9 Ocak 2009 Cuma

Ağacım...


Mutfak camından arka bahçelere bakarken komşunun bahçesindeki dut ağacı ilgimi çekti. Dut ağacına pek benzemiyor mevsim itibarıyla tabi. Tek bir yaprağı kalmış, kurumuş ama düşmemiş tek bir yaprak. Hani şu "hüzün" veya "yalnızlık" çağrışımı yapan fotoğraflar vardır ya, ağaçta kalmış tek bir yaprak, aynen onlar gibi...

Hüzünlendim biraz, fotoğrafını çekmeyi düşündüm ama arka plandaki renkler o kadar canlı ki muhtemelen ağaç çok silik kalacaktı o fotoğrafta. Vazgeçtim. Hava da soğuk, balkonda 40 saat fotoğraf makinesi ayarıyla uğraşmak işime de gelmedi.

Hemen yanıbaşında, duvarın bize ait olan tarafında da bizim elma ağacımız vardı zamanında. Daha doğrusu benimdi... Neden ve nasıl benim olmuştu emin değilim. Ama bütün ev bildiğine göre vardır bir sebebi. Evimiz iki katlı, üst katta biz varız, alt katta halam. Bahçe de sadece bize ait dolayısıyla. Evde ben ve kardeşim dışında çocuk olmadığı için "hadi bir ağaç senin bir ağaç da kardeşinin olsun, siz bakın, sulayın onları" denmiş belki. Diyorum ya hatırlamıyorum.
Benim ağacım senede 10-15 elma ya verirdi ya vermezdi. Kocamandı...

Sonra komşular şikayet etmeye başladı, "kedi geliyor sizin ağaçtan balkonumuza" diye. Eğer hafızam beni yanıltmıyorsa ilk başlarda büyükbabam izin vermemişti kesilmesine. Kendi balkonlarına yakın olan dalları kesmelerine izin vermişti sadece. Bir zaman sonra tamamen kesmeye karar verdiler, belki de büyükbabam vefat ettikten sonraydı bu karar, hatırlamıyorum, az önce bahsettiğim dut ağacının bulunduğu bahçeden kesilişini izleyişimizi bugün gibi hatırlıyorum ama. Bir mucize beklemiştim, son anda kararlarını değiştirecek herhangi bir şey... Olmalı, kestiler.. Nasıl etkilenmişsem hiç unutmadım...

Sonra büyüdüm, liseye başladım. Hiç sevmezdim resim derslerini. "Hadiiiiiiiiiyyyyyy 23 Nisanla ilgili resim çiziyoruz şimdiiiiiiyyyy" diyerek olmazdı ki bu işler! Böyle göremezsiniz bir çocuğun yeteneğini. Edebiyat dersinde "hadiii tatilimizi anlatan kompozisyon yazıyoruz" diyerek göremeyeceğiniz gibi. Normalde yetenekli oldukları halde, sıkıldıkları için abuk sabuk şeyler yazan-çizen ne çok çocuk vardır bilir misiniz? Çocuğa yaratıcılığını kullanma şansı vermeden olmaz bu işler, niye göremeyiz bilmem.

Sevemedim işte oldum olası okulun önüne birkaç çocuk, bir kürsü ve bir öğretmen yerleştirerek oluşturulmuş resimleri. "En azından flüt çalarım, daha eğlenceli" diye düşünerek "ben müziğe geçmek istiyorum" demiştim öğretmenime, sorunlu bir çocuk olduğumu anlamıştı muhtemelen. Az önce yazdıklarımı söylediğimde bireysel de olsa bir özgürlük kazanmıştım. İstediğim zaman istediğim konuda resim yapma özgürlüğü! İstemediğimiz resimler yok, derse yetiştirilmesi gereken resimler yok! Ne zaman istersem o zaman ve ne istersem o :) Bayram resimleri çizme zorunluluğum kaldırılmıştı.

