5 Şubat 2009 Perşembe

Big Fish



Evde geçirilen zamanların en güzel tarafı filmlerde, kitaplarda kaybolmak benim için. Ne zaman küçücük de olsa bir aralık bulsam kendime ve kendimi bir şeylerin içinde kaybetsem, sonsuza dek orada kalmak istiyorum. Yine öyle oldum. Kimseyi görmek, kimseyle konuşmak istemem ben böyle zamanlarda. Asosyallikle ilgisi yok, sadece bu dünyayı seviyorum...

Bu sabah yine kaybettim mesela kendimi Tim Burton'ın dünyasında. Uzun zamandır izlemek istediğim filmlerdendi Big Fish, bugüne kısmetmiş...

Bir Tim Burton masalı "Big Fish", girsem de içinde kaybolsam dedirtenlerden. Tim Burton'ın belki de en aydınlık masalı...

Durmadan masallar anlatan bir adam "Ed Bloom", yaşadığı her anı masalmış gibi anlatan bir adam. Aslında o masalların içinde yaşayan bir adam. Olmasını istediğiniz gibi olur dünya, nasıl bakarsanız öyle görürsünüz. Görmek istediğiniz bir masalsa, yaşamınızın bir masal olmasını isterseniz masal gibi yaşayın. Ed Bloom bunu başaran bir adam işte. Benim yıllardır hayalini kurduğum şeyi başaran adam...

Diyor ki; "Bir adamın savaşması gereken bir zaman vardır, ve kaderinin kaybetmek olduğunu kabullenmeye ihtiyaç duyduğu bir zaman vardır. Gemi gider ve sadece bir aptal devam eder. Gerçek şu ki ben her zaman bir aptal oldum..." (Tanıdık geldi bu ifadeler bana nedense :) )

Devam etmek mi aptallık yoksa pes etmek mi emin değilim. Aslında bu da nereden baktığınızda alakalı ve Ed Bloom'un baktığı yerden bakıyorum ben...

Filme dair düştüğüm notlar içinde galiba en önemlilerinden biri ırmaktaki en büyük balığın yakalanamadığı için büyük olduğu.

Filmin sonuna geldiğimizde fark ettim ki filmin bir parçası olmuşum yine, Ed'in oğlu Will sirkteki insanların gerçekten var olduğunu gördüğünde kendimi zafer kazanmış gibi hissedişim ondan...

Bir adam öyle çok masal anlatır ki kendisi de masal olur. Masallar ondan sonra da yaşar ve onları anlatan adam ölümsüz olur... Öyle dedi Will babası için...

O masalları anlatan adamı biz çok sevdik, hemen güzel bir yer hazırladık sevdiklerimiz arasında ona... Big Fish'i de sevdiğimiz filmler arasına aldık elbet... Masalları seven bir adama ilk defa kalbimizde yer verdiğimizde 12 yaşındaydık, gördük ki 11 sene sonra da değişen bir şey yok buralarda...

Masal anlatan adamla beraber o masalda küçücük yeri olan Jenny'i sevdik bir de. Helena Bonham Carter tarafından canlandırılıyor oluşunun muhakkak payı var bu durumda. Mrs. Lowett gibiydi Jenny... Kendisini asla sevmeyecek bir adamı sevdi. (tam olarak böyle ifade etti kendisini.)

Yüzümdeki gülümsemeye inat gözlerim doldu son sahnede. Dedim ya çok sevdim masallar anlatan o adamı diye...

8 kişi de demiş ki:

Besimi dedi ki...

o tim burton köhneliği, ucubeliği ve karanlığı yok galiba bu yapıtında. en azından senin tasvirinden bunu çıkardım. ed wood'da da çok fazla bir köhneliğe rastlayamıyoruz ama yine de trajikomik bir karanlık havayı da ciğerlerimize dolduruyor burton amca.
merak ettim, izlyicem büyük balığı. kaçırırsam da kaçan balık büyük olur falan filan saçma oldu biraz :-/-DDD

sLn dedi ki...

Bahsi geçen Tim Burton'ın yaptığı herhangi bir şeyse, benim yaptığım yorumlar fazla objektif olmayabilir :) Karanlık ya da aydınlık oluşu benim için fark etmiyor, onun dünyasını her haliyle seviyorum, bu da tarafsız bakmamı zorlaştırıyor. Onu da söylemiş olayım :))

Besimi dedi ki...

ama olmadı ki şimdi :) körü körüne oldu seninkisi :))) şaka tabi. dediğini çok iyi anlıyorum, ben burton'ı oldukça beğenirim, öyle ahım şahım bi hayranlığım yoktur ama dediğim gibi ed wood'u izledikten sonra favorilerim arasına dalıverdi hemmen :) big fish tavsiyen için teşekkür bu arada.

Postacı dedi ki...

Ne güzel yazmışsın =)

t.u.b.a dedi ki...

bu filmi izlemek istiyorum ama bir türlü kısmet olmadı :( artık ne zaman denk gelirse :)

sLn dedi ki...

@ Besimi

Tim burton'ı insanlar ya çok sever ya da onun kurduğu dünyadan nefret eder, öyle bir durum var ya o yüzden uyarayım istedim :P :D

orcun eray dedi ki...

uzun zamandır okuduğum en iyi film yazılarından biri. özellikle "Bir Tim Burton masalı "Big Fish", girsem de içinde kaybolsam dedirtenlerden. Tim Burton'ın belki de en aydınlık masalı..." kısmı resmen düşüncelerime tercüman oldu. Tim Burton'ı Tim Burton yapan karanlık anlatımı yok bu filmde ama yinede Tim Burton'lığından hiç bişey kaybetmemiş film. Bir bakmışız yine bize bir masal anlatıp bizi büyülemiş yönetmen.

Filme gelince insanın bitiridiği zaman yüzünde kalıcı bir gülümseme bırakan, gerçeklikten kopup babalarımızın anlattığı masallarda yaşama isteği uyandıran ve tekrar tekrar dinlenecek güzel bir masal tadı bırakan bir film. Tim Burton'ı sevin yada sevmeyin ama bu filmi izleyin bencee...

sLn dedi ki...

Anlattığı masallarla insanı büyülemeyi onun kadar iyi başaran az insan var :) En azından benim için durum böyle...

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?