16 Kasım 2008 Pazar

Birikenler..

6 gündür sessiz sessiz duruyorum, sanırım blogger şaşırmıştır günlerce benden bir hareket gelmeyince.

"Vizeler vardı yazamadım" gibi bir bahanem yok tabi, evet vizeler vardı ama benim yazmama sebebim bambaşka. 15 dakikamı pekâlâ ayırabilirdim yazmak isteseydim.

Sessiz sedasız şekilde gözlemler yapıyorum. Yeni yeni şeyler öğreniyorum hayata dair. Bir yandan da kendi düşüncelerimi kurcalamakla meşgulüm. Hani arada bir insan yalnız ve sessiz olmak ister ya, işte o aralardan birindeydim ya da hâlâ içindeyim. Emin değilim sanırım.

1 haftada bir sürü şey oldu tabi. Bir kısmını okunuyor olmanın yarattığı stres neticesinde anlatamıyorum. sLn yerine x kişisi olarak yazsaydım da ne varsa sayıp dökseydim keşke. Çok çok komik şeyler dönüyor etrafta :))

Bir kez daha anladım ki insan hatalar yapabilen bir varlık. "x kişisi dünyanın en kötü insanı" diyorsunuz, sonra bakıyorsunuz ki x yeri geldiğinde iyi niyetli bir insan olup çıkıyor. "insanlara kötü demeden önce içinde bulunduğu şartları da düşüneceğim" diye milyonlarca kez söylemiş olsam da kendime, ı ıh yapamıyorum her zaman. Şu an söylediğim ve düşündüğüm bazı şeylerden dolayı utanıyorum.
Sanırım "x'e şu konuda çok güvenirim, şahane bir insandır" cümlesinde geçen x var ya, aslında o bahsi geçen konuda güvenilmeyecek olduğunu ve sadece rol yaptığını görmek daha acı. Hata yapa yapa doğruyu bulur insan değil mi? Söylediğim bazı şeylerden ötürü de pişmanım ve bazılarını söyleyeli yalnızca 2 hafta oluyor...

"Güneşin Oğlu" ve "Tekrar Çal Sam"i anlatacağım ama bu yazıda değil. Yakın zamanda... (inşallah diyelim tabi.)

Bir şey daha öğretti geçtiğimiz hafta bana, daha doğrusu doğruluğunu zaten bildiğim bir şey konusunda beni biraz daha emin kıldı. Hayatta hiçbir şey için "kesin" dememek gerek. Şartlar doğru şekilde bir araya geldikten sonra hayatta her şey mümkün! Ne kadar düşük olursa olsun fark etmez, her şey için bir olasılık her zaman var. Çevremden bir de bunu gördüm bu hafta. Galiba hafta boyunca hayatımı figüran pozisyonunda geçirdim :) İnsanlar bir şeyler yaptı, bir şeyler yaşadı, ben sadece gözlemleyip dersler çıkardım :)

Hilmiciğimin sınavıyla başladık haftaya. Kopyasız geçme ihtimalinin 0'a yakın olduğunu daha önce tekrar tekrar anlatmıştım. Bu sınavda da ezberlememiz için 29 soru verdi Hilmi ve 10 puanlık soruyu kelimesi kelimesine yazsanız da "virgül eksik, anlam değişir böyle" diyip sorunun üzerini çizen bir insan Hilmi. O yüzden kopyalar hazırlandı, saat 13.oo'de başlayacak olan sınav için 7.oo'de okulda olundu, 6.3o'da gelenler sınıfın tamamına yakınını doldurdukları için kalan boş yerlere oturuldu. O sınıfta sınavı olan alt sınıflarla anlaşmalar yapıldı, sınav sırasında eşyalarımız masalarda durdu, gençler çıkar çıkmaz yerlerimize döndük.

En ilkel halimize döndük, kavgalar, bağırış çağırışlar vs. vs.
Hayır bir de benim kafamı kurcalayan şu var, herkes birileriyle kavga ediyor, biz her sınav dönemini sessiz sakin anlatıyoruz. Hani ortamda herkese "evet haklısın" diyen yalaka tipler vardır ya, kimsenin yüzüne bir şey söyleyecek cesaretleri yoktur. Arkadan konuşulur ancak. İşte ortamın bu iğrenç tipleri biz miyiz yoksa :s Niye kimseyle kavga etmedik beee :s bütün sınıfın bize bayıldığını sanmıyorum. Nedir bunun sebebi acaba :-/

Bol kopyalı bir Hilmi sınavı daha geçirdik. Şu yaşımda minicik kopya kağıtlarını kağıdımın altına koymaya vallahi utanıyorum! Bölüm başkanı da dahil olmak üzere herkes Hilmi'ye "çocuklar çok zorlanıyor, yapamıyorlar sorularınızı, kopya çekmeye çalışıyorlar sonra, yapmayın etmeyin" mealinde cümleler kurmuşlar. Hilmi'nin cevabı: "Benim sınavımda kimse kopya çekmez!"

