6 Aralık 2008 Cumartesi

Doğal yaşama alanı

Mim geldi pharoscumdan :) Önce ortalığı biraz toplayıp, fotoğraf çekip sonra yazarım dedim. Ama çektiğim hiçbir fotoğraf içime sinmedi. Bir kaç denemenin ardından aman beee diyip bıraktım. Bir resim kadar açık anlatamayacağım şüphesiz, ama elimden geleni yapacağım :) Konumuz yazdığımız yeri anlatma. Yani odamı anlatacağım.

Odayı MiScHiEF insanıyla paylaştığımız için ona mim gönderemeyeceğim :p

Eşyaların yönlerini şu an oturduğum yere göre anlatacağım. Sol omuzumun arkasında yatağım var. Yatak örtüm yeşil ve beyaz renklerden oluşuyor. Yeşili seviyorum..

Bir de yatağımın yanındaki duvarda asılı olanları anlatayım sırasıyla. En başta bir adet Fenerbahçe forması asılı. Diğer formalar dolapta dururken onun duvarda asılı olma sebebi imzalı olması. O forma giymek için değil :) Hemen yanında mantar pano asılı. Mantar panoya ilk baktığınızda dikkat çeken şey (ebat itibarıyla) elinde donut'ıyla Homer Simpson. Bir iki İstanbul görüntüsü, LOTR'dan iki görüntü, ders programım, ay içinde gideceğimiz tiyatro oyunlarının tarihleri vs. var. Ayrıca "C'est la vie" yazısı mevcut panoda.

Panonun hemen üzerinde Fenerbahçe'nin ismini aldığı deniz fenerinin sevgili kardeşim tarafından yapılmış yağlı boya tablosu asılı. Altında benim imzam var ama :) ÖSS/YDS'ye hazırlanırken sene boyunca test çözmemiş insan kişisi son ay gelince strese girer, yapması gereken yağlı boya resimleri de yardım sever kardeşi yapar. Altına da tembel olanın imzası atılır :)

En sonda da bir adet ayna ve bir adet duvar saati var. Duvar saatinde eski futbolcularımızdan bazılarının gol sevincini görüyoruz:)

Duvar bitti, geldik oturduğum yere.
Tam karşımda okul kitaplarımızı koyduğumuz, duvara asılı raf var. Epey iri bir şey. Acaba ağırlığı taşıyamaz da monitörümün üzerine düşer mi diye düşündüğüm oluyor zaman zaman.

Masamın üzerinde cnbc-e derginin masa takvimi var, aralık ayındaki konuklarımız "The Simpsons". Kalemler, kağıtlar, ilaçlar, telefonlar vs. gidip gidip geliyorlar masaya. Bu ara gözümün önünden ayırmadığım sevimli bir yelkenli var. Monitörümün yanında yazıcı var, yazıcının üzeri her daim dolu. Dosyalar, oyuncaklar vs. Scanner fonksiyonunu kullanabilmek için önce üzerini boşaltmam gerekiyor. Ev telefonu da maalesef internet bağlantısı yüzünden masamın üzerinde duruyor.

Masamın hemen yanında dolap var, dolabın benim gördüğüm kısmında kuzenimin bebeklik fotoğrafı var, "what do you want" yazısı var, en üstte de Ersin Karabulut'un çizimleriyle hazırlanmış bir takvim var.

Dolabın üzerini kitaplık olarak kullanıyorum. Kitaplarımın büyük kısmı orada. Dolapların kapakları epey dolu, Atatürk resmi ve altında Atatürk'ün Fenerbahçe kulüp defterine yazdığı yazı, yanında Pierre Van Hooijdonk posteri, Homer Simpson resimleri, arkadaşlarımla çekilmiş birkaç fotoğraf, Ömer Hayyam'ın 2 dörtlüğü, Fenerbahçe basketbol takımının toplu fotoğrafı, İstiklal'e ait bir resim, eski maçlardan birine ait skor tabelasının fotoğrafı, duvardaki yağlıboya resmin kartpostal versiyonu, Eric Cartman, Kenny McCormick, Sponge Bob vs.

