18 Eylül 2008 Perşembe

ve de yaz geçer...


Bir yaz daha geçti ne olduğunu anlamadan..
Takvimdeki sayıların değişmesiyle uzun zamandır ilgilenmiyorum. Uzun zaman oldu mu onu da bilmiyorum. Daha doğrusu ne kadar zaman geçmesi gerekir "uzun zaman oldu" diyebilmek için işte ondan emin değilim. Uzun zaman olmuş gibi hissediyorum sadece...

Eylül ayı nşa "yaz bitti" demeye uygun bir zaman değil, biliyorum. Sonbahar oluyor artık. Ama takvimden ziyade hava durumuyla ölçmekteyseniz hayatı, eylülü yazdan sayabiliyorsunuz. Yağmurların başlangıcı sonbaharın, eldivenlerime ihtiyaç duyuşumsa kışın geldiğini gösteriyor bana.

Mecbur kalmadıkça evden çıkmamayı tercih ediyorum bir süredir. Hatta bazen öyle zamanlar oluyor ki balkona ya da pencereye dahi çıkmıyorum. Bu ara sık yaptığım bir şey bu. Sebebini bilmiyorum...

Dışarıda yağmur yağıyor birkaç saattir. Arada sesini duyuyorum. Bir de MSN iletileri var :) Meteorolojinin pabucu dama atıldı artık, hangi şehirde hava sıcak, nerede yağmur nerede kar var hepsini iletilerden öğrenmek mümkün ;) (Yadırgamak için söylemiyorum, ben de yapıyorum aynısını sık sık, kime ne demeye hakkım var?)

Yağmur...
Çocukluğumdan beri en çok sevdiğim şeylerden biri...
Çok büyük ihtimalle hayatım boyunca da çok sevdiklerim arasında yer alacak şeylerden biri...

Şu an niye bilmiyorum korkuyorum yağmurdan. Pencereden bile bakamıyorum. Kendimi direkt altına atardım eskiden.

Masamın başına oturdum. Kağıdım, kalemim ve ben varız sadece. Yağmur yağmıyormuş gibi yapmaya çalışıyoruz ama ara sıra aklım kayıyor dışarıdan gelen sese.

Durumun açıklamasını yapamıyorum, hiç böyle olmamıştım. Çok sevdiğim bir şiirin en sevdiğim dizeleri dolaşıyor beynimde:

"Yağmuru unutsak da içimiz ıslak
her sözcükte ayrı bir özleyiş
bilmem ki bu nasıl konuşmak"
...

Sandalyeme iyice gömülüyorum. Küçücük hissediyorum kendimi yine. Nokta kadar. Aklımda binlerce şey. Kulağımda Zardanadam...

"Sen karşıma çıkan en güzel şeysin
bırak da sözlerim yüreğine değsin
yarın sensizlikle gelecekse
varsın ömrüm bugün bitsin"

Biraz daha küçülüyorum...
Söylediklerim, söyleyemediklerim, yapmayı beceremediklerim bir bir geçiyor aklımdan.

Yazmayı istediğim öyle çok şey var ki... Ama direniyor kelimeler bir araya gelmemek için konu "sen" olduğunda. Bir araya geldiklerinde de ödüm kopuyor başkası okuyacak diye yazdıklarımı.

Her gün bir öncekinden daha çoksun bende. Her saniye biraz daha fazla...
Anlatamıyorum bak yine. Zorluyorum, olmuyor. Galiba kimse bilmesin istiyorum...
Ben küçülüyorum, küçüldükçe seni büyütüyorum. Tüm varlığım "sen" oluyor bir yerden sonra...
Bir gün becerebilir miyim acaba anlatmayı? Uzun uzun... Beni durduran her neyse kurtarırım belki kendimi ondan. Yazarım günlerce...
Hâlâ yağmur yağıyor. Öyle çok seviyorum ki yağmuru... Bu durumdaki payın büyük!
Saat geç oldu. Sokaklar boş. Gidip yağmuru izlemeli biraz...