Neyse, ardından Füsun geldi, staj konusunda bize durmadan kazık atan şahsiyet olur kendisi. Verdiği fotokopilerde ne varsa sormuştu her zamanki gibi. O kadar şeyi bilseniz de hepsini yazabilecek zamanınız olmadığı için en fazla abuk sabuk cümleler kurabiliyorsunuz. Yazdık bir şeyler, notumuz sürpriz!

Perşembe ingilizce sınavı vardı, o da 1 saatte bitmesi mümkün olmayan bir sınav kağıdı hazırlamıştı bize. İnsanlar bolca isyan ettiler doğal olarak. Benim şikayetim yok, benim için haftanın en kolay sınavıydı.

Kapanışı Çağdaş Fransız Edebiyatıyla yaptık. Daha doğrusu sanırım dersin tam ismi "Çağdaş Fransız Edebiyatından Seçme Eserler". Kesin soracağını söylediği dersin en önemli konusunu atlayıp başka yerlerden sorarak güzel bir kazık attı Ümanist'im. Olsun, alışkınız..

Haftayı böyle bitirdik, sırada bizi bekleyen bir adet Murat var.

Cuma sınavdan sonra kendimizi sinemaya attık, Güneşin Oğlu'nu izledik, cumartesi arkadaşların en yakınlarından olan ve tarafımızdan çok çok sevilen Senacımın nişanını yaptık, hayır ağlamıyorum gözüme toz kaçtı. Kardeşim evleniyor gibi...
Bugün de "Tekrar Çal Sam"dedik şehir tiyatrolarında. Anlatacağım onları...

Yazılacak şeyler birikti, bir şeyler de yazıldı aslında.. Belki okursunuz bir gün...

Blogrollümü yeniledim. Yeni linkler ekledim, 1-2 tane de silmek istedim, niye bilmem silemedim :-/

Profilimin altına iletişim adresi ekledim. Craft Woman sayesinde :) Teşekkür edeyim bir daha aklıma gelmişken ;) "Bu adres de nereden çıktı" diyen insanlar olabileceğini tahmin ediyorum. Çünkü benim de varlığını bile hatırlamadığım bir adresti bu. İletişime geçmeye çalışanlar oluyor bazen, onlara kolaylık olsun dedim. Ama her zaman kullandığım adresi vermek istemediğim için bu adresi seçtim. Teknik aksaklıklar neticesinde yayınlayamadığım yorumların yanı sıra kendi tercihimle yayınlamadığım yorumlar da oluyor. İşte bu yorumların sahibi olan gereksiz insan kişilerinin her zaman kullandığım mail adresimi bilmelerine gerek olmadığını düşünerek bunu seçtim. Öyle yani... (bir ara o yorumları toplayıp yayınlasam mı diye düşünüyorum, çok komik şeyler var :D )

Google Counter'a tuhaf bir şey oldu, sanırım kaldıracağım onu.

Sanırım aklımda yazmayı düşündüğüm bir şeyler daha vardı ama unuttum. Kafamı ancak bu kadar toplayabiliyorum. Bu kadar yeter şimdilik...

5 kişi de demiş ki:

pRncfRn dedi ki...

sLn dolmuş bayağı, hoşgeldin:)
Ben insanlar içinde salt iyilik ve salt kötülük duygusu olduğuna inanmıyorum yani her insanda biraz kötülük ve biraz iyilik var, bende de öyle. Ama kötülüğümü sanırım sevdiğim insanları diğer sırası geldiğinde kötülüğünü kullanan insanlar karşısında harcıyorum, durup dururken kaşınmıyorum yani, kendimce en adaletli yöntemi seçmiş durumdayım ve ne güzel demişsin hiçbir şey kesin değil.

Bir de kimmiş o silmek istediklerin merak ettim şimdi :)

sLn dedi ki...

takip etmediğim 1-2 adres vardı da orda, silsem mi diye düşündüm, sonra silemedim, öyle yani :)) bol bol yeni ekledim ben de :p

♥ Craft Woman ♥ dedi ki...

Ben teşekkür ederim canım işine yaramasına sevindim :) Bu arada yoğundum haber veremedim ekledim seni bende bloga canım.Sevgiler.

pRncfRn dedi ki...

Üstteki postuna birşey yazamadım, buraya fikrimi belirtmek istedim, harika birşey o! :(

sLn dedi ki...

teşekkür ederim :$

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?