19 Kasım 2008 Çarşamba

Ben (5)

*Okuldan gayet keyifli çıkıyorum. Hayır efendim okulda çok eğlendiğim için falan değil, bir günü daha bitirmiş olduğumuz için keyifli oluyorum. Kadıköy'den vapura biniyorum, denizi, martıları izliyorum. Müzik dinliyorum vs. Melankolik bir moda geçiyorum ve sonra asabileşiyorum. Takdir edersiniz ki uyuz bir oğlak olarak melankolik takılamam çok fazla, direkt sinir yaparım. Sonra da bütün gece sinirli oluyorum işte.

*Yolum hiç trafik olmazsa 1,5 saat civarı sürüyor ve benimle aynı yerde oturan kimse olmadığından yalnız başıma gidip geliyorum. Yol boyunca;
"pardon, geçebilir miyim"
"teşekkür ederim"
"bir uykusuz bir penguen alabilir miyim" (sadece çarşambaları tabi, evet İstanbul'da çarşamba çıkıyor dergiler :D )
cümleleri dışında herhangi bir konuşma durumu söz konusu olmuyor bende. (nşa) Ağzımı kapatıp oturdukça bir halsizlik çöküyor, eve geldiğimde de konuşmak istemiyorum sonra. (çok yalnızım beeee :-/ ) Sanırım otobüs şöförleriyle arkadaş olmalıyım..

*Eşyalarımla duygusal bağlar kurmayı hep sevmişimdir ama hiçbiri telefonla olan bağımız kadar olamadı sanırım. Bırakamıyorum kendisini. Bozulunca, açılmamaya başlayınca da bırakamayacağım.

*Ben Fırat Fırat diye çıldırmaktayım birkaç haftadır. Uğur Gürsoy'un Uykusuz'da çizdiği veletten bahsediyorum. Hayatımın son 4 yılında beni tanıyan herkes nasıl bir Yiğit Özgür hayranı ve takipçisi olduğumu iyi bilir, ama ben haftalardır dergiyi okumaya ortadan başlıyorum. Elime alır almaz Fırat'ı okuyorum, sonra Uğur'un köşesini okuyorum, ordaki favorim Faik! Sonra derginin başına dönüyorum, baştan okuyorum hepsini. Koca kafalı adamlarını hep sevmişimdir ama bu aralar Uğur Gürsoy fanı oldum çıktım. Bir de Fıratımın albümünü yapacakmış, toplayacakmış bir yere hepsini. Ben sevinmeyeyim de kim sevinsin he :D

*Fırat'a daldık Faik'i unuttuk. 1 ytl için 40 maymunluk yapıyor da kimse vermiyor ya içim parçalanıyor. Neden kırıyorsunuz çocuğu yaa, biriniz bir iş verin işte, sattığı abuk sabuk şeyleri alın, verin 1 ytlsini, mutlu olsun. Kıyamıyorum :( Karşıma çık be Faik'im, bırak 1 ytlyi 5 ytl vereceğim sana söz :( (Faik'im diyince Safiye geldi aklıma; oysa ki benimki sadece sevimli bir çizim.. Safiye-Faik Faik-Safiye ooooof oooooof)

*Faik'i görünce Yiğit'in eski bir karikatürü geliyor aklıma, bilgisayarda kesin vardır ama aramaya üşenmekteyim, karikatür anlatılmaz ama ben anlatacağım. Bilenler hatırlar hem. Aynı Faik gibi kafası olan bir karakter vardır karikatürde, diğeri gider "abi saçında bir şey var" der, 2. balonda ölürüm biterim gülmekten. Bizimki der ki: "aa pardon kafanmış". İşte Faik'e bakınca onu görüyorum :D

*Bu aralar aldığım haberlere genel olarak şu tepkileri veriyorum:
"yok artık"
"hadi canım"
"yok daha neler"
vb.
"Asla olmaz" gözüyle bakılan o kadar çok şey oldu ki şu son birkaç hafta içinde... Üzücü şeyler oluyor ve canımız sıkılıyor tabi ama arada beklenmedik güzel şeyler görünce içten içe umutlanıyorum be hayata dair... Şartlar doğru şekilde bir araya geldikten sonra her şey mümkün...

