5 Kasım 2008 Çarşamba

Bir Mürebbiye Adayının Güncesi (4)

Bir hafta aradan sonra geri döndüm Fransızca konuşan minik veletlerin arasına. Bize alışmaya başladılar sanki...

2. sınıflar hâlâ çekingen, konuşurken yüzüme bakamıyor, yere bakıyor yanında oturduğum kız :) Siz bilmezsiniz, acayip adam yerim ben, o yüzden tırsarlar insanlar, yüzüme bakmazlar genelde, küçük çocuklara has bir durum değil bu :p (var bir şey ama çözemedim..)

Okulda hocayı gözlemliyorum, eve gelince ödev yapmaya gelen yavrucuklarım var benim, öğrendiklerimi onlar üzerinde uyguluyorum, ama bu bilinçli yaptığım bir şey değil. Geçen gün ders anlatırken bizimkiler beni dinlemiş, çok sabırlı davranmışım, senden sahiden öğretmen olur demeye başladılar. Aslında severim ben çocuklarla uğraşmayı, ders anlatmayı falan ama Fransızca anlatmayı değil maalesef, sorunumuz da tam burada zaten.. (kuzenler, komşu çocukları vs.'nin her türlü ödevleri itinayla yapılıyor, anlamadıkları konular tekrar tekrar anlatılıyor vs. Derslerinde zorlanan çocuğunuz varsa beklerim efenim, tamamen beleştir hizmetimiz)

4. sınıflar ayrı bir sevimli, yan sırada oturan kız ders boyunca bakıyor, ben bakınca utanıyor :D Öğretmenlerinden yaşça küçüğüz ama süslenmiş püslenmiş gelmişiz ya ilginç geliyoruz herhalde. Bir de ben ilkokuldayken üniversite mezunu normal gelirdi de üniversite öğrencisi dendiğinde "vay beeee" derdim, iyi hatırlıyorum. Onlar okula giderken forma giymezlerdi ya, filmlerde süper ortamları vardı falan, hepimiz öyle bir yer sanırdık üniversiteyi. Öğretmenimizin de üniversite mezunu olması ilginç gelmezdi ama üniversite öğrencisi denince dünya dışı varlık muamelesi yapardık, iyi hatırlıyorum :D Bir de öğretmen anne gibi görülür, onun yaşı büyüktür ama ablalar hep ilgi çekicidir, ne giydikleri, nasıl konuştukları hep ilginç gelir ya bir dönem, onlar da tam o dönemdeler işte. İlgiyle izliyorlar bizi:)

Biri kalem veriyor, biri yanında yer açıyor, biri yere düşen eşyalarımı veriyor falan, ilgi muazzam yani :D Pek eğleniyorum..

Bağırarak konuşan hocamız epey bir baş ağrısı yapıyor yalnız bende. Ne zaman hızlı ya da çok bağırarak konuştuğu için başımı ağrıtan bir hocanın dersinden çıksam hem hızlı hem de bağırarak konuştuğumu düşünüp ileride öğretmen olmam halinde öğrencilerimin arkamdan neler diyeceklerini düşünüyorum. Ay bak yine çekilmez bir insan olduğumu hissettim. Baş ağrısı yaparım ben insanda :-/

Sonra okuldan çıktık, öğrenci olduğumuz okula doğru yol aldık, farkındaysanız staj saatlerinden bahsederken antuanı hiç anmadım. Bugün okula gelmemiş, gözlerimiz onu aradı hep :p

Geldik kendi okulumuza.  "Öğretmen nasıl olunur" sorusuna cevap almak için gönderdikleri stajdan dönüşte bir de "nasıl öğretmen olunmamalı" sorusuna cevap aldık. Hem de kendi okulumuzda aldık bunun cevabını.
13.3o'da başlayan dersin cool hocası saat 14.3o civarında odasında güzel poposunun üzerinde oturmaktaydı. (ne bileyim adamın poposu güzel mi değil mi yau, öylesine söyledim.) Sabahki dersini kimseye söylemeden iptal eden bu güzel insan, öğlen ortak ders yapacağım açıklaması yapmıştı fakat sınıfın yarısı öğlen başka bir derste olacaktı. Bu durum cool insanın umrunda mı? Değil tabi.

B sınıfı kendi dersine gitsin, sunum yapacak olanlar gelip A'da yapsın gibi de güzel bir açıklamaya imza atmış kendisi. A sınıfında olanlar 2 gruptan aynı konuyla ilgili sunum izleyecek, B sınıfındakiler de başının çaresine baksın mealinde efenim bu açıklaması.

Vizelerimiz 24 Kasım'a alınmıştı, her türlü işimizi ona göre ayarlamıştık. Bugün öğlen rektörlükten haber gelmiş "yapamazsınız efendim" diye. (alt sınıflardan duyum aldık. sabah hocaların haberi yokmuş, rektörlüğün cevabı bugün öğlen gelmiş yani.)
 
4 gün sonra vizelerim başlıyor yani! Dönem başından beri sadece 2 ders işleyebilen bir hocamız var efendim. Her türlü bayram seyran ona denk geldi. Dün ders yapacaktık rektör hanım bando dinlemeye çağırdı, yine yalan oldu. Derste henüz bir şey işlemedik sayılır, neye çalışacağız zerre kadar fikrimiz yok. Ayrıca hocalarla sınav konusunda görüşebilecek zamanımız da yok.

Bu okulda görünürde bir yönetim var ama sadece görünürde var. Herhangi bir düzen falan yok. Bütünleme sabahı açıklanan finaller oluyor bu bölümde, kimse kimseye ne yapıyorsun kardeşim demiyor. Pazartesi sınavımız olabilir, ama elimizde program yok, yarın hazır olacağı söyleniyor ama programı hazırlayan hocamız çok yoğun bir insan, yarın "ay çocuklar kusura bakmayın çok yoğunum, ıdıda bilmem ne dersi vıdıda bilmem ne dersi veriyorum, öğlen hedeye gittim akşam hödödeydim" diye gelir mi? Evet gelir. Yapmadığı şey değil...

Hayır ben sinirli değilim, bütün planlarımın içine edilmiş olabilir, sabah aldığım bir takım kararlar patlatılmış olabilir ama sinirli değilim, neden olayım ki hem? Fazla deli gömleği olan var mı? İhtiyacım olabilir.

Buraya kadar okumaya tahammül edenler, hıı evet siz! pek sevdiğim Fransızca bir şarkı için burdan buyrun:

4 kişi de demiş ki:

serzeniş meraklısı dedi ki...

evet oraya kadar tahammül ettim, extradan deli gömleği olan varsa banada iletebilirmi bi adet, yaşamak zaten çok ağır gelirdi, okumak yetti :D:D:D

pRncfRn dedi ki...

Lise son olmamıza rağmen Fransızca dersinde mahvederdik ortalığı, kolay gelsin :))

sLn dedi ki...

@ serzeniş meraklısı
deli gömleği kendime bulursam bir tane de sana isteyeceğim, not aldım :p

@ prncfrn
teşekkürler :))

ßāƬāʞŁıК ȻάḊıƨı ® dedi ki...

sonuna kadar okumaya ben de tahammül ettim :D . bu arada insanların tırsmasının sebebi kaşlar olabilir.ben de aynısını yaşıyodum.kuzenim dedi senin tek kaşın havada duruyo ondandır diye. bi dikkat ettm hakkaten öyle. kaşlarım benden bağımsız çalışıyomuş meğer de benim haberim yokmuş.

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?