20 Şubat 2009 Cuma

Ortaya karışık XII

Seda Sayan'ın programına denk gelmişseniz muhakkak ilginizi çekmiştir ince uzun insanlar, hele konuklarından biri biraz zayıfsa ekranda sipsivri bir şey görüp ürkmüş olabilirsiniz.

Neyse.

Bu ara Seda ablamız kendini insanları zayıflatmaya adadı. Baktı ki kamera filtreleriyle sadece konukları zayıflıyor, bütün Türkiye'ye yetemiyor, o zaman başka bir yol bulurum dedi ve buldu. Şu ara açtığım her sitede kendisi var. Hele en son açtığım bir sayfada tam 3 tane olduğunu gördüm aynı fotoğrafının, nasıl kapatacağımı bilemedim.

Az önce de kardeşimle ödevi için araştırma yaparken bir haber sitesinde buuna denk geldik, herkes görsün istedim :)
Zamanında gezginler dünyayı dolaşıp Avrupa kıtasına yeni besin maddeleri getirirlermiş ya, kitaplarımızda bolca anlatılırdı hani (patates, çikolata vs.), sorarım size Seda ablamızın onlardan farkı var mı? Avrupa'ya gitmiş, elma&kromu keşfetmiş, araştırmış, denemiş, şimdi bize sunuyor. Heyt be!

***

Lost'u seviyorum. Lost tahmin ettiğim yönlere gittikçe daha çok seviyorum. Jack'in aptal aşık hallerine kılım, yine de her şeye rağmen onu sevmeye devam ediyorum. 5. sezon her bölümden sonra "o neydi beeee" dedim, mutluyum :)
6. bölüme de bayıldım. 2 sezondur düşündüğüm şekilde gitmesine daha da çok bayıldım :)

***

-Selincim merhaba ben Füsun. Nasılsın?
-İyiyim hocam siz nasılsınız?
-İyiyim, bir ricam olacaktı, ben bu cuma gidip sizin kağıtlarınızı alacaktım ama Ebru Hanım teslim etmemiş, önümüzdeki hafta hazırlayacaklarmış. Benim derslerim var karşıya geçemeyeceğim.
-Tamam hocam ben alırım.
-Size de zahmet olmasın.
-Yok hocam ne zahmeti, hallederim ben.

Yine okul yolları gözüktü bana anladığınız üzere. Birinci sınıftaki stajda çok sorun olmuştu, bir daha o kadar olmaz diyorduk, bu daha kötü oldu. O yüzden ağzımı bir daha açmayacağım. İkinci dönem başıma ne geleceğini bilmiyorum. Allah beterinden korusun.

Gitmişken Ebru'yu bir görüp içimde kalanları söylemek isterdim ama herkes dersteydi, zaten ben de ona bulaşmazdım muhtemelen. Ama gitmişken bir Antoine görebilirdik yani :p

(kim bu antuan kim bu ebru diye merak edenleri staj günlüğü 'ne alalım.)

***

Gittim aldım ve gitmişken fark ettim ki hocanın karşıdan gelip alıp geri dönmesi çok daha çabuk olabilirmiş. Epey ters yerlerden dolaşmak zorunda olduğum için bir dünya yol yürüdüm. Karşıya geçip okula dosyayı bıraktım, geri döndüm vs. Karşıdan gelip alıp dönmek çok daha kısa ve kolaydı.

***

Bir tatilimsinin daha sonuna geldik, keyifli bir tatil oldu aslında. Henüz bahsetmediğim yeni yeni şeylere bulaştım. Aslında anlatacak çok şey vardı ama bir yandan da insanların gözüne sokmak gibi olur mu acaba diye düşünüp rahatsız oldum. Yaptığım iyi şeyleri anlatırken çok gerilirim oldum olası, hep bu yüzden.

Yine de feci şekilde heyecanlıyım ve düşündükçe yerimde duramıyorum :)
Pazar günü TEGV'de gönüllü olarak İngilizce öğretmenliği yapmaya başlıyorum. Daha doğrusu artık başladım sayılır ve ilk dersim bu pazar. Dediğim gibi "ben çok iyi bir insanım, gönüllü olarak para bile almadan çocuklara ders veriyorum, şahaneyim ben" olarak algılanma ihtimali beni rahatsız ediyor. Sadece heyecanlıyım ve bunu anlatmak istiyorum :) Uzun zamandır yapmak istediğim bir şeydi ve sonunda başlıyorum.

Daha önce de başka vakıflarda çeşitli şekillerde bulunduğumda ortam konusunda hoşuma gitmeyen gözlemlerim olmuştu. Gönüllü olarak orda bulunuyorsanız herkesin bunun fakında olması gerekir. "Şunu yap, şunu niye yapmadın" diye azarlar tarzda konuşmalarını ya da saatlerce süren ama hiçbir sonuca varmayan toplantılar yaptıklarını (toplantıdan çok geyik yapılması sebebiyle) görmüştüm/duymuştum vs. Hoşlanmamıştım. Şimdilik gördüklerimin hepsi çok olumlu. Çok eğlenceli saatler geçirdik ilk günlerimizde, henüz öğrencilerle tanışmadık ama gönüllü grubu çok tatlı insanlardan oluşuyor. Umarım böyle devam ederiz :) Ara ara bahsetmeye devam edeceğim zaten...