*Vizeleri bitirdim. İyi ya da kötü bilmiyorum ama bitirdim. İzlenmeyi bekleyen filmlerim var, yarım kalan kitaplarım da var, kasım ayının sonu geldi ben dergilerimi bile okuyamadım henüz, ders çalışmasam da kafam yoğun olunca kendimi veremiyorum ve öyleyken okumamayı tercih ediyorum... Heroes'un her bölümünü günü gününe indiriyorum, 3 hafta sonra ancak izliyorum. Yoğunluktan değil, arka arkaya birkaç bölüm öyle sıkıcıydı ki içimden gelmiyor izlemek bir süredir.. Müsait bir zamanda onları da bitirsem fena olmaz.

*Gerçi 2 hafta sonra Murat insanına sunum yapacağım, hazırlık yapmalıyım. Dersine girdiğim 2. sınıfların (ilkokul 2) ajandaları var, günü gününe herşeylerini yazıyorlar. Ben 22 yaşındayım, bir ajandam yok, hiç olmadı. Ajandam oldu tabi ama ajanda olarak kullanamadım hiç. Yazı yazdım her taraflarına, ilk günlüğüm bir ajandaydı mesela..
Zaten kafamda milyon tane şey var, bir türlü belli bir yere odaklanamıyorum.. Not defteri kullanmaya başladım. 2oo9'la birlikte belki bir ajandam olur, olmaz mı? Olsun artık... (2oo9 diyince tuhaf oldum, zamanla alakam olmadığı için çok ilgilenmiyorum günler, aylar ve yıllarla. Böyle düşününce de tuhaf geliyor sonra...)

*Hani bir şarkıdan ben başka bir şey anlıyorum, sen başka bir şey anlıyorsun ya işte bunu seviyorum. (mc donalds reklamı gibi oldu "I'm lovin' it", "ce tout ce que j'aime" .) Ama bazen benim anladığım şeyi anlamanı istiyorum. Hepimiz her şeyi aynı şekilde algılasak dünya nasıl bir yer olurdu diye düşündüm, tahmin yürütemedim. Ama galiba farklı algılamamız daha güzel bir şey. Bazı insanlarla çok farklı algılamayı seviyorum mesela dünyayı. (herkes onunla aynı fikirdeyse yanılmış olmaktan korkan bir adam vardı hani tarihte, hatırladın mı?) Sonra aynı yerden bakabildiğimiz insanları seviyorum. Tamamen aynı noktadan bakabildiğimi daha çok seviyorum. Bu ara yazıların hepsinde dönüp dönüp aynı yere gelmeme kıl oluyorum ben bile. Fazla düşünüyorum herhalde bu ara. Sanki normalde az düşünüyorumuşum gibi...Neyse.

*İnsanların süper taktikleri var kendilerini şahane göstermek için. Bugün biri bir şey anlattı saygı duydum, bahsi geçen kişinin rol yeteneğine saygı duydum her şeyden önce. Aynı anda hem ortalık karmakarışık edilmiş, hem kişimiz kendisinin şahane olduğunu anlatmış anlatmış durmuş, hem karşıdakini hem de diğer insanları küçümsemiş bol bol. Vay anasını dedim yaa, biz olamayız böyle :D Yetenek meselesi. Gerçi öyle yetenek olmaz olsun tabi... İnsanların hayatlarında da bizimkilere benzer şeyler olduğunu dinlemek keyifli oluyor. "Bütün manyaklıklar beni mi bulur?" sorusunun cevabını alıyorsun.
"Hayır"
Bütün belaları çekiyorum, en kötü hayat benimki ıdı vıdı diye kendini yemene gerek kalmıyor, dinlemenin keyifli tarafı o, yoksa milletin başına gelenlere bakıp neden keyif alalım yahu?

