22 Kasım 2008 Cumartesi

Ortaya Karışık XI

*Eylül'den beri ortaya karışık yapmamışız, yapalım o vakit.

*İlk önce fasulye modumuzu devreye sokan olaydan bahsedelim :) (fasulye modu ne ki diyenler için "kendini fasulye gibi nimetten saymak" deyişinden geldiğini söyleyeyim, sanırım yeterince açıklayıcı olacaktır...) Blogmania ahalisi benim zırvalarıma yer vermişler bloglarında, ne kadar teşekkür etsem az :)) buyrun link=> http://blogeditoru.blogspot.com/2008/11/voodoo-girl.html

*İlkokul öğretmenim eğitim konusunda pek parlak bir kişilik değildi, daha çok müzik alanıyla ilgiliydi, içinde kalmış herhalde. İlkokul hayatım boyunca pek parlak şeyler katmamış olabilir bana ama her yıl, her bayramda koro çalışmasına girmiştik sınıf olarak, dolayısıyla bol bol çocuk şarkısı bilirim. Geçenlerde aklıma geldi, fotoğrafları aramaya üşendim, sonra bugün başka bir şey ararken tekrar aklıma geldi. Hemen bulup scanledim. Fotoğraf bir 23 Nisan'a ait. İlkokul birdeydim o zaman. "pırıl pırıl mavi gök, aydın yüzlü çocuklar" diye şarkı söyleyen (ki en sevdiğim 23 Nisan şarkısıydı:) ) gelinlikli kızlar göreceksiniz fotoğrafta :D 23 Nisan çocuk korosu yapılıyor, kılık kıyafete bakın :)) En arka köşede olan benim ve evet gelinlik giymişim :D Boyum diğer çocuklardan uzun olduğu için bu tür şeylerde arkaya geçerdim ve geçmekten nefret ederdim. "seliiin gel kızım arkaya sen, boyun arkadaşlarından daha uzun ya seni arkaya koyalım" :(( Lise hayatım bitene kadar bunu yaşadım, sonra üniversiteye başlayınca fotoğrafların orta boylu insanı oluverdim :D Uzunlarım sağolun varolun! Fotoğrafta "koro şefi" edasıyla el kol sallayan adam ilkokul öğretmenim. Yanındaki bıyıklı adam başka bir sınıfın öğretmeni, sanırım epey zaman onun sınıfında olmayı istemiştim. En arka köşedeki gelinlikli sarı saçlı minik benim, önümdeki de sıra arkadaşım Tuğba. Onun önündeki de diğer sıra arkadaşım Gülnur. Tuğba en son evlendi çoluğa çocuğa karıştı sanırım. Gülnur da trip yapıyor herkese ama neden bilmiyorum :D Selamlaşmıyoruz yani artık.


*Etiketleri toparladım, kendini etiket bulutu sanan bir şey ekledim bloga. İlk sırayı "sıkıntı" ve "serzeniş" paylaşınca tırstım kendimden. Sinema konusunda atağa geçmeyi düşünüyorum. diğer ikisinin önüne geçmek gerek :-/

*Dünyanın her tarafından kartlar geliyor, ağzım kulaklarıma varıyor her kart gelişinde :) Bugün de Paris'ten bir kart geldi, "le théâtre de l'opera"ya ait bir fotoğraf. O kadar güzel bir kart ki "çıkın hayatımdan Fransızlaaaaaar" diye bağırmadım bu kez :))

*İlkokul çocukları gibi hesaplara giriştim, "bu hafta Murat hoca gelmese, bizim sunum bir hafta kaysa da bayramdan sonraya kalsaaaa" diye :D İlkokul ya da üniversite fark etmiyor. Hocanın derse gelmemesi şahane bir mutluluk kaynağı! (muhteşem şeyler öğrensek derslerde ya da ne bileyim hocanın bir hafta gelmemesi bize bir şeyler kaybettirse böyle düşünmem elbet ama gelse de bir, gelmese de bir. O zaman gelmesin :D )

