15 Ekim 2008 Çarşamba

Blog Hareket Günü 08

Hepimizin ortak şikayetlerinden biridir değil mi insanoğlunun bir şeyleri sadece kendi başına geldiğinde hatırlaması... Ne zaman ki haberlerde kurumuş barajları görmeye başladık "küresel ısınma sahiden kötü bir şeymiş" dedik, 2 yıl önce küresel ısınma dediğinde dalga geçen insanlar kendilerini yırtmaya başladılar "aman suyunuzu dikkatli kullanın" diye, geç olsun güç olmasın dedik, ses etmedik. Hastalıkları ancak bir yakınımızın başına gelince fark ettik, o zaman idrak ettik o hastalara yardım için açılmış vakıflarda çalışmak gerektiğini...

Örnekler çoğaltılabilir elbet, ama her fırsatta düşünebilmemizle övünen varlıklar olarak neden empati kurmayı beceremiyoruz, neden muhakkak başımıza gelmesini bekliyoruz sorusuna cevabı olan var mıdır? Ben bulamıyorum açıkçası "işte budur" diyebileceğim bir cevap. (ahkam kesemem bu konuda, aynı soruları emin olun kendime de soruyorum.)

Bilgisayar başında oturup "heyt ulan biz bilmem kaç milyon insan vatanımızı çok seviyoruz, koduk mu oturturuz biz" anketlerine oy verdiğimi tarih yazmaz. Bilgisayar başında ahkam kesmenin bazı konularda sadece kişisel tatmin olduğunu öğrendim zaman içinde. Ama blog yazan her insan bir konu üzerine 2 kelime yazsa ve okuyan bir kişiyi bile o konu üzerinde düşündürebilse, bu bir ilerlemedir ve muhakkak bir gün bir yerde faydası olur birilerine, ona inanıyorum.
"Poverty" demişler bu yılın konusuna, beni kaç kişi okur, kaç kişi yazdıklarımı okumaya değer bulur bilemem, kaç kişiyi bir saniye bile olsa düşündürebilirim onu da bilemem. Ama bir kişinin bile düşünmesine ufacık bir katkım olursa o benim için kârdır onu biliyorum.

Zengin bir ülke değiliz, etrafımıza her baktığımızda görüyoruz bir şekilde "fakirlik" denen şeyi (tabi bakmak ve görmek farklı şeyler) buna rağmen nasıl oluyor da bu kadar uzağız insanların halini anlamaya bilmiyorum.
Çoğunluğu Müslüman olan bir ülkeyiz, "komşusu açken tok yatan bizden değildir" diyen bir Peygamberin peşinden gidiyoruz, inanıyoruz ya da inandığımızı iddia ediyoruz, buna rağmen etrafımıza bakıyoruz ama göremiyoruz...

Muhakkak aç mı kalmalıyız açın halinden anlamak için, sokakta yatmak zorunda kalınca mı anlayacağız başımızı sokacak bir evimiz olmasının aslında ne büyük nimet olduğunu? O zaman iş işten geçmiş olmayacak mı? Yardım edebilecek durumdayken kılımızı kımıldatmayıp, zor duruma düşünce onları anlamak sahiden insanlık mı?

önce şu linki paylaşmak istiyorum sizinle: http://www.bitlilimon.com/?p=1056#more-1056
Bir çoğunuzun 3-4 ayda kazandığı parayla insanlar bir elbise alıyor bu memlekette, ha "var ki alıyor" diyebilirsiniz, ama 5 milyara zor durumda olan kaç öğrenciye burs verilir, kaç aileye yardım yapılır diye düşünmez mi "insan" sıfatına sahip herhangi bir canlı? (kazandığınız para dedim, ben öğrenciyim para filan kazandığım yok. ama muhtemelen çok büyük paralar kazandığım bir işim olmayacak.)

Günlük 5-10 ytl kazanmak için çöpleri karıştırıp kutu toplayan, karton toplayan insanlar var bu memlekette. Eminim 5000 ytl'lik elbise giyen insanların sokaklarından da geçiyorlar bir şekilde. Bu kadar mı vurdumduymaz olduk biz, nerde kaldı Türk milletinin yere göğe sığdıramadığımız insanlığı?
Birileri aç, birilerinin 1 günde harcadığı para için bir ay çalışıyor birileri, "bana ne kardeşim ben 5000 ytl'ye elbise almıyorum, alanlara söyle" diye aklından geçiren varsa zamanını aldığım için kusura bakmasın, yazının devamı da en az öncesi kadar sevimsiz, o yüzden bıraksın okumayı lütfen.. bir iki gün önce gördüm o yazıyı, aklımda kalmış, konunun anlatmak istediği şeye de uygundu, paylaşmak istedim. Konu 5000 ytl'ye elbise almak değil. Konu birileri açken bu kadar vurdumduymaz olabilmek, aslında yapabileceğimiz çok şey varken kılımızı bile kımıldatmamak...

Çok güzel, başımıza gelmeyen şey bizi ilgilendirmiyor, peki bu güne kadar gelmemiş olması gelmeyeceği anlamına gelir mi? Ya da muhakkak gelmeli mi anlayabilmemiz için? Hani düşünebilen varlıklarız ya, koysak kendimizi 2 dakika onların yerine, sahi çok zor mu?

Dünyayı tek başıma kurtaramayacağımı öğrendim, gelir dağılımını eşitlemek, herkesin eşit şartlara sahip olmasını sağlamak, dünyayı daha güzel bir yer yapmak benim yapabileceğim bir iş değil, muhtemelen sen de tek başına yapamazsın. Ben bir şey yapsam, sen bir şey yapsan, o yapsa, diğeri yapsa...
2 saatimizi ayırsak mesela sivil toplum kuruluşlarına. Ben para kazanmıyorum, öğrenciyim hâlâ, yardım etmek sadece para vermek de değil zaten, yapılabilecek gerçekten öyle çok şey var ki...

Görebilsek dünyada sadece bizim yaşamadığımızı, herkesin en az bizim kadar rahat yaşamaya hakkı olduğunu ve onlar için bir şeyler yapabilmemizin mümkün olduğunu...

Yarın çıkıp çöp toplayalım, 3 gün aç yatalım görelim açlık nasıl bir şeymiş demiyorum elbet. Ama arada sırada da olsa düşünmekte fayda var ne yapabiliriz diye ve görmeyi de öğrenebilmeli insan, bakmak yetmez!

2 dakika bir düşünün bakalım yapabileceğiniz bir şey olup olmadığını, varsa yapalım, yapın, ben de yapayım elimden geleni, eğer olmadığını düşünüyorsanız ve gerçekten vicdanınız rahatsa boşverin gitsin..

http://blogactionday.org/js/d00870892d7a473893d24baf369910e7582b112d

Yukarıda kullandığım resim Zorbey tarafından hazırlanmıştır. Teşekkür ederiz kendisine...

1 kişi de demiş ki:

Nily dedi ki...

belki de yeni bir Robinhood lazım dünyaya, zenginden alıp fakire verecek...

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?