*"4.sınıfta hocalar çok yardımcı oluyor, en kolay sene 4. sınıf" falan diyenler oluyor ya, bakmayın onlara! Herkesin bölümü aynı mı canım!? Bizimkiler bu sene bir azıttı bir azıttı sormayın gitsin. "4.sınıf çok kolay, buraya kadar dersin kalmadıysa bu sene hiç kalmaz" diyenlere sevgilerimi sunuyorum!

*Ben 24 saat çikolata yemek istiyorum bu ara! bir de kek..

*Laf arasına "ben de blog yazıyorum işte, dergide yazmak istiyorum, kitap yazmayı istiyorum vs. bir baksana yazdıklarıma" tarzı cümleler sıkıştıran gençler varmış. Özellikle kızların yaptığını yazmış Ersin bu hafta Uykusuz'da. Ama eminim sadece kızların yaptığı bir şey değildir bu.. Ben kendi arkadaşlarıma yazdığımı söylesem mi söylemesem mi diye bile bir dünya stres çekmış bir insanım. Bu insanlardaki nasıl bir kendine güvendir diye merak ettim bugün. "Bak ne güzel yazıyorum" diye insanlara yazdıklarımı gösterdiğimi hâyâl ettim, düşüncesinden bile tırstım. İşin tuhaf tarafı sessiz sessiz yazan ve şahane yazıları olan insanların bloglarına denk geliyorum, takibe alıyorum falan; ama böyle "ben yazar olacaaaaam" havasındakilerin ciddi bir bölümünü okumaya dayanamıyorum :s Ben yazar olacaaaaam demeleriyle sorunum yok, iyi yazıyorsan ol tabi. Ama msn diliyle mi yazacaksın kitabını da bebeğim?

*Geçen gün kantinin önünden geçerken içeriden Rashit duydum ya artık ölsem de gözüm açık gitmem! Gerçi söz-müzik Teoman albümündeki şarkıydı tabi, yok ne olacaktı başka? Güzel şarkı, bir de Teoman şarkıyı yapmış etmiş sağolsun ama Rashit versiyonu daha şahane be!
Son kez inan yalan olsa da
Bazen bir rüya yeter
Kendimi kandırabilirim
İkimiz de görürsek eğer!

*Öğlen eve feci yorgun bir halde geldim, annem kardeşin gelince ilgilenirsin dedi, 2.anne görevinde olduğum için yemek falan hazırlayacağım işte. Annem gitti, ben daha çok var gelmesine dedim, uykusuzdum da, yattım biraz. Uzun uğraşlar sonucu uyumuşum. Rüyamda babamın kuzeni bize gelmiş, babam kapıyı açmış. Bizim kapıda konuşuyorlar ama biri hâlâ zile basıyor. Ya açtık işte kapıyı yaa niye hâlâ zile basıyorsun dedim babamın kuzenine, sonra yataktan "Serayyyyy" diye sıçradım. Bizim ufaklık gelmiş, zile basıyormuş 5 dakikadır :-/ Dışarıdan duyduğun ses hemen rüyanın bir parçası oluyor da uyanamıyorsun ya hem kıl oluyorum hem de çok gülüyorum o duruma. Bilimsel açıklaması nedir bu durumun bir ara kurcalayayım bakalım. Uykum hafiftir, yanımdan insan geçse uyanırım ama dış sesler rüyama dahil olunca uyanamıyorum böyle işte :((

*2 haftadır evde sevgili kardeşim Mischief'le birlikte (mischief oldun iyice hee :D ) Yeliz'den "bu ne dünya kardeşim" şarkısını söyleyerek dolaşıyoruz. 1 gece boyunca youtube'tan dinledim durdum, sonra ares sağolsun edindik şarkıyı hemen. Mutlu oluyorum dinlerken bee. sıkıldığınız bir an deneyin dinlemeyi;)

Ne bir kürk ister bu şen gönlüm
Ne bir han ne de saray
Ye iç eğlen çok kısa ömrün
Sev çünkü sevmek en kolay!