*Dün Balık Pazarı'ndaki sahafları dolaştık, (pasajın adını unuttum, sanırım pasajın adının altında bir de "sahaflar çarşısı" yazıyordu, sahaflar çarşısı diyelim yani.) sunum için bir kitaba ihtiyacımız vardı, bulduk mu? Bulamadık. Ama dolaşmaktan öyle keyif aldık ki :)) Kitapçı amcanın "kitapları alın yaa, işinize yaramazsa getirirsiniz ne olacak" ısrarlarını mı anlatsam, başka birinin "üniversitede ilk seneniz mi, aaa son mu, ama çok genç gözüküyorsunuz" diyişini mi anlatsam, çok eski bir İbrahim Tatlıses plağının bizi soktuğu gülme krizini mi anlatsam, eski kitapların o büyüleyici kokusunu mu anlatsam, içerideki herkesin birbirinden güleryüzlü olmasını mı anlatsam.. Alışkın değiliz gülümseyen insanlar görmeye, arka arkaya bu kadar çok görünce iyice şaşırdık. Bir gün boş olduğum bir zamanda bir aşağı bir yukarı dolaşmak, o kitapların arasında kaybolmak istiyorum! Uzun zamandır bu kadar çok "insan"ı bir arada görmemiştim galiba.. Sağolun be!

*Hayat tuhaf di mi? Yıllarca İstiklal'de havalara bakarak dolaştım, tam adresi biliyordum ama pasajın nerede olduğunu bilmediğim için bulma umuduyla sürekli yukarılara baktım. Oraya kadar yürümediğimiz için yıllarca bulamadım yerini. Aradan yıllaaar geçti, çok uzun zaman oldu İstiklal'de havalara bakmayı bırakalı. Şimdi sağıma soluma bakıyorum. Ben sağıma soluma bakarken bir de bakıyorum ki geçiveriyorsun yanımdan. Ama artık umursamıyorum ki... Her şey zamanında güzelmiş be abim :) O zamanlar geçseymişsin keşke... Seni hâlâ çok severken...
(Her defasında İstiklal'in aynı noktasında karşılaşıyoruz bu ara, hayırdır inşallah..)

*Dün akşam Selda'yla bir şarkıdan bahsederken aklıma bir yerlerde Yeşilçam Şarkıları diye bir albüm olduğu geldi, hemen buldum ve dün gece oturup onları dinledim :) En çok nesini seviyorum biliyor musunuz? O şarkılarda bahsedilen her duygu o kadar saf ki... Senede bir falan aklıma geliyor böyle, oturup dinliyorum :) Dün gece de Selda'yla karşılıklı dinledik. "Hayat bu mu", "buruk acı", "senede bir gün", "kulakların çınlasın", "senden vazgeçemem" vs. Tuhaf olduk be :) Senede bir günün başında Ediz Hun'la Hülya Koçyiğit'in bir diyalogu var, dinle, sonra da otur ağla, öyle bir şey :(

*Sonra da bugün oturdum eski fotoğraflarıma baktım, baktım, baktım, baktım... Ruh halim tahmin edersiniz ki çok iyi değil :)

*Alanis Morisette-Uninvited, Anathema-One Last Goodbye, Asfalt Dünya-Bu Akşam Olmayacak, Apocalyptica&Till Lindemann-Helden gibi şarkılardan oluşan bir playlist yaptım şimdi de kendime. Şu an Alanis'le birlikte Ironic'i söylüyoruz. Aslı'dan Uykumda Gel istedim bir de, tam şu saniye. O da gelsin bakalım...

4 kişi de demiş ki:

pRncfRn dedi ki...

Niahaha, allak bullak oldm lan, bi daha yapma böyle :D

sLn dedi ki...

hahaha, aylardır yapıyorum bunu yau, bak bu onbirinci :D

ღ.♥.ღ pinkzorro ღ.♥.ღ dedi ki...

ben de kafam bozdukça ya yeşilçam şarkılarına ya filmlerine sarıyorum :)dediğin gibi ediz hunlu hülya koçyiğitli zamanlar bir başkaydı be :)

sLn dedi ki...

utanarak itiraf etmeliyim ki eski Türk filmlerinin büyük bir kısmının konusunu bile bilmem:( sayıca epey azdır izleyip bildiklerim :-/ ama şarkılarda inanılmaz bir saflık var, insana kendini iyi hissettiriyor :)

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?