23 Eylül 2008 Salı

Ramazan gönderisi

"ha şimdi ha sonra" diye diye Ramazan ayının sonuna geldik ben daha yazamadan..

22 yaşındayım, yaşlıların anlattığı eski ramazanlar vardır ya o anlatılanların hiçbirine tanık olmadım. Şükürler olsun ki en azından hâlâ ramazan geleneklerini sürdüren insanlarız, eskilerin anlattıklarına benzemese bile çok severim Ramazan aylarını...

Ama büyüdükçe, farklı ortamlara girip çıktıkça ben ramazanlardan misal 5 yıl öncesiyle aynı keyfi alamamaya başladım...
Neden diyecek misiniz bilmem ama ben anlatmaya niyetliyim.

Dediğim gibi ramazan geleneklerini sürdürmeye devam eden bir aileyiz. Benim tanıdığım bütün arnavut kökenli insanlarda olduğu gibi bizde de normal insanların akrabadan saymadıkları uzaklıktakiler bizde birinci bilemedin ikinci dereceden akraba gibidir. Sıklıkla gidilir, gelinir. (benim çok yakın akrabalık olarak algıladığım şeyin insanlara tuhaf gelmesini epey bir zaman yadırgadım evet, ama bir zaman sonra alıştım :) )
Ramazan ayında iftarlara gidilir, giderken ramazan hediyeleri alır falan filan. Gayet keyifli zamanlardır.

Tabi bu işin eve geldikten sonraki kısmı. Dışarıdaykense ben Ramazan olduğunu hissedemiyorum. Herkesin inancı kendisini bağlar, beni elbet ilgilendirmez ama lise hayatımın sonuna kadarki arkadaşlarımın çok büyük çoğunluğu Ramazan'ın ne demek olduğunu bilen insanlardı, hep birlikte oruç tutulur, iftar edilirdi. "Oruç tutmak=aç kalmak" olarak bakılmazdı. Nşa inanmayan ve inananlarla sıklıkla dini tartışmalarına giren arkadaşlarım Ramazan ayında oruç tutanlara saygı duyar, yemeklerini dışarıda yerlerdi. Aynı fikirde olmamanın ya da aynı şeye inanmamanın bize diğerine saygısızlık yapma hakkı vermediğini daha o yaşlarda idrak edebilmişiz demek ki...

Hâlâ birçoğuyla arkadaşız ve belli konulara aynı yerden bakmayı başarabildiğimiz yeni yeni arkadaşlar da edindim tabi ama eskisi gibi hissedemiyorum.
Daha sevimliydi o yıllar her şey. Başka hiçbir konuda böyle değilim ama bu konuda değiştiremeyeceğim şeyleri kabullendim. Değiştiremediğim şeylerden biri de başkalarına küçük görünen şeylerin etkisinde çok fazla kalıyor oluşum...

Geçtiğimiz günlerden birinde de Sultanahmet'te yapalım dedik iftarımızı. Ramazan ayı için düzenlenmiş bir ortamda Ramazan'a ya da oruç tutanlara zerre kadar saygısı olmayan, ezana yarım saat kala bütün yemek yenilen yerleri işgal eden ve insanların önünde yemek yiyen yurdum kişilerine olan sinirimden dolayı bu ara epey bir doluyum yine. Aslında her Ramazan doluyorum böyle bir süredir...

İnanmak ya da oruç tutmak herkesin kendi bileceği iştir, kimse kimseyi zorlayamaz ama konu saygı olduğunda mangalda kül bırakmayan şahsiyetler kendileri için bekledikleri saygıyı başkalarına göstermeyi becerebilseler hayat daha güzel olmaz mıydı sevgili okur kişisi?

Misal o benim orucuma saygı göstermez, oruç tutmuyor yesin yemeğini bana ne, ama ramazan dolayısıyla düzenlenmiş bir ortamdayız, Ramazan'ı önemsemiyorsan oraya da gelme, git nerde yiyorsan ye yemeğini, çok mu önemli senin için o ortamın manevi güzelliği? Sanmıyorum! Oruçlu insanlar ezan vakti oturacak yer bulamadılar birilerinin sayesinde.. Ben gitsem "ya bak arkadaşım şu insanlar oruçlu bu ortam da Ramazan için düzenlenmiş bir ortam, yemeğini bir 10 dakika sonra yesen olmaz mı" desem benim yaptığım "saygısızlık" olur değil mi? Son günlerin moda tabiriyle mahalle baskısı bile olur!

Offf canımı sıkıyor bazı şeyler!

