10 Şubat 2009 Salı

Fringe


Son takıntım budur. İsmi "Fringe". Lost'un yapımcısı J.J. Abrams'ın yeni dizisi. Henüz ilk sezondan 13 bölüm yayınlandı, ki ben bu 13 bölümü 3 günde izledim. (her bölüm 50 dakika civarı) Şu an da yeni bölümü indirebilmek için deli gibi yarın sabahı bekliyorum :))

Fringe bir bilim-kurgu dizisi. imdb "drama, horror, mystery, sci-fi, thriller" demiş. Başroldeki kadro FBI için çalışan güzel insanlar ve ben ajanların oradan oraya koşturduğu, olayları çözmeye çalıştıkları dizilere bayılıyorum. Biraz da kıskanıyorum, itiraf etmeliyim.

Bu dizide de Olivia'yı kıskanıyorum, evet kıskanıyorum ne yapayım :(

Buyrun bu oyuncu kadrosu:
Lost izleyenlerin gözünden kaçmayacaktır en baştaki abimiz. Kendisi Hurley'i Santa Rosa'dayken ziyaret etmişti, bir anda ortadan kaybolmuştu da "anam black smoke bu beee" tepkilerine sebep olmuştu. Evet işte o abi dizimizin başrollerinden biri. Ajan Phillip Broyles rolüyle Lance Reddick.

Sarışın ablamız dizinin esas kızı, her şey onun başına geliyor neredeyse, şahane bir FBI ajanı kendisi, buyrun Olivia Dunhamla tanışın. (Bu tür dizilerde ne çok sarışın abla olduğu dikkatimden kaçmıyor değil, Cold Case'te Lilly Rush, Without a trace'de Samantha, The Closer'da Brenda Johnson gibi. Sarı saçsa olay boyarız abi, zaten onlar da gerçek sarışın değil. Sapsarı yapabilirim saçlarımı beni de aranıza alacaksanız :) )

Gelelim benim adamıma :) LOTR serisinde vekilharç Denethor'u canlandıran John Noble dizimizin kaçık profesörü Walter Bishop rolünde ve ben ona bayılıyorum. Walter Bishop zamanında savunma bakanlığı için bilim sınırlarını epey zorlayan projeler üzerinde çalışmış, günlerden bir gün laboratuvarında çıkan yangın üzerine yanında çalışanlardan biri ölmüş. O gün Walter Bishop'un çalışmalarının sonu olmuş, bizimki kendini akıl hastanesinde bulmuş. İçeride geçirdiği uzun yılların ardından Olivia Dunham'ın çabaları sonucu dışarı çıkan Walter Bishop FBI'ın kendisine sunduğu her türlü imkanla bilimin sınırlarını zorlamaya devam ediyor şu sıra.

Tanıdık bir yüz daha var, Joshua Jackson. Dawson's Creek'in Pacey Witter'ı. En yakın arkadaşımın aşkı kontenjanından hayatıma girmiş güzel bir insan. Kendisi 190 olan IQ'sunu yasadışı işler için kullanmaktayken Olivia'nın çeşitli tehditleri sonucu yıllardır görüşmediği babasına refakat etmek zorunda kaldı. (Babasının akıl hastanesinden çıkmasının tek yolu aile bireylerinden birinin refakatiydi.) Başlarda kaçmayı çok istese de bir süredir bulunduğu ortamdan çok keyif alıyor gibi :) Hayatımda önemli bir yer edinişinden 7 yıl sonra kendisini sevmeye başladım, evet :)

Fringe Science Türkçeye "sınır-bilim" olarak çevriliyor, nedir sınır-bilim? Yerleşmiş bilimsel prensipte kendisine yer bulmuş fakat olağandışı bilimsel model ve teori keşiflerini tanımlamakta kullanılırmış bu ifade. (kopya çekiyorum tabi, tanım bana ait değil, Fringe'in Türkiye sitesinden. Onlar da wikipedia'dan almış.)
Zihinsel kontrol, genetik mutasyon, yeniden dirilme, ölüyle zihinsel olarak konuşma, ışınlanma ve görünmezlik gibi sınır-bilim kavramları Fringe dizisinde kendine yer buluyor.

Dizide kullanılan sembolleri görmek için bir zahmet tıklayın.

Bir de şirketimiz var yine, ismi "Massive Dynamic". Walter Bishop'un Harward'taki çalışmaları sırasında ortağı olan William Bell tarafından kurulmuş çok büyük bir şirket ve tahmin edersiniz ki kötü kokular geliyor oralardan burnumuza. Massive Dynamic ne yapar, onun için de buraya buyrun.
imdb'de ne var ne yok görmek isterseniz onun için de buraya lütfen.

Seviyorum ben böyle şeyleri. Hiç ara vermeden 13 bölüm izleyip ardından 1 hafta beklemek işkence oluyor ama Lost'tan biliyorum, bir süre sonra alışıyor insan.

Robotların ortalıkta salındığı bilimkurgularla aram çok iyi değildir. Daha çok sevdiğim şey bu. Tam olarak bu hatta :)

Son durumum budur, netten indirip takip ettiğim dizilerimin sayısı 4 oldu (lost, fringe, heroes, HIMYM). Olsun, böyle mutluyum :)

16 kişi de demiş ki:

beenmaya dedi ki...

yazının ismini görür görmez atladım. tamamen tesadüf eseri olarak bir pazar günü annemle ardarda yayınlanan 4 bölüme denk geldik ve bütün gün ekran başından ayrılamadn diinin hastası olduk :)))

sLn dedi ki...

