1 Ekim 2008 Çarşamba

Bayram Mimim gelmiş..

Kuzum mimlemiş beni, "bayramdan beklentiler" demiş mimin konusuna, yazmamak olur mu :)

Beni susturacağınız yerde daha çok yazmaya teşvik ediyorsunuz ya ne desem bilmem :p

Yazının sonu nereye gider bilemem, ilk kelimeyi yazacağım ve gerisi gelecek yine. "Bayramdan beklentiler" denmiş madem konuya, hadi bakalım hep birlikte hayalimdeki bayram günü nasılmış...

Annem gelmiş yatağımın baş ucuna, "hadi sLn babanlar neredeyse dönecek namazdan"
"tamam anne kalktım"
Uykum ağır değildir benim, "5 dk daha uyuyayım anne ne olur" dediğimi hiç hatırlamam, oysa ki çok geç yatarım ve hep erken kalkmak zorundayımdır.

Normal günlerde bile "5 dk yaa" demeyen insan bayram sabahı der mi hiç?

1 kerede kalkıyorum yataktan, yatağımın ayak ucundaki sandalyeye bakıp gülümsüyorum. "Kocaman kız oldum yaaa ne bayramlığı" demedim bu defa.
Evet süslü elbiselerim yok belki, hatta normal günlerde giydiğimin birebir aynısı hepsi, ama yeni :) Özel alınmış o gün için. Uzun zamandır içimden gelmeyen bir şey bu, diyorum ya kocaman olmuşum, öyle görüyorum kendimi. Ama bu kez gelmiş işte içimden.

Kahvaltı sofrası çoktan hazırlanmış, o sırada babam ve büyükbabam geliyorlar camiden. Büyükbabam vefat ettiğinde 9 yaşındaydım, ama sorgulamıyorum orada oluşunu...
Yazının konusu beklentiler biliyorum ama başladığımda yazının nereye doğru gittiğini kontrol edemiyorum bazen...

Güzel bir kahvaltı, ilk misafirler her zamanki gibi en sevdiklerim :)

Gözüm saatimde ama. Görmem gerekenler var. Bayramlar bir arada olma zamanları ya!

Bir yandan telefonla uğraşıyorum, dayım kızıyor her zamanki gibi kendisinin benim kadar hızlı mesaj yazamayışına... Uzun bir süredir telefonumu elime almamak için mümkün olan her şeyi yaptığımın farkında değiller muhakkak.

Gülümsüyorum, keyfim yerinde, sevimli mesajlar gelmekte telefona, ben durmadan şakayla karşılık vermekteyim dayımın şakalarına. Uzun zamandır görmemişlerdi bu kadar neşeli olduğumu...

En son saate bakıyorum ki gitme vakti çoktan gelmiş...
"Hadi" diyorum "ben kaçar."
Annem itiraz etmiyor, aslında normalde hoşlanmaz bayramlarda dışarı çıkmamdan, biri yardım etmeli ona çay, kahve, tatlı vs. işlerinde.

Dışarı çıkıyorum hava öyle güzel ki, ne çok sıcak ne çok soğuk. Biz çocukken değişik oyunlar oynatan amcalar gelirdi bayram günleri, balonlar patlatılırdı mesela hemen sokağımızın ucunda. En çok kim patlatabilirse...
Hiç ilgimi çekmedi öyle şeyler ama o görüntü hep bayramı hatırlatır bana.. Aa bakıyorum yine gelmişler.

Dönen salıncaklar vardı mahalle arasında dolaşan, işte şu onlardan biri değil mi?!
Binmek için yaşlandım biraz ama görmesi bile keyifli!

Uçurtma uçuran çocuklar görüyorum yolun üstünde, en son ne zaman görmüştüm burda uçurtma uçuran çocukları hatırlayamıyorum. Bayramlık elbiseleri üstlerinde, anneleri kızacak diyorum ama öyle güzel gülüyorlar ki ben anneleri olsam kızamazdım diye düşünüp devam ediyorum yoluma.

