2 Ekim 2008 Perşembe

Yağmur falı

Eminönünde vapurdan indim, iner inmez yağmur başladı. Yağmurla birlikte adımlarını sıklaştıran insanların aksine ben iyice yavaşladım. Sağımda deniz ve tüm güzelliğiyle Galata. Yavaş yavaş yürüyorum, aklımda onlarca şey... Yağmur yağarken kötü şeyler düşünmek olmaz!

Otobüse biniyorum, kulağımda Gren. Şarkı "Sen"

Camdaki yağmur damlalarının ardından şehrimi izliyorum, Galata Kulesi, Haliç... Tam o an Galata Kulesinde olmak istiyorum, yukarıdan bakabilmek için şehrime. (Hep güneşli havalarda çıktık, bir kez de yağmurda çıkmalı..)

Camdaki yağmur damlalarına bakıp düşünüyorum. Her birinin şekli başka... Kulağımda bu kez Noir Désir, şarkı "le vent nous portera" Rüzgâr savuruyor penceredeki damlacıkları sağa sola, rüzgâr götürüyor, şarkıdaki gibi. Rüzgârın bizi de götüreceğini (taşıyacağını) söylüyor şarkıda. Götürür mü sahi bizi de?

Kendi kendime oyun oynamaya başlıyorum. Damlaların hepsi ayrı bir şekle sahip, hepsi farklı bir şeylere benziyor. Kahve fincanının içindeki şekiller gibi, kahve fincanından fal bakılıyorsa su damlalarından da bakarım diyip başlıyorum hepsini bir şeylere benzetmeye...

Yunus balıklarım var bol bol, severim yunus balıklarını oldum olası. "Kısmet" diyelim mi biz de balığa kahve falındaki gibi? (öyle biliyorum ama yanılıyorsam düzeltin.)

Hmm şunlar da deniz atı olsun mu? Olsun tabi. Sevimli hayvanlar onlar da, kötü bir anlamları olamaz değil mi?

Bakalım harfe benzeyen var mı... Şu, şu, hah bir de şu var. Kelime çıkmıyor bir araya geldiklerinde ama olsun. İstediğin gibi yorumlamak serbest :) Ben istediğim anlamı yüklüyorum her birine... Aaa kocaman bir "3" var şurada. 3 vakte kadar güzel bir şey olacak demek!

Rüzgâr da otobüs de hızlanıyor. Sağa sola savrulan damlalar birleşiyor, birleştikçe büyüyor, aşağıya süzülüyor. Güçlenip devam ediyorlar yollarına yani. Su damlaları ve insanlar arasında bağ kuruyorum, felsefe yapıyorum kendi çapımda. Bir araya geldikçe büyüyen damlalar... Minicik damlaların gözümün önünde bir araya gelip kocaman olması... Bir aradayken güçlü olan, kelimenin tam anlamıyla var olan insanlar. "Together we stand divided we fall" diyen adamlar... O adamların bir arada duramayışı...

Başka bir şarkı başlıyor o sırada. "Wonderwall" Eşlik ediyorum içimden. Sesim en çok "maybe you're gonna be the one that saves me" derken çıkıyor, kimse duymasa da... Mümkün di mi herşey? Kurtaracak birileri bizi...
"Biz"i...

Eve yaklaşıyoruz, iniyorum otobüsten. Yağmur çiseliyor. Şemsiyem var ama kullanmamayı tercih ediyorum. Yürüyorum yavaş yavaş eve doğru. Şimdiki şarkı Peyk'ten geliyor. "Uyku ol"

"Uyku ol mışıl mışıl..."

3 kişi de demiş ki:

Besimi dedi ki...

İnsanlar beraber tutunduklarını sanırlar hayata, aslında yalnızlıklarından korkma refleksiyle bir aradadırlar. Doğru, damlalar bu konuda insanoğlundan iyi. Damla falı harbi güzel olmuş :-)

sLn dedi ki...

insanın bazen birine ya da bir şeye tutunmaya ihtiyacı olabiliyor feci halde, damlaların hali aklıma onu getirdi :)

Besimi dedi ki...

doğru zaman denk gelmiş. his yoğunluğu ve bunu yazıya dökme ihtiyacı. zevkle okudum.

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?