27 Şubat 2009 Cuma

Tembelim, tembelsin, tembel...

AÖF sezonumuz açıldı.

Uzun zamandır bahsetmiyordum, çünkü normal zamanlarda sadece "ne yapacağız yaaa" diyorum, başka da hayatımda hiçbir şekilde yer almıyor açık öğretim denen şey.

1 ay kaldı sınavlara yine.
Geçmem gereken 10 tane ders var.
Geçen seneden 2 tane ders bıraktım, bu sene de 8 tane alıyorum. Toplam 10 yani.
İleride anılarımızı anlatırken "Üniversitede hiç alttan dersim kalmadı" dememek için bıraktım, yoksa geçerdim ben onları da :P
(Yazar kişisi burada asıl bölümü olan Fransızca Öğretmenliği'nde alttan hiç dersi kalmadan buraya kadar geldiğini belirtmek istiyor. Bir yandan da bu dönem de kalmasın diye dua ediyor zira alttan kalmış bir adet ders, diplomayı almak için 1 sene beklemek demek bu saatten sonra.)

AÖF kitaplarımı aldım, dün gidip bir de yardımcı kitap aldım. Bilirsiniz okul kitaplarından çok fazla çalışmaz insanlar açık öğretime. Ben daha çok soru şekillerini görmek için aldım bunu. Neyse.

Kitapla dünden beri bakışıyoruz. Birbirimizden hoşlanmaya başlamamız an meselesi.

Öğlene doğru çalışıyorum diyip oturdum başına, bilgisayarı kapattım, sonra aklıma DT'nin programına bakacağım geldi, bilgisayarı tekrar açtım. Baktım blog okuyorum. Tekrar kapattım. Bir ara kardeşime bir şey söylemeye diğer odaya gittim 3 gibi. Saat 7'ye kadar tv izledim. Pazartesi akşamları ve Fenerbahçe maçları dışında tv izlemeyen ben 5 saat tv karşısında oturdum bugün! Şimdi de geldim blog yazıyorum. Birazdan akşam yemeği yemeye giderim. O ara aklıma başka bir şey gelir. Kitabımın 20 sayfası falan kalmıştı, onu bitiririm. Film izlerim, bugün de biter. Yarın da böyle geçer, sonraki gün de.

Sonra ben diploma denen zıkkımı alamam, "ben elimden geleni yaptım, gerisi kısmet" diyemem. Hayatım boyunca kendimi yerim, falan filan!

Diplomayı almak da bir şeyin garantisi değil biliyorum tabi. Elimdeki bir adet öğretmenlik bir adet dış ticaret diplomasına bakarak ömrümü geçirmem de mümkün. Öğrendiğim yabancı dilleri de eve gelen misafirlere şov yaparken kullanırım. Annem içeriden beni çağırır, "konuş bak duysun teyzeler nasıl fransızca konuşuyorsun" der, ben konuşurum, onlar dinler. Sonra ben "anne ingilizce de konuşiiiim miiiii" derim, biraz da ingilizce konuşurum, teyzeler "maşallah" der beni tükürüklere boğarlar. tü tü tü tü

Sonra Yemekteyiz'e katılırım, saç atarım yemeklerin içine, kavga çıkarırım, orda da şov yaparım, "ben çok kültürlü bir insanım, şu kadar kitap okudum, iki dil biliyorum, iki üniversite bitirdim" diye. Alt tarafa ismimi, mesleğimi, yaşımı falan yazdıklarında şöyle bir görüntüyle karşılaşırsınız:

"sLn, kız kurusu, yaş 30"
Meslek yok, o bakımdan oraya medeni durum yazdırmayı uygun gördüm.

Belki de Tadında Aşk Var'a katılırım, asıl cevher orada. 2 haftadır Disko Kralı'nda görüyorum da ölüyorum gülmekten. Geçen hafta kimi seçtiklerini açıklarken birbirlerine komik bakışlar atan iki eleman vardı misal, bayıldım.

Bir de "Pıtırgül, 25 yaşında, kıllı erkek seviyor" faciası vardı ki ömrüm boyunca unutmayacağım muhtemelen.

"sLn, 30 yaşında, zeki erkekleri seviyor" dersem reyting çıkmaz benden, ben de ilginç şeyler bulmalıyım. Zaten ordakilerin kaçı normal hayatında olduğu gibi davranıyor ki?