Ben bütün bölümleri netten indirdim, ilk gün 5 saat kadar yerimden hiç kalkmadan izledim :)) Arka arkaya izlemek çok güzel oluyor.

Vladimir dedi ki...

Ben de dizi gösterime çıktığından beri takık vaziyetteyim. 11. bölümden sonra kısa bir ara verdiklerinden beri sinir olmuş vaziyetteydim.. Demek geri döndüler, hemen indiriveriym eztv den. eztv yi seviorum deliler gibi..

sLn dedi ki...

14. bölüm var bu hafta :)

gribulut dedi ki...

harika diiziler, bu arada reklamsız olmalarına bayılıyorum bende, yaşasın internet :)

sLn dedi ki...

bence de :)

Amerikadan izleyenler durmadan reklam verildiğini söylüyorlar, bizimkiler gibi uzun olmuyormuş reklam kuşakları ama çok sık oluyormuş. İnternet kesinlikle en güzeli :))

sRkn dedi ki...

walter bishop a hastayım :)
canım sıkıldıkça izlerim.
2 bölüm izledim henüz :)
ama acelem yok.
ilk izlenimlerim çok fazla bir numarası olmayan sıradan bir bilim kurgu olduğu yönünde.
yani sürükleyiciliği yok gibi.
neyse şimdi bahsi geçince aklıma geldi mesela açıp 3. bölümü izliyim :)
yine de jj iyidir :P

sLn dedi ki...

canın pek sıkılmıyor bu ara herhalde, canım sıkıldıkça izlerim deyip sadece 2 bölüm izlediğine göre :)

ilk bölümlerde walter bishop sakindi yahu, ben 4-5'ten sonra hayran oldum, sen 2 bölümde nasıl hayran oldun 8-) Adam sonradan kayışı kopardı..

orcun eray dedi ki...

diziyi bende yakından takip ediyorum. ama diziden çok yapımcısı J.J Abrams'ın akıllı reklam politikaları beni dağıttı. mesela dizinin The Arrival isimli bölümünde (4.bölüm) karşımıza çıkan The Observer (izleyici diye çevrilmişti yanlış hatırlamıyorsam)karakterini hatırlarsınız (dürbünlü, kel abimiz). işte bu abimizin FOX'un birçok programında, daha çok canlı yayınlanan maçlarda görüldüğü ve elinde dürbünüyle takıldığı gözlemlendi. bu tarz reklam politikalarını inanılmaz kurgulayan J.J abimize en içten saygılar. Ayrıca IMDB'ye göre The Observer dizide şu ana kadar tam 10 bölümde oynamış. İlginç...

sLn dedi ki...

Ben bunu bilmiyordum, observer'ı gözümüze soktukları bölüme kadar hiç dikkat etmemiştim, demek daha önce de dolaşıyormuş. Harika yaa :) J.J. Abrams'ın yaptığı hiçbir şeye artık şaşırmam dedikçe adam beni şaşırtacak yeni şeylerle ortaya çıkıyor :)) Diğer programlarda dolaşma işi gerçekten şahaneymiş :))

orcun eray dedi ki...

kesinlikle süper. düşünsene sevdiğin bir programı izlerken birden karşında the observer, daha doğrusu arka planda bir yerde. daha önce lostta ve cloverfield de yapmıştıı benzer şeyleri JJ. kesinlikle bu işi en iyi bilen insanlardan biri ve her projesi bu saaten sonra gözü kapalı izlenir. zaten yakın zamanda startrek'in yeniden çekimiyle geliyor. mr.spock rolünde heroes'un syler'ı Zachary Quinto'yu izlemek keyifli olucak :)

sRkn dedi ki...

walter ın halleri tavırları hoşuma gidiyor.
adamın kayışı koparacağı zaten ilk bölümden belli :)
18 sene akıl hastanesinde kalmış adam
psikopatın önde gideni olduğu belli :)
netice olarak izlenmeyecek dizi değil
ama ne bileyim ben heroes u da yarım bırakmıştım =)

sLn dedi ki...

@ Orçun Eray

kesinlikle güzel olacak :) Zachary Quinto'yu seviyoruz :))

Fringe'i birkaç hafta önce gazetede gördüm öyle haberim oldu, konusunu bile doğru dürüst araştırmadan Abrams ismini görünce izlemeye karar verdim, 13 bölümü indirdim ve sonra oturup izledim. Başıma gelecekleri biliyorum artık çünkü :)) önümüzde Lost gibi bir örnek olunca Abrams ismi diziyi merak etmek için yeterli sebepti, iyi ki başlamışım diyorum şimdi :)

sLn dedi ki...

@ sRkn
niye izlemiyorsun demedim ki yau, ilk bölümler daha sakin bir adamdı, potansiyeli nasıl gördün dedim sadece =)Bölümler ilerledikçe sıyırıyor iyice sıyırıyor çünkü, ilk 2 bölümde çok bir şey yok ;)

I love Walter Bishop :))

orcun eray dedi ki...

o zaman sen çok yaşa J.J. Abrams diyoruz ve 14.bölümü sabırsızlıkla bekliyoruz :)

sLn dedi ki...

Bir an önce sabah olsun da bölüm nete düşsün diye heyecanla bekliyorum :))

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?