***

Tam dalmış yazı yazarken, bir yandan da müzik dinlerken elektrik kesildi. Uzun zamandır olmuyordu.
Bir ara düzenli olarak her gece 15 dakika kesilirdi elektrik, onu hatırladım. Saat 12 ve 1 arasında beklerdik kesilmesini, kesilirdi, 15 dakika sonra gelirdi. O zaman bilgisayarım epey sorunluydu, elektrik gelince açılması yarım saat sürerdi, bazen internete bağlanmazdı vs.

Benim için o zamanlar msn şu ankinden daha farklı şeyler ifade ediyordu. Elektrik kesilince msnde o ara yaptığımız keyifli sohbetlerin de yarıda kesilmesine sinir olurdum.

Az önce onları düşündüm. Şu an sadece karanlık evde yapacak hiçbir şey bulamıyor olmak sinirimi bozdu. (kitap okumaya niyetlendim ama mum ışığında zor tabi.)

Msne bir süredir tahammül edemiyorum. 10 dakikanın sonunda beni boğmaya başlıyor geyik muhabbetleri. Önemli bir şey olmadığı sürece kimseye bir şey yazmayan bir tip oldum. Gerçi hep öyleydim galiba. Konuşmak istediğimle konuşmama yaramıyorsa neye yarar msn hı?

***

Şu an dinlediğim sevimli şarkıyla bitirelim, daha fazla karıştırmayalım.

Bir gün bunlar bize anlamsız geldiği zaman
Söylenmiş her söz bize pişmanlık verecek o an
Ama unutma yattığımda ve kalktığım zaman
Zamanı ellerimde tuttuğumu sandığım her an
İnanmak üzülmekse biraz üzül bana inan
Aklımda hep sen olacaksın!
Aklımda tek sen olacaksın!

(Aklımda hep sen olacaksın-Ars Longa)

10 kişi de demiş ki:

Besimi dedi ki...

höööö, o kadar çok şeye değinmişsin ki hangisine ben değineyim şaşırdım :))
seda ablam çok iyi ya. o bir idol, herkesin idealindeki(!) anne, eş, sevgili, şarkıcı, yardımsever ve en önemlisi karşılıksız yardımseverdir o. bitanem sedam :PPuahh oldum bu reklam banerini görünce. hayırlısı...:)

okul iyidir.
öğretmenliği de iyi gördüm ki hele gönüllü yapıcaksan çok daha başarılı olursun ;)
mesene kötü yaa, beni hiçbir zaman sarmadı, hala daha soğuk yaklaşırım ona.
ama icq ve skype vazgeçemediklerim arasında.

saygılar sLn hocam :)

sLn dedi ki...

Aklımda fazla şey olunca hepsini bir kereden yazıp kurtuluyorum :p

seda ablama bayılıyorum ben, onun kalbimdeki yeri apayrı :D
Diğer banner'ı da aradım ama bulamadım, o da en az bunun kadar şahaneydi :D

gribulut dedi ki...

güzel bir yazı olmuş, senin için sanki yalnız takılan, biraz bunalım havasının estiği gibi bir izlenim oldu bende. öyle değilsindir umarım :)

CaRtMaNtR dedi ki...

Kadırgalı iş başında diye başlık atlsalar dahada vurucu olurmuş. Birde şu bayan sanatçılarımızın talk show yada sabah programlarında normal insanların çay kaşığı gibi görülmesi banada komik gelir hep. Hatta Okan Bayülgen bunla zamanında iyi dalga geçmişti. :D

Okul ve belge denince bütün kıllarım ürperiyor adeta. Çünkü kendi deneyimlerimden yola çıkarsam okul ile ilgili dışardan en basit gözüken bir kağıdın alınması bile asla o kadar basit olmaz. Mezuniyet çıkışını alabilmek için bile 7 saat okulda beklemiş biriyim ben. :D

Gönüllü öğretmenlikte umarım umduğun tarzda bir ortamla karşılaşırsın.

Bir aralar elektrik kesintileri İstanbul genelinde genel ve sürekli haldeydi. Tam Dexrer'ın en heyecanlı yerinde kesildiği için ekranın karşısında 10 dakika hareketsiz kaldığımı hatırlarım :D

Bu arada tatil kelimesini duymak bile bana çok iyi geliyor :D

sLn dedi ki...

@ gribulut

Yalnız kalmayı kalabalığa tercih ediyorum zaman zaman ama maalesef yalnız kalmayı çok uzun zamandır başaramıyorum, yalnızlıktan değil kalabalıktan şikayetçiyim yani :D

sLn dedi ki...

@ Cartmantr
Okan Bayülgen Esra Ceyhan'ın programına çıkmış bir gün, kameralar yüzünden bir dünya dalga geçmiş :p Ben izlememiştim, kardeşim anlattı geçenlerde, hatta yazıda ondan da bahsedecektim ama baktım çok uzun oldu, sildim :D

caprice dedi ki...

Hayret ben nasil olmusta hic denk gelmemisim kagirgalinin bu reklamlarina....

sLn dedi ki...

Dikkatini çekmemiş olabilir diyeceğim ama dikkat çekmeyecek gibi değil :))

melankolikdeli dedi ki...

Seda abla, kilo almak isteyenlere de bir kıyak geçiyor mu acaba ?

Bu arada hayırlı olsun (:

sLn dedi ki...

O kilo vermek isteyenlerle ilgileniyor daha çok :))

Teşekkür ederim :)

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?