27 Kasım 2008 Perşembe

Sanırım her şeyim garip benim..

Mim gelmiş Kuzu&Serzenişten :) "Garip huylar" denmiş mim konusuna, normal huylar dense daha kısa bir listem mi olurdu diye düşünmüyor değilim :) Bakalım bakalım neymiş benim garipliklerim...

*Evden çıkmadan önce çantamın içinde en az 5 kez yoklama yaparım. Telefon burada, mp3 player burada, cüzdan burada, gözlük burada, şemsiye burada, o burada, bu burada... diyip çantayı kapatırım. 2 saniye sonra içim rahat etmez açıp bir daha bakarım. Bir gün bana cevap verebilirlerse her şeyin daha güzel olacağını sanıyorum :)

*Eğer o gün teslim edilecek bir ödev varsa en az 5 kez de onu kontrol ederim, çantama koyduğuma bir türlü emin olamam. Acaba koyarım diye düşündüm de koymuşum gibi mi hatırlıyorum diye düşünürüm düşünürüm. Bakarım olacak gibi değil açarım çantayı bir daha bakarım.

*Hava durumu kıtadan kıtaya değişir zaman zaman. (bir yakada yağmur yağar birinde yağmaz vs.) "Burada yağmıyor ama karşıda yağıyor olabilir" diye düşünerek şemsiyemi yaz ayları haricinde hep yanımda taşırım. Bununla birlikte çok şiddetli yağmadığı sürece şemsiyeyi açmam, ıslanmayı tercih ederim.

*Çantamın içinde özel hiçbir şey olmasa da çantamın karıştırılmasından hoşlanmam.

*Aynı şekilde başkası çantasından bir şey vermemi istediğinde direkt çantasını uzatmayı tercih ederim, çünkü başkasının çantasını karıştırmaktan da rahatsızlık duyarım.

*Kendime güzel güzel defterler alırım, sonra kullanmaya kıyamam.

*Şu yazımda bahsettiğim gibi bir kutunun içinde anısı olan bir çok şey saklarım. Onların karıştırılmasından da hoşlanmam. Onlarca bilet, ilkokuldan kalma öğrenci kimliği, kapının altından atılmış kim tarafından yazıldığı hala bilinmeyen bir aşk mektubu, kafe mönüsü, gittiğim bazı tiyatro oyunlarının broşürleri, liseden kalma sınav kağıtları, lise arkadaşlarımın yazdığı yıllık yazıları, öss giriş belgesi ve hatta anadolu liseleri sınavı (bizim zamanımızda öyleydi) giriş belgesi, hilmi sınavı kopyaları, kalemler, ipler, üzeri yazılı selpak mendiller, yazılmış ama okutulamamış bir takım yazılar vs. vs. bir sürü şey var. Bunları saklamanın bana bir katkısı olmayacağı muhakkak... Ama seviyorum..

*Geçmişteki olayları yıllarına göre hatırlayamam. "Bu ne zaman olmuştu" diye soranlara, "ben o zaman şu sınıftaydım" diye cevap veririm, ordan yılı buluruz.

*Salata yaparken marulları doğrarım, gider ellerimi yıkarım, havuç rendelerim, gider ellerimi yıkarım, domates doğrarım, gider ellerimi yıkarım, salatalık doğrarım, gider ellerimi yıkarım vs. Arka arkaya iki şey doğradığım görülmedi bugüne kadar. Ellerim kirlenmiş gibi hissediyorum, arada muhakkak ellerimi yıkıyorum. Kek vs. yaparken de öyle. Yumurta kırıyorum, ellerimi yıkıyorum, şeker atıyorum, ellerimi yıkıyorum, ikisini çırpıyorum, sonra eklenecek her şeyin arasında yine ellerimi yıkıyorum. Sadece mikseri tutuyorum, o arada ellerime yumurta, un vs. bulaşmış olsa ne olur olmasa ne olur halbuki...

*Kitaplarımı başkalarına vermekten nefret ederim.

*Filmlerimi de...

*Ama dur yaa, bu konuda adam seçiyorum sanki...

*Batıl inancım olmasa da totemlerim boldur.

*Maç günleri maçtan önce dilime marş dolanırsa anında unutmaya çalışırım, katiyen söylemem, maçtan önce formayla, sweatle, atkıyla vs. katiyen dolaşmam.