Ara sıra insanlar bakıyor ben yanlarından geçerken, "acaba yüzümde bir şey mi var, acaba bir şey mi giymeyi unuttum" demiyorum bu defa, "bayramlık aldım yıllar sonra kendime, güzel olmuşum di mi" demek istiyorum ama denmez biliyorum.

Tanıdıklarla karşılaşıyoruz, karşılıklı bayram tebrikleri, "bir gün görüşelim"ler bol bol, o bir günün normalde asla gelmeyeceğini biliyorum ama bu kez farklı olur belki...

Nereye gittiğimi merak ediyor musunuz?
Etmeseniz de söyleyeceğim, sıra ona geldi.

Keyifli bir yolculuğun ardından ailem dışındaki sevdiklerimle bir araya geliyoruz.
Orda kimlerin olduğunu yazmayacağım, onlar kendilerini bilir de diyemiyorum maalesef, umarım biliyorlardır diyebilirim ancak.

Oğlak burcuyum ben geç kalmam bak yine erken gelmişim, ama ilk genel değilim.
En çok özlediğim gelmiş benden önce, sonra sıra sıra geliyor bütün sevdiklerim.
Sarılıyorum hepsine tek tek, sahi sevdiğin birine sarılmanın verdiği his en güzel hislerden biridir değil mi?

Nasıl da özlemişim...

Herkesin yüzünde bir gülümseme, şöyle bir adım geri çekilip bakıyorum, şükrediyorum hepsi için tek tek... (o mutlu anı anlatırken insanın gözlerinin dolması ne anlama gelir siz de bilirsiniz di mi benim gibi...)

Bir an gibi geçen saatler geçiriyoruz birlikte, ayrılırken herkes mutlu, birkaç gün sonra yine birlikte değil miyiz ne de olsa...
Bir daha sarılıyorum ve bir daha şükrediyorum...

Yine keyifli bir yolculuk, yine eve dönüş, topluca yenen akşam yemeği...
Bilgisayar başına oturup bloğumu açıyorum, ilk cümlem: "o kadar güzel bir gün geçirdim ki..."

Hiç böyle bir cümle görmediniz di mi şu yazdığım 6 aylık sürede?

Yatma vakti, yatağa girdiğim saniye günü düşünüyorum, daha da keyifli olacağına inandığım yarını düşünüyorum, gülümsüyorum bir daha ve aylar sonra ilk defa huzurla dalıyorum uykuya...

Ölenleri geri getirmek dışındaki kısmı imkansız değil di mi?
Sahi değildir belki...

Samimiyeti kaybedeli, insanlara olan güvenimi kaybedeli epey zaman oldu. Her daim yanımda olmasını istediklerim gideli ne kadar zaman oldu işte onu hesaplamıyorum.

Bayram günleri insanların sevdikleriyle bir arada ve huzurlu olduğu günlerdir denir ya, benim bayramdan beklediğim iki şey de tam olarak bunlar. Huzur... ve herşeyden önce "sevdiklerim"

(kuzum bu saatte ağlattın ya beni alacağın olsun :( şaka şaka yau benim ağlayasım vardı sabahtan beri zaten bahane arıyordum...)

Bu bayram da vermedi bana beklediklerimi, bir dahakine artık ne yapalım...

Konumuz "bayramdan beklentileriniz"
mimlenenler:
e.d. , red pharos (blogunun tadilatı bitmeyecek gibiyse kırmızı ağaca çiziktiriver..), kNtli , MisCHiEF ve Diamandi

üşenen varsa kafasına göre takılsın...ama yazın hadi bayram bitmeden...

Sevgiler...

1 kişi de demiş ki:

buraneros dedi ki...

''o kadar güzel bir gün geçirdim ki'' lerinin sayısı o kadar çoğalsınki,kasttettiğin 6 aylık sürelere boşluk kalmasın:))...mesajına çok teşekkürler...yüreğin hep bayram günlerinin tazelik ve sevinç yüklü elbiseleri gibi keyifte olsun:)

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?