4 Kasım 2008 Salı

Benim İstanbul'um (4)

Yine okuldan eve dönerken çekilmiş bir fotoğraf. Aslında fotoğraf makinesinin gün batımı modu ayarlarını yapmaya çalışıyordum sadece, sonra baktım Hem Sultanahmet Camii, hem Ayasofya, hem de Topkapı Sarayı girmiş kareye, hoşuma gitti :) (açıdan ışıktan anlamıyor olmam fotoğraf makinesinin özelliklerini de bilmiyorum demek değil tabi. Pek severim kullandığım makinelerin her bir özelliğini kullanmasam bile bilmeyi.) Tabi epey küçültüyorum boyutlarını bloga koyarken, malum limitimiz var, resim upload siteleri de pek güvenilir değil. 2 günde uçabiliyor fotoğraf :-/

Bugün eve dönerken yanımda fotoğraf makinem olmamasına çok üzüldüm, güneş batarken Sultanahmet'in öyle güzel bir görüntüsü vardı ki... Sanki bütün ışık camiden çıkıyor gibiydi ama çekemedim işte :-/ Telefonu uzun zamandır fotoğraf çekmek için kullanmadığımdan dolayı onu da akıl edemedim...

Sinirlilik halim hâlâ devam ediyor, üstüne bir de feci bir dalgınlık eklendi... Leyla modu aktif durumda yani...

Mp3 playerımın pili bitti yolda, değiştirdim. Dinlediğim şarkıyı bulayım dedim, bulamadım. Çünkü ne dinlediğimin farkında bile olmadığımı anladım o saniye. Yol boyu bir şeyler dinledim ama hiçbirinin ne olduğunun farkında değilim.

Sonra otobüse bindim, cam kenarına oturdum. Eminönü'nde yanıma oturduğunu sandığım adamın varlığını Eyüp'te fark edebildim. Otobüs o saatlerde çok dolduğu için Eminönü'nde benden hemen sonra bindiğini tahmin ediyorum.
Nefret ediyorum bu dalgınlık halinden.
Canımı sıkan bir sürü şey var, her saniye düşünüyorum, onu, bunu, şunu... Onları düşünürken de başka hiçbir şeye konsantre alamıyorum. Konsantre olmayı bir yana bırak farkında bile olmuyorum olan bitenin...
Yorgunum.
Kimseyle konuşasım yok.
Masanın üstünde cnm Edacığımın yaptığı minik Johnny'ciklerim var, ara sıra onlara bakıp gülümsüyorum :) (tam zamanında geldiler :) pek de iyi geldiler bana..)

O kadar...

7 kişi de demiş ki:

ღ.♥.ღ pinkzorro ღ.♥.ღ dedi ki...

bu aralar ben de dahil çoğu kişi de gördüğüm ruh durumlarını anlatmışsın..karamsarlık,sıkıntı,dalgınlık vs vs

havadan mı sudan mı anlamadım gitti ya

beenmaya dedi ki...

gülümsüyorsun ya en azından o bile yetre bazen...

♥ Craft Woman ♥ dedi ki...

sıkma canını ve gülümse daima emi.

Besimi dedi ki...

güzel resim. ama dinlediğin şarkıların izini kaybetmen iyiye işaret değil, hayatın anlamı onlarda saklı :)

sLn dedi ki...

@ pinkzorro
insanların karamsar olmasının sebebi sonbahar olabilir, çoğu insan için hüzün veren bir mevsimdir ya sonbahar, küresel ısınma, ekonomik kriz vs. sıkılmak isteyen için sebep çok ama dalgınlığın sebebi ne olabilir onu çözemiyorum..

@beenmaya
doğru söylüyorsun, durum ne olursa olsun gülümseyebilmek çok önemli..

@craft woman
normalde de çalışıyorum ama bu ara daha fazla çalışıyorum gülümseyebilmek için :) buna ihtiyacım var

@besimi
en son freddy mercury'nin sesini duyduğumu hatırlıyorum, sonra kopmuş gitmişim dünyadan :) birkaç gündür sinirimi yatıştırabilmek için sakin şeyler dinliyordum bu dalgınlık ondan diyerek şarkılara atayım suçu :p

CaRtMaNtR dedi ki...

Gece modunun böyle bakırımsı bir ton vermesi hoş olmuş.

O dalgınlık durumu bence güzel oluyor. Özellikle eve dönüş yolunda boşboş yola bakarken zamanın akıp gitmesi ve insanın varmak istediği yere bir anda gelmiş gibi hissetmesi güzel oluyor. Ha tabi yolda gözlem şansı kalmıyor ama her zaman her şeyi elde edemiyor insan :D

sLn dedi ki...

gece modunda değil gün batımı ayarıyla çektim bunu, sanırım renklerle hiç oynamamıştım, gün batımına ayarlayınca renk direkt böyle oluyor, bnm de hoşuma gitti.

bir gün dalıp evi kaçıracağım ben ama bakalım ne zaman :) Bazen panik oluyorum zaten eyvah evi geçtim diye :D ama henüz hiç kaçırmadım ineceğim durağı :p

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?