Neyse güzel şeyler anlatayım. Ramazanı önemli gören insanlardan biriyseniz hâlâ, bir gün muhakkak orucunuzu Sultanahmet'te açmalısınız. Ben 22 yıldır İstanbul'da yaşıyorum, Sultanahmet İstanbul içinde en sevdiğim yerlerden biridir ama iftar etmek bu seneye kısmetmiş. Pişman oldum daha önce gitmediğime...

Hatta kapalı yerlerde de yemeyin, ben öyle bir hata yaptım siz yapmayın, alın yemeğinizi elinize, yanınıza sevdiğiniz birilerini muhakkak alın ama, Ramazan'ın tadı sevilen insanlarla daha bir güzel çıkıyor çünkü... Şu üst taraftaki fotoğrafı çekerken oturduğum yerde oturun, öyle yiyin.. Bir tarafınızda Sultanahmet bir tarafınızda Ayasofya... İstanbul denen yer aslında sur içidir bilirsiniz. Fatih'in fethettiği İstanbul orasıdır. Işıklı panoları falan görmezden gelin, kendinizi o dönemlerde hissedin bir kaç dakikalığına. Benim çok sık hissettiğim bir şey, müthiş de keyifli bir şey. Size de tavsiye etmek istedim :)

Sultanahmet biliyorsunuz 6 tane minaresi olmasıyla ünlüdür, fakat fotoğrafta 4 minare görüyorsunuz, bunun sebebi diğer 2 minarenin önündeki (yani oturduğum yere göre önünde) ışığın fotoğrafı mahvetmesidir. Işık sorununu çözebilmek için o iki minareyi almadım.
Ardından arkamı döndüm bir de Ayasofya fotoğrafı alayım dedim, o sırada karşımda duran ve Sultanahmet'i çekmeye çalışan bir ablayla birbirimizin fotoğrafını çekmiş gibi olduk, komik oldu :)

Ertesi gün de turist rehberi modunda gittim Sultanahmet'e. Dolaştırdığım "turist"ler aile fertlerimdi ama :) Kendilerine etraftaki her şeyin tarihini anlattım, anlattıkça mutlu oldum :) Rehbere ihtiyacınız olursa çekinmeyin :D

Çarşamba akşamı da orucumuzu açmak için mekan olarak Eyüp'ü seçtik kendimize, canım semtim Eyüp'te iftar ayrı bir keyiflidir, tavsiye edilir. (kalabalıktan yer bulursanız.)
Ayrıntılarla tekrar karşınızda olacağımı sanıyorum.
Sevgiler.

17 kişi de demiş ki:

Güllerevurgunum dedi ki...

çok hassas konulara girmişsin bu akşam. Ben WAFFLE dan sen Ramazan'dan bahsediyorsun ne güzel bir senkronizasyon bu :)

Tabii, ciddi bir yorum yapabilecek potansiyeli kendimde görseydim (ki tarihi sosyolojik alan tam benim bıdı bıdı alanımdır) eski ramazanların dönemin insanına ne ifade ettiğini anlatmak isterdim ama onu artık di daha ki ramazan gönderisine bırakalım :)

sLn dedi ki...

bir dahaki ramazan gönderisi derken tamamen bunun üzerine bir yazı yazmaktan mı bahsediyorsun yoksa benim yazacağım bir yazıya mı yorum yapacaksın, eğer ikincisiyse yarın akşam da Eyüp'teki izlenimleri içeren bir ramazan yazısı yazma planı yapıyorum, haberin olsun :)

Güllerevurgunum dedi ki...

senin gönderin üzerine yorum yapmaktan bahsediyorum :)

haber verdiğin içinde teşekkürler. yarın akşama kadar mental hazırlığımı yaparım. geyik modundan çıkarım :)

sLn dedi ki...

anlaştık ;)

diamandi dedi ki...

ramazan... benzer bi girişle bende başında yazmıştım bi ramazan yazısı. benzer hisler olduğu aşikar. ben bu gibi durumalrda genelde şey derim daha oraya ramazan gelmemiş, o kısma ya da :D istanbulun belirli bi kısmında yaşanıyor gibi ve ben bunu en şiddetli olrark bu ramazanda yaşadım ki en az dışarıda kaldığım ramzan olmasına rağmen bile... bi şeylerden uzaklaşmak bu kadar kolayken bazılarında neden ısrar edersiniz be insan yavruları demek geliyor bazen içimden :) kimse duymayacağı içinde vazcaymakla kalıyorum tabiki :)

kNtli dedi ki...

zaman ilerledikçe güzelim değerlerimizi kaybettiğimiz gözle görülür bir gerçek malesef.. İnsanlarda saygı kalmamiş artık.. 'Nerde beleş oraya yerleş'e dönmüş iftar çadirlari da belli ki ama insan niyetini bukadar da açik etmez ki.. bi kaç sene sonra nasi ramazanlar görücez açikçasi çok merak ediorum bende..

m.c.a dedi ki...

ben de bi ramazan da feshane'ye gittiydim, orta oyunları felan çok keyifliydi, tam osmanlı ruhu vardı,
hala açıksa tavsiye ederim
bu arada Nşa nedir?

diamandi dedi ki...

eskiler derdi ya ya da hala derler ya eee o zamnlar hacivat karagöz vardı. ne bileyim mahyalar daha bi güzel felan... sanırım ve çok üzgünüm ki bizde bir zamanlar ramazanlarda insanlar oruç tutarlardı aç kaldıklarını düşünmeden diyeceğiz... efkar verici bişey gerçekten de :(

sLn dedi ki...

