19 Ekim 2008 Pazar

Rüzgâr, İstanbul, Comfortably Numb...


hello.
is there anybody in there?
just nod if you can hear me.
is there anyone home?


Okuldan çıkılır, yorucu bir gün geçirilmiştir, bir o kadar da keyifsizdir son günler... Kadıköyden vapura binilir, havanın soğuk olmasına aldırılmaz, dışarı oturulur. Vapurun hareket etmesiyle birlikte şarkı başlar.
"Comfortably numb"

Deniz, martılar, rüzgâr, pink floyd.. Eşlik edilir yavaş yavaş.

come on, now.
i hear you're feeling down.
well i can ease your pain,
get you on your feet again
.

Normal şartlar altında nefret edilecek tipler vardır sağda solda ama görülmezler bile. Şarkı comfortably numb'dır. sLn şarkıdaki gibidir...

relax.
i need some information first.
just the basic facts:
can you show me where it hurts?


Acıyan yer gösterilecek gibi değildir ki, duygusal yaklaşırsak "kalp"tir acıyan, ama aslında biliriz kalbin bu işlerde parmağı olmadığını, basbayağı beyindir işte acıyan!

Rüzgâr hızlanır. Üşüme ihtiyacı duyarım ben bazen. Yine o anlardan biri işte... Yandakilerin çıkardığı abuk sabuk sesler duymazdan gelinir. Umursanmamaktadır zira.

there is no pain, you are receding.
a distant ship's smoke on the horizon.
you are only coming through in waves.
your lips move but i can't hear what you're sayin'.
when i was a child i had a fever.
my hands felt just like two balloons.
now i got that feeling once again.
i can't explain, you would not understand.
this is not how i am.
i have become comfortably numb.


Eski sLn düşünülür bir yandan, sonra şu anki. İkisi arasında öyle büyük bir fark vardır ki kimsenin görmediği, sLn'in göstermemek için direndiği... ("this is not how I'm" cümlesi tek başına düşünülünce buraya getirir sLn'i.) Belki soğuktan, belki şarkıdan, belki düşünülenlerden dolayı gözlerin dolar. Karşında İstanbul'un bütün güzellikleri...

Devam edilir şarkıya, binlerce düşünce vardır beyninde, daha birini düşünmeyi bitirmeden bir diğeri gelir, sonra diğeri, sonra diğeri... bir yandan da şarkıya eşlik etmeye devam edersin..

ok.
just a little pinprick.
there'll be no more --aaaaaahhhhh!
but you may feel a little sick.

can you stand up?
i do believe it's working. good.
that'll keep you going for the show.
come on it's time to go.


Denize bakarsın boş gözlerle, orada olduğunu hissettiren tek şey rüzgârdır ve soğuk. Galata kulesi vardır karşında, orada olmayı istersin bir an. Çıksan da mutlu olmayacağını bilirsin aslında. Çünkü eksik bir şey hep vardır...

there is no pain, you are receding.
a distant ship's smoke on the horizon.
you are only coming through in waves.
your lips move but i can't hear what you're sayin'.
when i was a child i caught a fleeting glimpse,
out of the corner of my eye.
i turned to look but it was gone.
i cannot put my finger on it now.
the child is grown, the dream is gone.
i have become comfortably numb.


Şarkının canını en çok yakan cümlesi geçer: "the child is grown, the dream is gone." Yok olan, yok edilen ve yok ettiğin hâyâllerin çıkar bir bir karşına, en çok yalnızken rahatsız ederler di mi? En çok o anlarda yakalamayı severler seni. "Gidin" diyemezsin. Kımıldayacak, ağzını açacak halin yoktur zira... Uyuşmuş olma hali...

Acaba dünyanın en muhteşem gitar solosu bu mu diye sorarsın her dinleyişinde olduğu gibi kendine. Yine bulamazsın cevabını. Gözlerini kapatırsın, müziğe bırakırsın kendini. Biraz da rüzgâra tabi...

Biter şarkı, tekrar dinlersin. Geride bıraktığın tarafa bakarsın gökyüzü karanlık, oysa gittiğin yönde güzel bir kızıllık vardır, güneş hâlâ aydınlatmaktadır az da olsa o tarafı. Tepelerdeki camiler güneşin kızıllığında daha bir güzel görünür gözüne, gülümsersin...

