2 Aralık 2008 Salı

Aralık...

Günleri her ne kadar gerginlikle dolu olsa da neşeli gibiydi bu ara. Alışkın olmadığı için kendine itiraf etmeye de korktu tabi.. Ne zaman "fena değil beee" dese her şey bozuluyordu sanki.

Dedik ya günlerdir gergindi, yoğun ve yorgundu, ama bu ara eğleniyorlardı galiba arkadaşlarıyla. İnsan kaybedip ardından bulunca ya da kaybetmenin eşiğine gelince daha iyi anlıyordu ya hani bir şeylerin değerini, o hesap işte...

Vapura bindi, yaslandı arkasına, bacaklarını öne uzatıp şöyle bir gerindi, müziği açtı...

Hey Jude! Don't make it bad
Take a sad song and make it better
Remember to let her into your heart
Then you can start to make it better..

Hava karardıktan sonra vapura binmenin çok daha keyifli olduğunu düşündü bir kez daha. Oysa ki karanlıktan korkardı eskiden. Evin ışıkları sönmeden yatağına girmiş olurdu muhakkak. Sonra o karanlığa alıştı, karanlık ona... Aslında deniz karanlıkta daha korkutucuydu, simsiyahtı ufuk, karşısında tek bir ışık bile göremedi arasıra yanıp sönen deniz feneri dışında ama olsun! Nereye gittiğini görmeden-bilmeden gitme fikri ilk defa hoşuna gitmişti...

Hey Jude! Don't be afraid
You were made to go out and get her
The minute you let her under your skin
Then you begin to make it better

Gözlerini karşısındaki siyahlığa dikti, kımıldamadan oturmaya devam etti uzunca bir süre aynı yerde. Dışarıdan bakanlar uzun bir süre önce orada unutulduğunu sanabilirdi, bulunduğu ortamla zerre kadar ilgisi yoktu, sadece karanlığa bakıyordu bir şeyler görmeyi umuyormuş gibi. Gün içinde olanların kısa bir değerlendirmesini yaptı kafasında. Kızılacak şeylerin üzerinde durmamayı tercih etti bu defa. Kafasından milyon tane şey geçerken "neydi bugünün tarihi" diye sordu kendine. 1 Aralık, 1 Aralık, 1 Aralık, 1 Aralık, Aralık, Aralık, Aralık, Aralık... Arka arkaya söylendiğinde kelimenin anlamsızlaşmasına, dilin kelimeye kelimenin dile yabancılaşmasına benzetmişti yazar bir şeyi. Örnek kelimesi kalemdi ama benzetilen şey neydi, anımsayamadı..

And any time you feel the pain,
Hey Jude! refrain
Don't carry the world upon your shoulders
For well you know that it's a fool
who plays it cool
by making his world a little colder...

Aralık, aralık, aralık, aralık, aralık, aralık, aralık, aralık, aralık, aralık, aralık...

Hey Jude! Don't let me down
You've found her, now go and get her
Remember to let her into your heart
Then you can start to make it better..

İki kıtanın ortalarında bir yerlerde rüzgâr daha sert esmeye başladı. Ama soğuğu severdi, o yüzden içeri kaçmadı. Rüzgârı hissetmek çok daha keyifli geldi her zaman olduğu gibi. Tek başına oturuyordu orada tanımadığı birileriyle, kendini tam o saniye biraz daha eksik hissetti.. Etrafında insanlar olmasının yalnız olmamak anlamına gelmediğini iyi bilirdi...

So let it out and let it in,
Hey Jude, begin
You're waiting for someone to perform with
and don't know that it's just you
Hey Jude, you'll do
the mouvement you need is on your shoulder...

2oo9'un daha farklı olacağı kehanetinde bulunmuşlardı bugün, öyle olacağını düşünmek için sebepleri vardı, en azından okul hayatları farklı olacaktı, onu biliyorlardı. Hiçbir şeyin kesin olmadığını gösteren örnekleri izleyip umutlanıyorlardı belki içten içe... Vapur diğer kıyıya ulaşmıştı artık, aydınlıktı her yan... Rengârenk İstanbul! "Belki" dedi içinden, o ara yüzünden belli belirsiz bir gülümseme geçer gibi oldu...

Hey Jude! Don't make it bad
Take a sad song and make it better
Remember to let her under your skin
then you'll begin to make it
better, better, better, better, better, better, better, better...


(özellikle bendeki versiyonu paylaşmak isterdim, ama imeem'de yok, üye oldum upload edeyim dedim, upload her defasında yarısında kesildi. Bu versiyonla idare edelim hey jude - )
youtube:


http://www.youtube.com/watch?v=YXG83p2nkHw

6 kişi de demiş ki:

melankolikdeli dedi ki...

şarkı (özellikle melodisi) ile yazının ahengi muhteşem olmuş (:

Amenhotep dedi ki...

uyumlu bi yazı ve içten bir paylaşım. o anı yaşatan... o anda hissettiren...

Besimi dedi ki...

player'daki Hey Jude benim aşina olduğum ve de duymayı beklediğim Beatles şarkısından çok uzak. Ancak yutubtaki ta kendisi. Yüzüm güldü :)))

sLn dedi ki...

imeem'den umudu kesince şansımı youtube'ta denemeye karar verdim, iyi etmişim galiba :) Beatles'ın varoluş amacı yaptığı şarkılarla dinleyenin içine huzur vermek mi yoksa sadece benim üzerimde mi böyle bir etkisi var bilmiyorum, ama dinlerken mutlu oluyorum :)

Besimi dedi ki...

zaten benim bloga kendilerini konuk edememem o yüzden :) herşey neşe içinde gidiyor şarkılarında :)))

sLn dedi ki...

arada neşeli olmak da gerek :p

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?