MiScHiEF'in sehpası var ortalıkta dolaşan :) Üzerinde kendisinin kullandığı laptop var, ama bu ara laptopu bozuk olduğu için benim bilgisayarıma kaldı kendisi :P

Odamın her duvarı posterlerle kaplıydı birkaç yıl öncesine kadar. Oturma odası, mutfak gibi yerlerin sade olması taraftarı olsam bile benim odamda kesinlikle çok şey olmalı. (yatak odasında kalanlar genç, öğrenci ve bekar insanlarsa bu geçerli, yaşça büyük ya da evli insanlarsa oda yine sade olmalı.) Kitaplarım gözümün önünde olmalı mesela, bir yerlerde sarıyla laciverti bir arada görmeliyim, ihtiyaç duyma ihtimalimin olduğu şeyler yakınımda olmalı, filmlerimin de ortalıkta olmasını istiyorum aslında ama açık hedef haline getirmeyi de istemiyorum (:p) zaten eve gelip kitaplarıma ya da filmlerime salça olmayan insan sayısı epey az..

Odamın durumu bu.
Benim durumumu da anlatayım başlamışken, genelde pijamalarımı giyip öyle yazıyorum :) Dışarıda giydiklerimi kapıdan girer girmez çıkarırım. Yazarken normalde kullanmadığım gözlüklerimi takarım. (derste tahtayı okuyamadığım için takıyorum ve bilgisayar başındayken takıyorum sadece.) En azından monitörün ışığından koruyayım kendimi. Odamın ışığı muhakkak beyaz olmalı, sarı ışıktan nefret ederim, sürekli bir şeyler okuduğum için gözlerim yoruluyor zaten, bir de sarı ışıkta okumaya çalışırsam bir kat daha fazla yorulduğumu hissediyorum. En iyisi beyaz. Başka renge de maksimum bir gün dayanırım, ertesi gün değiştirilir.
Siyah çay, bitki çayı, meyve çayı, kola, soda, nescafe yazarken bana eşlik etme ihtimali olan içecekler.
Genelde yazarken yemek yemiyorum sanırım.
Öyle yani.
Blogrollümde olup da odasını anlatmak isteyen varsa mim ona gitsin.

8 kişi de demiş ki:

serzeniş meraklısı dedi ki...

oyy, odanı kafamda tasarladımda, hoş bi oda kesinliklenee :)
fenerbahçe hayranlığına hayranım :)

sLn dedi ki...

çektiğim fotoğraflar içime sinseydi görebilecektiniz ama olmadı işte :)) niyeyse hiçbiri benim odama benzemiyor gibi geldi :D

Witchie of Stars dedi ki...

olmaz olmaz böyle kim isterse ona gitsin olmaz, seç biriniiiii :P

sLn dedi ki...

genelde "uff ben istemiyorum ama mecbur kaldım" diye yaklaşılıyor ya kime paslayacağımı bilemedim, eğer yazma konusunda istekliysen sana paslayabilirim mimi :))

Witchie of Stars dedi ki...

hadi canım, istemem yan cebime koy, meseleleri onlar, kimmiş istemeyen? yok öyle bişiy :P Ben çok isterdim bu mimi de, tıpkı diğerleri gibi, ama ben daha önceki postlarımdan birinde gösterdim zaten odamı =/

sLn dedi ki...

heh bir de bu sorun var bak, o kadar çok blog takip ediyorum ki hangi blogda ne olduğunu hatırlayamıyorum bazen, mim uzun zamandır dolaşıyorsa gönderdiğim kişilerin yazmış olma ihtimali oluyor vs. :D tek tek kontrol de edemiyorum :-/

Bilgicelli dedi ki...

Odayı tasvir edişin çok güzel...Senin yazılarını okuyorum çünkü cümlelerin ilgi çekici oluyor...Odan güzel ama galatasaraylı olarak fenerbahçeyi duymak beni hayal kırıklığına uğrattı:)

Hasret_Che dedi ki...

Odani gozumde canlandirabildigim kadariyla cok hos :)
Ersin Karabulut`un cizimlerinden olusan takvime bayildim :)

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?