLn dedi ki...

@ diamandi
"hımm şey kem küm bu çok değerli birinin hediyesi ehem öhöm" demeye başladığında "yemiicem ya kitabını okuyup geri getiricem" diyenlere ne diyeceğiz peki sevgili diamandi :)

bir dünya gereksiz şeye tonla para harcayıp konu kitap olduğunda "çok pahalı" muhabbeti yapanlarla özellikle paylaşmak istemiyorum kitaplarımı :-/ evet pahalı ben de kabul ediyorum, ama öyle gereksiz şeylere o kadar çok para veriyorlar ki...

diamandi dedi ki...

kedidir kedi demek lazım sanırım... :) aynı yüzsüzlükle... önce parasını siteyebilirsin :) postitlerini aldıktan sonra kitaptan...anladıgım kadarıyla yeniler :)

sLn dedi ki...

salla parasını, ben kitaplarımı seviyorum, başka birine verip arkasından o birinin kitaplarımın canına okumasından nefret ediyorum :) hani bazı insanlar kıyafetlerine çok bağlıdır bazıları ayakkabılarına bazıları çantalarına vs. ya ben de aynı şekilde kitaplarıma bağlıyım :)))

diamandi dedi ki...

:))) aksine ben dağıtmayı severim aslında.. ama okyacağına inandıgım biri için bu benim için sorun olmaz... zaten begendiğim kitapları kitapçılarda elime alıp yeniden bakma huyum vardır :) ada kültürde bu çok oluyordu :) yeni havasıyla hiç orayada girmedim.. neyse bu başka bi konu :)
hasılı şu.. onlar isticek, sen sinir olacaksın ve sevdiğin bü sürü kitap istemesende biraz hırpalanacak. bende kitabın ikiye katlanmasından nefter ederim. birine verdiğimde bunu yapan bi arkadaşımı görünce uyarmıştım. aklıma geldi :)

sLn dedi ki...

konu kitaplarım olduğunda paylaşımcı bir insan olamıyorum maalesef :)) kardeşime bile durmadan uyarılarda bulunuyorum "kıvırma onu" "dikkat et biraz" şeklinde :)

Bazı insanlar aldıklarında ya hiç geri getirmiyorlar, ya da içine edip öyle getiriyorlar öyle insanlara vermek istemiyorum, ama yazıda da bahsettiğim gibi Eda'ya gözü kapalı emanet edebilir insan her şeyini :) aynı özenle koruyup, işi bitince geri getirir :) seviyorum böyle insanları :))

ileride kendime ait bir evim olduğunda kocaman bir kitaplığım olmasını hâyâl ediyorum yıllardır ve bu kitaplığı oluşturabilmek için o kitaplar bana lazım :)))

diamandi dedi ki...

bu güzel bi hayal.. şükür ki ben ona ulaştım... odamın duvarı kitaplık halinde ve dolu :)) o okuyucu sınıfından ikinci kısma yakınım sanki ama üç tarafından okumadğım çok kitap var :) ama sıradakiler şeklinde gidiyo.. biri bitmek üzere haha bekleyin geliyorum diyorum.. gerçi gevşedim iki üç kitap ortak gitiğim lis yıllarımı verin bana :)

sLn dedi ki...

şu an için beni mutlu edebilen genişlikte bir kitaplığım var aslına bakarsan, ama benim hâyâlim bana ait bir evde daha geniş bir kitaplık :))

ben hâlâ 2-3 kitap aynı anda okuyabiliyorum, sınav zamanları dışında ders çalışma adetim olmadığı için sorun olmuyor :p şu an 3 tane var elimde mesela :)))

diamandi dedi ki...

benimde ancak ihmaller üzerine unutabiliyorum bazısını uzun süre.. bu sefer ilerleme olmuyo felan :)
sana kitaplıktan ev yapalım bloogerlar olarak gir içine yaşa.. misafirliğe sık geliriz ama tek koşul :)

sLn dedi ki...

nasıl büyük sevap işlemiş olursunuz bilemezsin :p

diamandi dedi ki...

:))) ben almaya gidiyom tahtaları.. yan taraf marangoz biliyo musun :)

sLn dedi ki...

oo süper, ben de önce ailemden tek başıma eve çıkmak için izin isteyeyim, sonra kitapları kolilere yerleştirmeye başlayalım :P tabi bir ara ev de bulmam lazım :D

diamandi dedi ki...

:) evi biz yapıyodukk.... kitaplıktan hani... ooo alzemher :D yok yok olcak gibi değil :)))

sLn dedi ki...

kafa yine bi dünya :))))

tamam siz evi yapın ben izin alayım :D

diamandi dedi ki...

anca alırsın sabaha kadar zaten :) öyle der bi tavrın var :)

Güllerevurgunum dedi ki...

Eğer orta okuldan beri okuduğum tüm kitapları hala koruyabilmiş olsam kütüphane gibi evim olurdu ama maalesef resmen yağmaya uğruyor aldığım kitaplar. Hiç romanım kalmadı mesela. İngilizce romanlarımı bile birileri almış :(
Sadece felsefe ye pek ilgi duymuyor tanıdıklarım sanırım :)


Yüzsüklük edip çoğu zaman alırken sormuyorlar bile. Çok nadiren geri gelsede kitap çok yıpranmış oluyor. Bende hediyem olsun idye geri almıyorum. Çok dertliyim bu konuda :(((

Ben bir kitabın kapağı kırıldı mı o kitaptan soğurum. Takıntılıyım o derecede. Ama bazen elde olmayan sebeplerden tahrip oluyorlar. Kader utansın :(

Birde son günlerde dijital kitap çıkmış. Saçma sapan birşey. Kitabın kokusunu almadan kitap mı okunur? Ya da takıldığın bir yer için geriye dönüp sayfaları karıştımak keyfi nerde kalacak?

sLn dedi ki...

benim de tarih kitaplarımla dünya klasiklerime kimse dokunmuyor nedense :D

kitabı elinde tutup okumanın güzelliği bambaşkadır tabi.. gazeteleri de internetten okumayı sevmem mesela. okuduğumu hissedebilmem lazım, kokulara takıntılı bir insan olduğumu da düşünürsek hissedebilmenin en güzel yolu kokusunu almak galiba :))

e.d dedi ki...

tarih kitapların ve dünya klasiklerin mi? aaa ben bi ara size geleyim bakalım...: ) (sık sık yapıyormuş gibiyim di mi ?)

e.d yi methmetmişsin kim o kız tanıyamadım ben :p marka ve pazarlama üzerine kitap okumaktayım şu ara iğrenç gelmekte.Tek istediğim şey ilerde açacağım pastane konusunda bana biraz olsun fikir vermeleri.

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?