12 Şubat 2009 Perşembe

Benjamin Button, Lost, güzel bir gün!

Tatillerin en sevdiğim tarafının kitaplar ve filmler arasında kaybolmak olduğundan bahsetmiş olmalıyım defalarca. Yine aynı şeyi yapıyorum ve huzurluyum :)

Günlerdir evden çıkıp sinemaya gitmek için en uygun zamanı kolluyorum, baktık ki perşembe çok uygun bir günmüş, fırsatı kaçırmadık.

Birkaç aydır merakla Curious Case Of Benjamin Button'ın vizyona girmesini bekliyordum, ABD'de daha önce girmiş olduğu için torrenttan indirenler aylar öncesinden yorum yazmaya başlamışlardı ve ben aylardır Benjamin Button ismi gördüğümde kaçıyorum. Okuduğum 3-5 yazıdan sonra izlemekten vazgeçme olasılığım olduğunu biliyorum çünkü.

Filme kötü denmesi beni etkilemez, kafama koymuşsam izlerim. Benim daha çok sinirimi bozan yakın zamanda atlatmış olduğumuz ya da hâlâ atlatamadığımız ıssız adam faciasına benzer şeyler olması. Vizyona girmesinden önce izlemek konusunda kararlı olduğum bir filmdi, açtığım her sitede konuyla ilgili yazılar görüp, yolda yürürken ya da bir yerde otururken "ayy çok ağladık yaaaa, aynı beni anlatıyooooooaaaaaa" tarzı cümleler duyunca ve msn listesine baktığında online olanların en azından yarısının iletisinde aynı şeyin yazdığını görünce vazgeçmiştim izlemekten. Pişman değilim. Tek merak ettiğim nokta bir film nasıl bu kadar çok kişinin birden hayatını anlatıyor olabilir? İşin tuhaf tarafı orda burda okuduğum yazılara bakılırsa çok da yurdum insanı profilinde değil esas kızla esas oğlan. Neyse konu bu değil.

Yoğun olarak Benjamin Button yazıları görmeye başlayınca yorum gördüğüm sitelerdeki yazıları okumadan kapatmaya başladım :) Bu da bir film yazısı olmayacak merak etmeyin.

Bloglardan kaçtım, çok ihtiyacım olmadığı sürece sözlükleri okumayı tercih etmiyorum zaten, özellikle konumuz film, tiyatro oyunu, kitap vs. ise sözlüklerden tamamen uzak duruyorum. Takip ettiğim diğer sitelerdeyse yorum dışında haber tarzı şeyleri okudum daha çok. Böyle böyle idare ettim :)

Bugün gittim, güldüm, ağladım, hayır kendime benzetmedim hiçbir karakteri, ağlamak için buna gerek var mıdır hem?

Upuzun bir film kendisi, ben genelde filmi sevsem bile film arasının gelmesini heyecanla beklerim, dikkatim dağılıyor çünkü bir yerden sonra. 10 dakika arada beynimi toparlayıp devam ediyorum. Ama bugün film arasında "iyiydi yaa böyle, neden ara verdik" dediğimi hatırlıyorum. Film bittiğinde de bir sonraki seansa da kalmak istedim ama olmadı :-/

Brad Pitt'i hep sevmişimdir, Cate Blanchett favori kadın oyuncularımdan biri olmuştur yıllardır. İkisini bir arada görmenin güzel olduğu da tecrübeyle sabitti. (Babel) Yine büyülediler beni...

Eve geldiğimden beri beynimde dönüp duran replikler, (kendi düşündüklerini başkalarından duymak güzeldir.) sevimli görüntüler, yüzümde bir gülümseme...

Tesadüf konusu üzerine olan bölümü, mektubu, onu bunu her şeyi yazmak istiyorum aslında ama film yazısı olmayacak dedik, bu ara her yerde bolca var zaten. Ayrıca ben film eleştirmeni de değilim. Sadece filmin bana hissettirdiklerini anlatmak istedim...

Dedim ya güldüm, ağladım, hüzünlendim, mutlu oldum... Her şeyi bir arada yaşadım film süresinde. Kopyalamak istemediğim alıntılara şuradan bakabilirsiniz. Belki birkaç ay sonra oturur uzun uzun anlatırım, belli olmaz ama şimdi değil :)

Film, defterimi elime alıp olanı biteni yazma isteği duymama neden oldu ayrıca. Bir de umut verdi galiba... "Seni neyin beklediğini asla bilemezsin"

Eve geldikten sonra güzel bir Lost bölümüyle devam ettim güne. Ona da bayıldım :) Uzun zamandır izlediğim en iyi bölümlerden biriydi bana göre. (ben böyle deyince beğenmeyenler "yok be değildi, ıdıydı vıdıydı" diye bana geliyor, senin çirkin dediğin benim için dünyanın en güzel şeyi olabilir. O yüzden tartışmayalım böyle şeyleri :p ) Onu da anlatmayacağım tabi :)

İzlediğim şeyler beni pek mutlu ediyor bugün, ne hoş ne hoş :)

14 kişi de demiş ki:

Quaresma7 dedi ki...