Ordan iş çıkmazsa Esra'ya giderim, karşılıklı oynarız azıcık, gitmişken belki koca falan ararız. Sorarım "evin var mı, emekli maaşın var mı" diye. Maddi şeylere önem vermek lazım di mi? Bak "benim için önemli olan adamın zeki olması, parası kariyeri var diye aptal adamla beraber olamam" dersen "salak" damgası yiyorsun. İşin komik yanı sana "evet haklısın" diyenlerin bir de davranışlarına bakıyorsun, ikiyüzlülükte son nokta olduğuna kanaat getiriyorsun. Önemli olan para, kariyer, meslek, ıdı vıdı. Artık yeni nesil böyle, Türk filmlerinde kaldı bizim modelimizdeki insanlar. Bir şeyleri birlikte başarmanın keyfini yaşamaktansa arabası, evi, kariyeri olan bir adam bulup onun paralarını yemenin keyfini yaşamayı tercih ediyor artık hemcinslerim. Saygı duyarım. (istisnalar var çok şükür.)

Neyse, Esra'yla birlikte koca da bulduktan sonra ver elini Seda Sayan! Sabah ekrandan en ince ve uzun halimle el sallayacağım size dostlar.

"Blogumu okuyan herkese selamlaaaaaar"

İsim bile sayabilirim hatta, olmaz mı :))

Kariyer planım hazır :D

Artık beni kimse tutamaz!

(ders çalışmalıyım, derssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssss)

14 kişi de demiş ki:

Besimi dedi ki...

çok keyifli yazmışsın. yergilerinle, espirilerinle... gerçeklerinle.
başarılar açık-seçik öğretimde :))

Çubuklu Sevdalısı dedi ki...

AÖF bitirmek herkesin yapabileceği birşey değildir.Mesela benim yapabileceğim birşey olmadığı için 2.sınıftan ayrıldım :)) Normal üniversite ise her normal insan evladının bitirebileceği ama 4 senelik okulun genelde 6 sene 2 senelik okulun 3-4 senede bittiği bir eğitim türüdür.O değil de okumak gibisi yok ya.Baba beni okula gönder :) Sana sınavlarında başarılar.

sLn dedi ki...

@ Besimi

Teşekkür ederim :))

sLn dedi ki...

@ Çubuklu Sevdalısı

Teşekkürler :)
5 senelik sevgili okulumun bitmesine bir dönem kaldı, kazasız belasız atlatırım onu umarım :-/ açık öğretim zaten iki yıllık. bakalım ne zaman biter :)

iki okul senin neyine sLn diye sormaya başladım kendime her sınav döneminde olduğu gibi :D

cosmos dedi ki...

zordur derse zaman ayırmak gönül hep muzır şeyler ister bir türlü gitmez kitap başına hep son geceye kalır umutlar o zaman da iş işten geçer...

sLn dedi ki...

Öyle maalesef :-/

Geçen sene 3-4 gün çalışarak kurtarmıştım ama bu sene daha çok ders var, daha zor dersler var, kendi bölümümle hiç ilgisi olmadığı için hepsi yabancı olduğum konular vs.

Acilen başlamalıyım :(

Muzlu Turta dedi ki...

Esra'ya giderken beni de götür yanında :)

Ukturk dedi ki...

Ders çalışmayı seven biriyle karşılaşmadım hayatım boyunca.O yüzden şaşırmadım pek:P:p

Ama babam hep derdi bana zibidiliği bırak otur ders çalış diye.Yoksa seni sanayiye veririm derdi.(Ortaokul):PxD

Bir de Aöf çok zor değildir.Bence kesin yaparsın.Test sonuçta :P

sLn dedi ki...

@ muzlu turta

Olur :))

sLn dedi ki...

@ ukturk

sözelci olmak zorunda burakılmış bir insana o kitaplar nasıl görünüyor tahmin edemezsin :D muhasebeler, matematikler, kambriyo bilmem neleri, gümrük bilmem neleri, hiç görmediğim duymadığım şeyler :D Bir de şanssızım, attıklarım da tutmaz benim :D

okul hayatı bitmeden ders çalışmanın gerekliliğini kavrayabilseydim hayat daha kolay olabilirdi ama artık çok geç :D Sanayi için de yaşım geçti, offf offf :))

En iyisi Esra'ya gitmek.

gribulut dedi ki...

hoş bir yazı olmuş, parmaklarına sağlık :) ve derslerinde başarılar, şimdi çekilirmi ders çalışmakta ya :D

sLn dedi ki...

Çalışılmıyor işte, çalışamıyorum ben de :((

Teşekkür ettim :)

CaRtMaNtR dedi ki...

muhasebeden korkma göründüğü kadar zor değil. Aslında daha zor :D

sLn dedi ki...

yaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa :'( :'(

:D

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?