Ortasında yemyeşil bir ağaç olan ıssız bir ada yapmıştım bir gün, suluboyayla. Umuttu o benim için, ıssız ve kupkuru bir adada bile bir ağaç yeşerebilme umudu vardı, en kötü şeyden bile bir güzellik çıkabileceğini anlatmak istemiştim. Kötü olan her şeyin iyi olma umudu da vardı!
Götürdüm resmi, önce resme sonra yüzüme baktı. "Kimsenin seni anlamadığını düşünüyorsun, çevrendeki herkesten farklısın ve yalnız olduğunu düşünüyorsun sLn" dedi. Söylediklerinde doğruluk payı muhakkak vardır, ergenlik döneminde böyle hissetmeyen çocuk yoktur ki! Boş boş baktım bir süre yüzüne "çirkin olanın da içinde bir güzellik olabilmesi umudu" dedim içimden. Sesli olaraksa "doğrudur hocam" dedim, "gece 3 civarı çizdim, keyifsizdim biraz"...

Herkes kendisinin farklı olduğunu düşünür biliyorum ama ben çok sık olarak insanların "normal" saydığı şekilde düşünemediğimi görüyorum. Kırmızı insanlara aşkı çağrıştırırken benim için kötülüğün rengi olmasını anlatamıyorum mesela. İnsanların aynı şeyi farklı şekillerde algılayabileceğini anlayamayan insana ne anlatabilirim ki zaten?

En sevdiğim rengin siyah oluşunu karamsar olmam olarak yorumlar mesela hep insanlar. Nasıl anlatayım siyahın beni mutlu ettiğini?

Herkes farklıdır tabi ama belli noktalarda aynı standartlara yaklaşabiliyor insan düşünceleri. Bazı insanlarınsa algıları epey farklı işliyor. Bunun farkında olduğum için "hayır aşk kırmızı olamaz, olsa olsa mavi olur" diye iddialaşmam kimseyle ya da "iğrenç değil tamam mı bu, dünyanın en muhteşem yiyeceği" demem yediğim şey için "iğrenç yaa nasıl seviyorsun bunu" diyene. Onlar bana der. Umursamam. Hayat böyle devam eder...

not1: kokoreçten, pırasadan filan bahsetmiyorum, gayet normal yiyeceklerden bahsediyorum. "ben sevmiyorsam kesin iğrençtir" diyen tipler var biliyorsunuz. ayrıca kokoreçin kokusu bile midemi bulandırır ama yiyen insana asla "iğrenç kokuyor" demem, prensip meselesi :)

not 2: Ağaçtaki bir yaprak beni buralara götürdü, hem de 20 saniye kadar kısa bir sürede bunların hepsini düşündüm :)

not 3: yukarıdaki fotoğraf tabi ki bahsettiğim ağaca ait değil, ben çekmedim zaten. Hem dut ağacı da değil resimdeki.

not 4: O zaman da anlamayacağına inandığım insana anlatmakla uğraşmazdım, şu an da uğraşmıyorum. O zaman benim gibi düşünen daha çok insan vardı etrafımda, değerlerini bilmezdim. Şimdi bulmakta zorlanıyorum, bulunca da bir daha bırakmamaya çalışmam hep ondan ;)

7 kişi de demiş ki:

Besimi dedi ki...

derin dünyalara girmişiz yine :))

sLn dedi ki...

hiç çıkamıyoruz ki bu ara :)

Besimi dedi ki...

zaten gerçekliğe saplanıp kalıcağına, kaçabildiğince kaç derim :-D

idil Ttotay dedi ki...

bi ağaç dalı bile neler getireblior insanın aklına.. İnsanın kafası dolu olmayagörsün..

bu arada kokareç güzeldir bea hiç denedin mi:)

sRkn dedi ki...

hadi kokoreçi anladım da pırasanın nesi normal değil anlamadı ben =)
bildiğin sebze yani :)

sLn dedi ki...

örnek olsun diye yazdım yau, bildiğin sebze işte ama anlatamazsın ki. aklına gelebilecek her türlü sebze meyve için "ıyyyy iğrenç" diyen insanlar var, sana hiç denk gelmedi mi :D

melankolikdeli dedi ki...

pırasa yemeyenler derneği başkanı geldi :p

"tercih farklılığı" kavramını ilkokuldan itibaren öğretmek gerekiyor galiba. "insanların seçimleri farklı olabilir ve bunlar onları anormal yapmaz" düsturunu kafamıza kazımak gerek.

ayrıca, başlığı görünce, kırmızı ağaç geldi aklıma (:

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?