Yazıdan anladığım, henüz Lost / Season 4'ün yakınından bile geçmediğindir. "İyi" ne kadar öznel olsada birazcık olsun nesnellik içerir. Aynı dilekleri ilerleyen bölümlerde göstermenizi umarım. İmkansız olsada...

sLn dedi ki...

Eş zamanlı takip ediyorum, bahsettiğim bölüm dün gece Amerikada yayınlanan bölüm, 5. sezon 5. bölüm yani.

buraneros dedi ki...

seçimleri konusunda senin düşüncelerini taşıyan biri olarak bugün gitmeyi düşünüyordum.Yazın seansı daha öne aldırdı bana...iyice heyecanlandım bak şimdi:))

CaRtMaNtR dedi ki...

Issız adamın bu kadar sevilmesinin nedeni herkesin kendinen bir parça görmesinden ziyade kendinin olmak istediği halini görmesi midir diye düşünüyorum. Kesin konuşamıyorum filmi izlemedim hala. :D

BB konusuna gelirsek David Fincher çektiği ve benim beğenmediğim bir film olmadığından filmi izlediğimde hayal kırıklığına uğrarmıyım diye bir korkum yok :D

Vladimir dedi ki...

Lost deyince akan sular duruyor benim için, bu akşam 5/5 izleyeceğim, bu sezon resmen uçuyorlar, çok iyi çok..

ღ.♥.ღ pinkZorro ღ.♥.ღ dedi ki...

ödüllü mimin var cnım :)

ღ.♥.ღ pinkZorro ღ.♥.ღ dedi ki...

geri aldım mimi :D yazmışsın sen de yaa uff herkeşte var kime yollicam ben şimdi :D

sLn dedi ki...

@ Buraneros
Ben çok keyif aldım filmden, umarım sen de seversin :)

@ Cartmantr
Ben de beğeneceğimi bilerek gittim, umduğum gibi de oldu zaten :)

@ Vladimir
Sonlara yaklaştıkça bölümler daha güzel olmaya başladı, ben bu sezon yayınlanan bütün bölümleri beğendim diyebilirim :)

@ Pink Zorro
Ben aklıma gelenleri yazdım valla, yarısı yazmıştı çoktan ama ne yapalım artık :D

böcük dedi ki...

ıssız adamı izlemeyenler bölümünde yer alıyorum ve bundan nedense acayip mutluyum :p bir şey böyle vik vik herkesin ağzına düşünce sevmiyorum ben o şeyi :p Lost'u da bu kadar meşhur olmadan herkes lost manyağı olmadan önce izliyordum ne zaman ki türkiyedeki her üç kişiden ikisi izler oldu bıraktım :D en son 4.sezon 6.bölümde kaldım :p

Benjamin'e de yağmurlu bir günde yapacak aktivite bulamadığımız için gittik ama ben uzun olmasına rağmen severek izledim :) Özellikle son 15-20dk güel gelişti :) izlenilesi bir film özetle :D

sLn dedi ki...

Lost bağımlılık oldu, bırakabilsem onu da bırakacağım ama :D

Yeni bölümü izlemeyenlerin izleyenlere sordukları "sawyer'la kate ne yaptı bu bölüm yaaa bir şey oldu muuuu" sorularını duydukça sinir krizi geçiriyorum :D

Bulabildiğim tek yol o konuda algılarımı kapalı tutmak oldu, Lost dendi mi kaçıyorum ortamdan :D (ortama da bağlı tabi, konuşmaktan keyif almadığım bir grupsa kaçıyorum :) )

melankolikdeli dedi ki...

Issız Adam'dan çok muhteşem birşey beklemeyin. Sadece son 10 dakikası güzeldi ki filmin sonunda olması o etkiyi bırakıyor zaten. Yoksa Melis Birkan felaket. Falan filan... İdare eder bir film ama muhteşem değil.

Lost hastalıktır ilacı yoktur :D

Benjamin Button'ın fragmanı hoştu, bir ara izlemek lazım (:

sLn dedi ki...

Bu saatten sonra izlemem zaten, ismini duyunca bile sinirim bozuluyor :D

Günlerin Tortusu dedi ki...

Issız Adam'ın çıktığı nokta -sanırım- herkesin yaşamında unutamadığı bir aşkı vardır/olmuştur. Öyle bir aşkı olsa bile, aynı şekilde hüzünlenmez ki her insan. Ben filmi beğenmedim. Üstelik oyunculukları da beğenmedim (anneyi de, adamı da, kadını da), metni de beğenmedim.

Benjamin Button'sa beni çok farklı yerlere götürdü. Kurgusunun sıradışılığı beni etkiledi, bir yaşama tersinden bakma fikri şaşırttı bayağı. (Bu arada Brad Pitt'in yaşlı halini de Robert Redford'a benzettim pek çok)

Film gibi film Benjamin Button. Fincher'a bir kere daha saygı duydum...

sLn dedi ki...

Ben de izlerken birine benzediğini düşündüm ama kime benzediğini çıkaramadım :)

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?