*Bir maçta üzerimdeki herhangi bir şeyin uğur getirdiğine inanırsam bir sonraki maça kadar onu yıkatıp kuruturum, maç gününe kadar temiz saklarım. Maç günü giyerim.

*Maç izlerken her pozisyonda kafaya çıkarım, bacağımı uzatırım vs. Her topa ben vururum yani oturduğum yerden. Bunun sonucunda da her maçtan sonra kaslarım ağrır.

*Otobüse bindiğimde eğer cam tarafındaki bütün koltuklar doluysa yanına oturacağım insanı özenle seçerim. Öncelikle kitap okuyan insanlar, elinde penguen ya da uykusuz olanlar, tikky olmayan düzgün görünümlü kızlar ve Fenerbahçe atkısı, montu, rozeti vs.ye sahip olan insanları seçerim.

*Cam tarafına oturduysam kapıdan girdiği an kıl olduğum kişi muhakkak yanıma oturacak diye düşünür, uyuz olurum. Tahminlerimde hiç yanılmadım..

*Yeni girdiğim bir ortamda insanlardan hoşlanmadıysam ağzımı kapatır tek kelime etmeden işkencenin bitmesini beklerim. "sLn niye konuşmuyorsun" diyenlere kafa atmak isterim. "Sizi sevmedim de ondan" diyemem, içimde kalır. Ama tanıştığım insanları sevmişsem durmadan konuşurum, sonra da peşlerini bırakmam, onlar da benim peşimi bırakmaz zaten. Bu böyle gider :)

*Yazmaya başladım mı yazının sonu gelmez, konuşmaya başladığımda da böyle olur zaman zaman.

*Aileden gelen bir özelliğimdir, hızlı konuşurum. Zaman zaman bütün kelimeleri birleşikmiş gibi söylerim, karşıdakiler bir şey anlamaz. Bazen konuşurken nefessiz kalabilirim.

*Yağmur yağdığında muhakkak balkona çıkar yağmuru izlerim.

*Fransızcadan Türkçeye çeviri yaparken zorlandığımda cümlenin İngilizcesini düşünürüm, İngilizceden Türkçeye çeviririm.

*Fransızca sınavlarında hatırlamaya çalıştığım kelimenin İngilizcesi gelir aklıma, İngilizce sınavlarında da Fransızcası.

*Her şey bu kadar kötü giderken bile kocaman mucizeler beklerim ama küçücük olanları da beni mutlu edebilir. (umutlu olabilmek başlı başına bir gariplik.)

*Bir yere giderken nerede yemek yenilecek, neler yapılacak her şeyi planlamış olmayı isterim. İnsanlara 40 kez hatırlatırım yapmaları gerekenleri. Çocuğummuş gibi davranırım bazen insanlara, "yemeğini yedin mi, ödevin bitti mi". Evham konusunda üstüme yoktur. Attığım mesaja ilk yarım saat cevap beklerim, sonra gelsin felaket senaryoları!

*Telefonu duymadığı için bana cevap veremeyen insanların benden artık nefret ettiklerini ve telefonuma çıkmak istemediklerini düşündüğüm olmuştur, itiraf etmeliyim.

*Tabi herkes için değil bu, çok değer verdiğim biriyse bahsi geçen, o zaman düşünürüm.

*Kar yağmur fark etmez her türlü havada vapurda dışarıdayımdır, sonuç olarak 3 haftada bir hasta olurum.

*Kolaya asla hayır demem, zaman zaman bağımlılar gibi krize girerim. "Yaa benim Kola içmem lazııım". Kola bağımlısı olunuyorsa ben bağımlıyım.

*Vişneli sodada mutluluk veren bir şey var mı bilmiyorum ama içtikten sonra sarhoş gibi davranıyorum. Her şeye gülüyorum, neşem tavan yapıyor falan. (Alkol asla kullanmam.) En güzel tarafı sabah kalktığımda yaptığım her şeyi hatırlıyor oluşum :)

*Arka arkaya birkaç kez kitapçıda aynı kitap dikkatimi çekerse, girer girmez 10'larca kitap arasından gözüme hep o takılırsa, o kitabı muhakkak alırım. Hayatımın en önemli kitaplarının büyük kısmı böyle alınmıştır. Böyle aldığım kitapların sadece birinden nefret ettim.