@ kntli
ücretsiz yemek dağıtılan iftar çadırlarında insanların 5'er çocukla sıraya girdiğini, yemek alıp tekrar tekrar girdiklerini ve iftar saatinden önce karınlarını duyurup gittiklerini duyuyorum sağdan soldan. Sevimsiz şeyler tabi bunlar.

@ diamandi
madem hepimiz aynı şeyleri hissediyoruz bunlara karşı, toplaşıp bir şeyler yapalım :p

@ m.c.a
yrn ordayım ben de bir aksilik olmazsa :)çok kalabalık ama hâlâ aynı güzellikte ;)
"nşa": normal şartlar altında

diamandi dedi ki...

sosyal bi oluşum olur.. neden olmasın :) iftar çadırları... cumartesi günü mecidiyeköy iftar çadırında yapmak zorunda kaldım sen sadece duymuşsun ve onlarla kal temizsin diyeyim :) senin ne işin vardı dersen en erken, en uygun mesafe, en ulaşılması kolay bi oluşum diyelim :)
sosyal oluşum paketine varım bu arada :p

kNtli dedi ki...

haklisin çok sevimsiz şeyler ama biraz da milletin içler acisi halini gösterio bu.. Yazık valla ne diim..

e.d dedi ki...

ne güzel şeyler okuyorum ben böyle. Aklımdan geçeni görmek ayrı bir keyif. kalp kalbe karşımıdır pişti midir artık bilemedim.

iftar paketi hazırlandıysa süresinin bitmesine sayılı günlerimiz var..haberiniz olsun dicektim.durdum bi an: )

yaşamak istedikten sonra şartları zorlayıp yakalıyor o ruhu insan. çok değiştik dedikçe değişim hızı artıyor gözümüzde.

diamandi dedi ki...

insan değiştik demek için değişir zaten... ve bu konuda en sevdiğim söz;
" inandıkları gibi yaşamayan insanlar, yaşadıkları gibi inanmaya başlarlar" olmuştur...
başka söze ne hacet...

m.c.a dedi ki...

Ben de o zaman "değişmeyen tek şey değişimdir" derim geyiğin dibine vururum:)
Ama doğrudur, doğaldır, kasmamak gerek..
Eminim cilalı taş devrinde insanlar "ulan eskiden bu taşları sadece yontuyoduk yaa, cila çıktı mertlik bozuldu, nerde o eski taşlar" gibi yorumlar yapmışlardır..:))
Şimdi ise korkutan bi teknoloji var, ve farkındaysınız hepimiz bağımlısıyız..

sLn dedi ki...

:))
maalesef öyleyiz, farkında olmamak elde mi??
mertliği bozan şey ne bilmiyorum, teknolojiyle ilgili bir sorunum da yok, sadece insanların değişimiyle ilgili sorunlarım var. Evet tamam ben de değişiyorum, o yüzden eskiden algıladığımdan farklı algılıyorum bazı şeyleri, bunu kabul ediyorum. Yine de bazı şeyler benim algılamama bağlı olarak değişmiş değil, bir şeyler değişiyor, sürekli değişecek, ama değişim her zaman insanı mutlu edecek şekillerde gerçekleşmiyor...

stickman dedi ki...

ramazan dediğin kışın olcak aslında :) keşke öyle bi imkan olsa da sürekli kışın olsa. ne biliyim öyle işte. belki eski ramazanlar güzel olduğu ev kışın olduğu için, kış etkisiyle güzel oluyo sanıyorumdur :)

Besimi dedi ki...

Herhangi bir Ramazan yazısı okuyabileceğimi tahmin etmiyordum. Fevri bir hareketle, oruç tutmayanlara karşı tepkiye hemen yorum yapasım geldi. Ancak yazının devamında gördüm ki yazar kişi harbiden haklı :) Durdum,sustum,okudum. Ramazanı vasıflandırma dili doğal ve güçlü. Söz, oruçlu değilken Sultanahmet'te iftara oturmak yok :)
P.S: Bulgar arkadaşlara rehber çok sık gerekiyo. Başvurarbilir miyiz? :)

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?