Kadıköy karanlıktır, Eminönü'nü hâlâ aydınlatmaktadır güneş. Avrupa yakası sana aittir, sen de ona, ama Anadolu yakası yabancıdır. Ne kendini ait hissedebilirsin oraya, ne de onu kendine ait hissedebilirsin. Senindir Avrupa yakası, Eminönü, Taksim, Ortaköy, Beyoğlu... Oysa Anadolu yakası senin olamamıştır hiç. 4 yıldır her sabah gittiğin yere yabancısındır hâlâ. Onundur belki. Ama kesinlikle senin değil.

Geride kalan karanlığa bakarsın, bir de geminin batmakta olan güneşin kızıllığına doğru yol alışına bakarsın, keşke hayat da böyle olsa dersin. Karanlık kısım geride kalsa, gitsem güneşe doğru...

Önünden insanlar geçmeye başlayınca anlarsın yolculuğun sona erdiğini. İki Comfortably Numb süresiymiş Kadıköy-Eminönü arası dersin. Araf'ın baş karakteri Ömer gelir aklına, zamanla arası kötü olduğu için hayatı müzikle ölçen Ömer... Kitabı okurken zamanı müzikle ölçtüğün anları anımsayıp kendine yakın hissettiğin karakter..

İki Comfortably Numb süresince koparsın dünyadan, hiçbir şey algılanmayan, dış dünyayla hiçbir bağlantının kalmadığı anlar vardır ya onlardan biri işte...
The Wall'da bu şarkının çaldığı saniyeleri düşünürsün, filmde seni en çok acıtan yer belki de orasıydı değil mi? Acıtır işte şarkı, film ve hatta hayat.
En çok hayat.
Acıtır.
Fena.

Vapurdan inince yağmur başlar çiselemeye.
Yavaş yavaş yürürsün...
Güneşin kızıllığına doğru...

I've become comfortably numb...

8 kişi de demiş ki:

buraneros dedi ki...

''Geride kalan karanlığa bakarsın, bir de geminin batmakta olan güneşin kızıllığına doğru yol alışına bakarsın, keşke hayat da böyle olsa dersin. Karanlık kısım geride kalsa, gitsem güneşe doğru...''Bu yazıya dökülmüş bunca şeyi fark eden biri karanlıkta kalır mı sence;)...Günü ışıttın,harika bir yazıydı gün gibi:))Şimdi odayı değiştirip Pink Floyd dinlemeye gidiyorum hemde en eski kayıtları,teşekkürler:))

CaRtMaNtR dedi ki...

Her ne kadar son derece melankolik bir havası olsada insan bu konudan bahseden birinin (özelliklede vapurda kışın açık kısımlara geçip yanlız kalmak isteyen birinin) etrafında onu rahatsız edenleri görmezden gelebilmesine imrenmeden edemedim.

Ayrıca bir şarkı ve manzara ile bu kadar bütünleşerek bulunduğu ortamdan kopup başka diyarlara yada kendi iç dünyasına rahatlıkla gidebilen insanlanarada imreniyorum

bende amma çok imreniyormuşum :D

_Nazlıcan_ dedi ki...

''Üşüme ihtiyacı duyarım ben bazen''
ben de!
ne çok satırda kendimi hatırlattın bana bilsen...
çok güzel olmuş..

Besimi dedi ki...

yaaniii.... şimdiii... ne diyebilirim ki? bu yazıya yorum mu yazılabilir?!?!?!?!? 'yazını dinliyorum, gözlerim kapalı' diyebilirim sadece....

mca dedi ki...

Şarkı için teşekkürler:)
Burda rastlamıştım, hemen hergün dinliyorum
süper!

sLn dedi ki...

anlatmak için uygun sıfatı bulamadığım nadir şarkılardandır, birine daha ulaşmasına sevindim :) bu işte biraz da olsa katkım olmuşsa ne mutlu bana :))

mca dedi ki...

katkı ne kelime sebep oldun:))
Sen bi ara böyle can alıcı şarkıların listesini yap, ben de bakıp bakıp indireyim..
:)
Yani istersen:)

sLn dedi ki...

aslına bakarsan benzer bir liste yapmaya çalıştım ben bir gün ama işin içinden çıkamadım :) aklıma geldikçe tek tek yazıyorum işte onlar üzerine bir şeyler artık :))

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?