*Evden saçlarımı toplayıp çıktığım görülmemiştir. Evde dağınık saçtan dışarıda toplu saçtan rahatsız olurum.

*İnsanların diline şarkı dolanır ya, banaysa zaman zaman şiir takılır. Şiir beynimde döner durur..

*Maç izlerken penaltı atıyorsak ölürüm de bakamam. Gözlerimi kapatırım, kafamı yastığa gömerim, kulaklarımı tıkarım vs. Aynı şekilde rakip takım penaltı atarken de bakamam. Babam biz penaltı atarken "tüh yaaaaa" diyerek beni bol bol kandırmıştır şu ana kadar.

*Yukarıdaki cümlede olduğu gibi "biz" demem zaman zaman garip karşılanır insanlar tarafından. Ben gariplik göremiyorum ama...

*Dergilerimi atmamam da garipmiş, kardeşim öyle dedi. Uykusuz'un çıktığından beri bütün sayılarını alıp, sonra toplu ciltlerini alıp, hepsini birden saklamam bana da garip geliyor zaman zaman ama onun dışındakiler garip değil bee :))

*Bütün içeceklerin yeri ayrıdır, susadığımda kola, soda vs. içmem. Onları canım istediğinde içerim. Susadığımda sadece su içerim. Kolamın yarısında bir bardak su içip tekrar kolaya devam ettiğim olmuştur.

*Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya?
Onlar da bunlara benzer.
(Orhan Veli)

Mim nerelere gidiyor bakalıııııım...

gitti mim...

Dileyen yazsın...

11 kişi de demiş ki:

pRncfRn dedi ki...

Bence sen garip değil, takıntılısın. Obsesif voodoooo :pp

sLn dedi ki...

feci şekilde takıntılıyım :p aksini iddia etmem mümkün değil :D

CaRtMaNtR dedi ki...

Burda yazdıklarının önemli bir kısmını yada benzerlerini bende yaptığımdan bana tuhaf gelmedi. Bende bide saate ard arda iki kez bakma huyu vardır. O huyuma sinir oluyorum

sLn dedi ki...

aa bak saat konusunu unutmuşum :)
ben de gerildiğimde, heyecanlı olduğumda durmadan saate bakarım. ama saatin kaç olduğunu merak ettiğimden değil, yapacak iş olsun diye :s
durmadan bakarım, ama o ara biri "kaçmış saat" dese cevap veremem :D bi daha bakarım :))

sRkn dedi ki...

bence en garibi şu el yıkama huyu.
hijyenle falan alakası yok yani bence takıntı olsa gerek :)
bu arada mimlemişsin benide sağolasın :)
bir bak bakalım yazabilmiş miyim 8-)

CaRtMaNtR dedi ki...

O olay başıma çok geldi. Direkte ya demin baktın dendiğinde öylemi hiç farkında değilim diyorum :D

sLn dedi ki...

@ sRknnn
yau normalde bilirsiniz beni, öyle her saniye el yıkayan bir insan değilimdir, mutfağa girince çıkıyor bu tuhaflık ortaya :s

idil Ttotay dedi ki...

:) garip densede aslinda bi coğu olağan şeyler.. yine de garip karşilanabilio tabi insanlar tarafından.. El yıkama olayı dikkatimi çekti benimde yoksa diğerleri çok yabancı değil:)

sLn dedi ki...

bunlar bana aşırı şekilde normal gelen şeyler, bu benim sonuçta, kişi kendini değil başkalarını garipser hep.. ama genelde yaptığımda "aa ne tuhaf" tepkisi aldığım şeylerin hatırlayabildiğim kısmı bunlar..

serzeniş meraklısı dedi ki...

teşekkürler çok slncim :))
lise dönemlerimde maç konusunda yaptığın tüm özellikler vardı, şimdi sadece izliyorum =))
bu arada, sakın bol karışımlı bişey yapma, maazallah küresel ısınma eşiğimizde :D:D az su tüketelim :))

sLn dedi ki...

bilinçli yapmıyorum zaten, durmadan elimi yıkadığımı fark ettiğim saniye kesiyorum :))

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?