:)

9 kişi de demiş ki:

e.d dedi ki...

sevmek en kolay...

hı?: )

sLn dedi ki...

özel olarak cümlelere takılmıyorum, neşeli bir şarkı, dinlerken eğleniyorum o kadar :)

ayrıca sevme kısmı kolay da sonrasında problemler var :p

CaRtMaNtR dedi ki...

Uzun yollarda yanlız olmak (hele birde o yolda vapurada biniliyorsa) daha güzel oluyor. Vapurdada kış bile olsa açıkta olup manzaraya bakıp dalıp gitmek gibisi yok.

Son sınıfta hocalar sıkmaz konusuna ben hiç rastlamadım şahsen. Hangi bölümün hocalarıysa onlar tebrik etmek lazım :D

Bu arada dergide yazmayı isteyenler işin birde düzenli olarak belli bir boyutta ve belli kalıplarda yazmaları gerektiğini göz önüne alıyorlar mı acaba merak ediyorum. Pek öyle dışarıda görüldüğü kadar kolay bir iş değil dergi yazarlığı :D

Uzun bir yazıyada böyle uzun bir yorum iyi giderdi herhalde :D

sLn dedi ki...

düzenli olarak takip ettikleri dergiler olduğundan bile emin değilim ;) eline hiç klasik almamış, ağlak zırlak aşk hikayeleri dışında bir şey okumamış adamlar kitap yazmaya niyetlenebiliyorsa cosmo girl dışında dergi okumamış (erkekler için ne var karşılığı bilemedim.) insanlar da pekâlâ dergilerde yazabilir :p
boyum uzun voleybol/basketbol oynamalıyım mantığı vardır ya, uzun boy yeter, yeteneğe gerek yok sanırlar hani, herhalde onun gibi bir şey bu kitap yazma, dergide yazar olma merakı da. saçmalıyorum ama olsun yazıyorum ya o yeter :D

insan kapasitesini, sınırlarını vs bilmeli biraz :)

CaRtMaNtR dedi ki...

Dergicilik zor zanaat walla sadece ewden ayda bir yazı yollayarak geçirdiğim 1.5 sene bile işin ne kadar çetrefilli olduğunu anlamama yettide arttı :D

Eminim bu çok istekli arkadaşlar 2 günde tornistan ederler :D

Bu uzun boylu spor yapsın şansını kullanıp takıma giren hatta üstüne düşse milli sporcu olabilecek arkadaşlarım wardı. Hoş sadece fiziki yapısına bakıp oyuncu seçen alt yapı hocalarınada buradan selam olsun (arkadaşıda ne kıskanmışım zamanında ha) :D

massimo dedi ki...

ilk 2 madde çok tanıdık geldi :) marmara'da mı okuyorsunuz yoksa?

sLn dedi ki...

evet, maalesef :)

massimo dedi ki...

4 yılımı yedi vapurlar, otobüsler. günde git-gel 3 saat. günde ortalama 4 saatlik ders için 3 saat yol. o da minimum 3 saat. hem de yalnız başıma. bir süre sonra dergilerde acımasız olup bırakıyor insanı. 1 günde biter mi 1 dergi.

ben de karagümrükten gidiyordum hergün. bu sene kestim ilişkimi marmara üni ile. ama emin ol özleyeceksin o vapuru, otobüsü. hatta aylık akbilini.

sLn dedi ki...

dediğin gibi 3 saatlik dersim oluyor bazen, 4 saatlik yol çekiyorum o ders için, işte o günler tam anlamıyla işkence oluyor :s
onun dışında yollarla bir sorunum yok aslında, yorgunken ve trafik olduğunda çekilmiyor tabi ama bol bol düşünüyorsun, kitap okuyorsun vs. bir şekilde idare ediliyor :) bir de 9.30'daki ders için 6.30-7.00'de kalkmak gerekmese :-/

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?