(18 eylül perşembe, saat 04.20)

not1: Başlık direc-t'imin "uğrunda yandım" şarkısından.
not2: bahsi geçen şiir Hüseyin Yurttaş'a ait, ismi "Dar Sokağın Aşığı"
not3:bahsi geçen Zardanadam şarkısı "sen", "kalbim yok" albümünden.
not4: yazan da benmişim, sLn, vudu görl her neysem işte sizin için :)

15 kişi de demiş ki:

diamandi dedi ki...

not4 yazı voodoo ya ait... bunu niye eklemedin... :) en öenmli ayrıntı bu bence....

sLn dedi ki...

düşünemedim :)

diamandi dedi ki...

:) neyseki düzeltmeler var :)

sLn dedi ki...

aaa düzelmiş :p

diamandi dedi ki...

budur işte... şimdi tam oldu yazıı :D

diamandi dedi ki...

"İçerde gülü bahçeyi düşünmek fena
Dağları deryaları düşünmek iyi
Durup dinlenmeden okumayı yazmayı.
Bir de dokumacılığı tavsiye ederim sana
Bir de ayna dökmeyi."

nazım hikmet bunu hapisde kalanlara ögütlemiş... ögüt güzel olunca sahiplenmek kolay olur... olayları hapise indirgemek biraz sakıncalı olabilecekse de bu hal de hipis gibidir aslında... içinde büyütmek... sendini yok etmek pahasına hemde...
nedeninin nasılının hiç öneminin kalmadığı, zaman senle onun arasın (ki burada o yine zaman) uzunluğu kısalığı sana bırakır... der ki genelde en azından bana... "düşün bakalım dia kişisi" ne kadar benle ilgilenirsen o kadar zorlaşacam sana diye...hep öyle de olmadı mı zaten... yağmurdan korkmaya başladıgında kork kendinden ve düşüncelerinden... karmaşıklığından belki. kelimeler bir araya gelip özne tümleç nesne ve eylem oluyorsa hikayen kaldı yine sana... aslında bir araya gelmediklerine sevin çoğu zaman...
anlatınca kalmıyor ki...
yazı karşındakiyle alakalı birşey dedim diyeceğimde herzaman... bize kalan düşündüklerimiz.... anlatamadıklarımız değil anlatmadıklarımız zaten.... ;)

sLn dedi ki...

yine de anlatmayı istiyorum bazen o her şeyden önemli olanı...

diamandi dedi ki...

herşeyden önemli gerçekten... tim anlamlardan bile... çünkü anlamın kendisi bunla oluşmuyormu neticede de :)
çünkü sen ne anlatırsam anlamı o olacak...değilmi...

sLn dedi ki...

bütün anlamı biz yüklüyoruz, beynimizde biz yüceltiyoruz zaten. tuhaf tabi, kurcalamamak gerek :)

diamandi dedi ki...

galiba :) sıyırmak işten bile değil çünkü... an meselesi :)

sLn dedi ki...

notlarım arasında bir şey ararken sevdiğim bir kitaptan bir alıntıya denk geldim. diyor ki:
"biriyle özdeşleştirdiğimiz erdemlerin sadece hissettiğimiz aşkla bağlantısı vardır"
sıyırmış bile olabilirim çoktan o yüzden ondan korkmuyorum, ama yine de fazla kurcalamak iyi değil :)

diamandi dedi ki...

:D:D:D:D:D süper...

bende "birlikte bakanlar değil aynı yöne bakanlar anlaşırlar" sözüyle şekillendiririm bu durumu hep...

ucanbalik dedi ki...

bu belkide yağmurun bize çağrışım yaptığı şeylerle ilintili. Mesela ne zaman yağmur yağsa, aklıma ayrılık gelir; o çağrışım yapar yani, genelde hep öyle olur. Bu yüzden sevmem yağmuru.

Muhtemelen bu satırları yazan kişiye yağmur hoş şeyleri çağrıştırıyor olmalı..

sLn dedi ki...

yağmuru çok sevdiğim için hep güzel şeylerle ilişkilendiriyorum, çağrıştırdıkları arasından güzel olanları düşünmeyi seçiyorum. benim için bu durum bir tercih meselesi yani. ama yağmur deyince aklıma gelenler arasında güzel olanlar epey daha fazla tabi...kötü olanları da gerilere gönderiyorum beynimde.

magnum opus dedi ki...

bak yapmur yaparken pencereye vuruyorsa damlalar başın o pencereye gelicek biçimde yat ve perdeyi çenene doğru çek. gökyüzünden düşen damlaları izle acayip zevkli oluyor.

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?