5 Aralık 2008 Cuma

Haftadan kalan

*"Hafta mı bitti be" diyebilirsiniz, haklısınız da. Benim haftanın 4 günü dersim var, cumalarım boş, haftanın işkence dolu olan zamanı ilk 4 günü yani. O bitince hafta da bitmiş sayıyorum ben..

*Öğretmen gözüyle baktığımda grup çalışması çok faydalı, öğrenciler birlikte çalışmayı, birbirlerinin fikirlerine saygı duymayı, fikir paylaşımı yapabilmeyi vs. öğreniyor. Ama bunlar sadece teoride kalan şeyler. Pratiğe geçince, yani öğrenci gözüyle bakınca grup çalışması dünyanın en lanet şeyi! "Bütün ödevi ben yaparım yeter ki yalnız yapayım" diyor insan zaman zaman. Aynı şeyi bütün elemanlara tek tek açıkla, ortak ödev sunulacağı için onların yamukluklarının yükünü de üzerinde taşı, biri erken bitirmek için acele etsin diğeri mümkün olduğunca geciktirmenin yollarını arasın. Biri bir yazı fontunu, rengini istesin, diğeri bir başkasını.. Senin bölümün bitse de diğerlerininki bitmeden rahat yüzü görme, herkesin soracak sorusu, çıkaracak arızası olsun. Grubun bir kısmı muhakkak başka bir kısmının 2 katı kadar uğraşsın falan filan. Grup çalışmalarından tiksiniyorum. Bu hafta da benzer bir çalışmayla uğraşmaktaydık, bunların hepsi bu hafta olan şeyler değil, genel olarak grup çalışmaları konusunda rahatsız olduğum şeyler.

*Demagoji iyidir. İşin içine az biraz sinsilik de katılırsa tadından yenmez. En açıkgöz geçinen adam bile yer efendim, aksi mümkün değil. Demagojinin içine sinsilik nasıl katılır sorusuna da şöyle cevap vereyim, "ben seni benimle ilgilenmeye mecbur etmek istemiyorum" diye başlar kişilik, halbuki öyle yapınca karşıdakinin gitmek istese bile gidemeyeceğini daha iyi bilir, ama sinsilik kısmı da burdadır zaten. Bazı insanlar "yönetilmeye" veya "yönlendirilmeye" çok müsaittir. Bazı insanlar ise önüne çıkan hiçbir fırsatı kaçırmama konusunda pek şahanedir. Bir araya gelince de böyle sevimsizlikler olur. Ama umursanmaz..

*Bazı insanlar yatağına yattığında huzurlu olabiliyor mu merak ediyorum/ediyoruz. Her yaptığına kendince kılıflar sunarak başkalarına rahatım izlenimi vermek kolay, ama insan kendisiyle başbaşa kalınca kılıflar yalan oluyor. Gerçi insanın midesi geniş olunca sorun etmez be di mi?

*Erkekler dedikodu sevmez diyenler, halt etmişsiniz efendim. Öyle bir severler ki! Gözlerinden de hiçbir şey kaçmaz yani. Erkekler dedikodu sevmez diyenleri bizim kantine bekleriz :D

*Dün kantinde tv açık kalmış, her zamanki gibi kral tv açık. Kral tv'yi ntv'nin satın almasıyla bir ilgisi var mı bilmem ama Demir Demirkan'ın klibi vardı sabah. Kendisinin güzel sesi doldurmuş kantimizi, kral tv'ye mi bizim kantine mi şaşırsam bilemedim.
"gün ettik derken günleri
bir baktım geçmiş yıllar
terk ettiğim şehirler, dostlar, sevgililer,
kaybolmuş birer birer..
yine aynı şarkı çalıyooooooor
nanana nananana...."
(sayma na'ları, ben saydım :D )

*Aynı kantinde bir gün önce notlarımızı düzenlemeye uğraşırken yani sinirimiz had safhadayken, bağıra bağıra çalan şarkıya eşlik eden büyümeyi başaramamış bir insan grubu vardı. Şarkı "evlerinin önü boyalı direk", mekan okul kantini, alkışlayanlar mı ararsınız, oynayanlar mı ararsınız...

*Üniversiteye alırken öss yetmez, bir de IQ testi yapılsın bence. 5 yaş zekasına sahip 20 küsur yaşında insanlarla aynı ortamda bulunmak pek sevimli olmuyor. Çevremizde tutmuyoruz, çevremizde kazara tutmuşsak da fark edince uzaklaştırırız elbet ama yine de IQ testi şart!

*Şaka bee, IQ testi yapılsa üniversite mezun sayısında ne büyük bir düşüş olabileceğini ben bilmiyor muyum sanki :D

*Bayram tatillerinin olmazsa olmazı nedir benim için??? Hastalık! Bayram tatilinin yaklaşmasıyla birlikte boğaz ağrısı başladı, ağırlaşmadan geçirme gayretindeyim, geçecek inanıyorum! Geçmeli :(

*Mp3 player'daki The Beatles şarkılarının çokluğuna bakarak ruh halim üzerine şu yorumu yapabiliyorum: "bu ara huzura feci halde ihtiyacım var".

*Sevgili kardeşimin facebook hesabını kullanarak lisemin fotoğraflarına baktım, yıllardır görmediğim arkadaşlarımı görünce duygulandım evet, hocalarımın fotoğraflarına bakınca bir kat daha fazla duygulandım. Oraya dair her şeyi özlediğimi fark ettim bir kez daha...

*Dün Selda "çabalamıyorsun" dedi, farkındayım, bir şey diyemedim. İtiraz edemedim "hayır ben elimden geleni yapıyorum" diye... Ne yapmam gerektiğini bilmiyorum ki...

3 kişi de demiş ki:

CaRtMaNtR dedi ki...

Yıllarca ünide ve yüksek lisansta sunum/konu/ödev hazırladım. Ama hangisini tercih edersin dersen çalışma şekline güvenebildiğim biri ile ödev yapmayı derim. Ben her ne kadar grup çalışmalarında fikir adamı olabilsemde çok devamlılığı olan bir yapım yok bu konuda beni iteleyecek bir arkadaş oldumu hep başarılı çalışmalar yaptım. Ha birde sunum son dakikada hazırlanır. Tadı öyle çıkar. Adrenalin tavan yapacak. Bungee Jumping filan hikaye en ekstrem spor bu aslında :D

bu arada kantinde çalan şarkıya eşlik etmekte iyiymiş. Bir üst seviyesine geçen kış apocalyptiva konserinde cdden çalan metallica şarkıları ile pogo yapmaya çalışan gençleri gördüğümde şahit oldum. :D

Neyse zaten ziyadesiyle uzun bir yorumla haddinden fazla yer kapladım :D

melankolikdeli dedi ki...

bayram öncesi hastalanma konusunda yalnız değilmişim demek ki :/

sLn dedi ki...

@cartmantr
çalışma şekline güvenebildiğim insanlar var tabi ama 2 kişilik grup maalesef kabul edilmiyor, 5 kişi olunca zor.. tek başıma yaptığım şeyleri hep son dakikaya bırakırım ben de ama toplu bir şey yapıldığında bir an önce yapıp kurtulmayı istiyorum, çünkü mutlaka aksilikçıkıyor. bir şekilde iş uzuyor vs. halledip kurtulmak en iyisi :)

@melankolikdeli
sanırım bizi incelemeliler, özel bir tür olabiliriz :D her bayram düzenli olarak hastalanıyorum senelerdir, tesadüf olamaz :-/

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?