7 Mart 2009 Cumartesi

Bir mürebbiye adayının güncesi (13)

Yeni okulumuzda ilk gün...

Başlangıcımızı sınavla yaptık. Ne zaman sınav olan çocukları izlesem aklıma "buradan her yaptığınız gözüküyor" diyen öğretmenler geliyor. Oradan her yaptığınız açık ve net şekilde gözüküyor :))

Eğer ileri derecede miyop değilse muhakkak görüyordur öğretmen ne yaptığınızı. Muhtemelen umursamıyordur. Ayakta durunca sınıfta herkesin ne yaptığı o kadar net gözüküyor ki.

Bir de öğretmenler yanınızdakine baktığınızı kağıttan anladığını söylerdi hani, yanyana olanların kağıtları anlaşılsın diye kağıtlara numara verirlerdi. Biz de uyanık insanlar olarak yandakinden gördüğümüzü değiştirerek yazardık ya da yandakine "kağıdıma bakabilirsin ama aynen geçirme" derdik. Yanlış bilgiyi istediğiniz kadar farklı cümlelerle anlatın, yanlış yine yanlış ve öğretmeniniz kağıtlarınızı arka arkaya okumasa bile bu yanlışları fark etmek çok kolay olabiliyor :))

Hele ki dersiniz yabancı dil, matematik ya da fizik gibi bir dersse, anlaşılması daha da kolay oluyor.

Misal geçen hafta TEGV'de öğrenciler verdiğim çalışmayı yaparken ben başka bir şeyle uğraşıyordum, biraz da kasıtlı olarak ilgilenmedim ne yaptıklarıyla aslında. Arada belki birbirlerinin yanlışlarını gösterirler, düzeltirler, doğruyu birlikte bulurlar dedim. İşin ucunda not olmadığı için ve benim görmek istediğim tek şey sınıfın genel İngilizce bilgisi olduğu için buna izin verdim. Bir yandan da kimin kiminle konuştuğunu çaktırmadan izledim tabi :D (sinsi öğretmen modeli :)) )

Evde göz atarken hangi kağıdın kime ait olduğunu bilmiyordum, öğrencileri sima olarak tanıyorum ama isimlerini bilmiyordum çünkü. Kağıtları okuduktan sonra fark ettim ki isimleri bilmesem bile sınıftaki oturma düzenine göre rahatlıkla hangi kağıdın hangi öğrenciye ait olduğunu bulabilirim. Çünkü tahmin edebileceğimden çok daha fazla belli oluyormuş kimin ne yaptığı.

Sevgili okur; 
kazara buraya düşmüş genç bir öğrenciysen bu yazdıklarımı ciddiye al lütfen :))

Mürebbiye adayının güncesini yazacaktık, öğretmenimsinin güncesi oldu bu yine.

Sınav sırasında sınıfı izlemek keyifli bir iş, üniversite birinci sınıftaki stajımızda da bunu yapıyorduk, o zaman yardım etmeyi daha çok istiyordum ama hocamız yanımızda olduğu için bir şey yapamıyordum. O dönem lise psikolojisinden çıkalı kısa bir süre olduğu için ve üzerimdeki etkileri hâlâ devam ettiği için öğretmenleri dışarı çıksa da yardım etsek diye içimden geçiriyordum durmadan.

Sonra 40 kez anlattığınız şeyi öğrencilerin kendilerini vermedikleri için ya da çalışmadıkları için öğrenememelerinin ne kadar sinir bozucu bir şey olduğunu gördüm. Öğrendiğine emin olduğum ama sınav heyecanı ya da başka bir sebeple unuttuğuna inandığım öğrencilere hâlâ yardım etmeyi istiyorum zaman zaman ama diğerlerine "ı ıh".

Sınavda çok gülmek istediğim ama kendimi tutmak zorunda kaldığım diyalogu da yazayım.

Öğrenci: Hocam bir saniye bakar mısınız?
sLn: Efendim?
Ö: Généreux cömert ama cömertin zıttı neydi unuttum ben.
s: Neydi cimri Fransızcada?
Ö: heh cimri miydi, tamam o zaman "avare".

Çocuk cimrinin Fransızcasını biliyor ama cömertin Türkçe karşılığının cimri olduğunu hatırlayamıyormuş yani :)) Genelde bir dille yoğun olarak uğraştığınızda herhangi bir kelimenin o dildeki karşılığı aklınıza gelir de kendi dilinizde ne dendiğini hatırlamayabilirsiniz. Bu çocuk erkenden başlamış o durumu yaşamaya.

Zaten suratsız bir insanımdır, bir de öğrencilerle fazla yüz göz olmayı istemediğim için sürekli ciddi duruyorum, ben bile sıkıldım kendimden. (normalde takmam böyle şeyleri, ilköğretimdeyken öğrencilere sevgi dolu bakıyordum genelde, ama bunlara fazla yüz verilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Kendimce mantıklı sebeplerim var tabi.)

Parantez içinde küçük çocuklara sevgi dolu baktığımdan bahsettim, sandığınız kadar da sinir bozucu değilim, ara ara ben de sevgi dolu bakabiliyorum insanlara :))

Ama "ara ara".

9 kişi de demiş ki:

LaLe dedi ki...

bi keresinde hocamızın isteği üzerine üni ye yeni başlayan türkçe öğretmenliklerinin yazılı kağıtlarını okumuştum.."what is your name" gibi bi soruya "my your name and name" yazan öğrenciye deli gibi 0 vermek istediğimi görünce anladım ki öğrencilik psikolojisinden çıkmışım:)) zaman...

sLn dedi ki...

insan öğrenciyken sadece kendi tarafından bakıyor olaya ama diğer tarafa geçince anlıyorsun ki göründüğü gibi değil hiçbir şey :)

Hocasına göre de değişiyor tabi, bazı hocalar öyle şeyler yapıyor ki ne olursa olsun haklı göremiyorsun.

Sera dedi ki...

biraz güleryüzlü olunca hemen cıvıtıyorlar.öte yandan hep somurtunca da olmuyor. dengeyi kurmak zor.

sLn dedi ki...

Öğretmeni sevmemek çoğu zaman dersi de sevmemeyi beraberinde getirir ya, o yüzden dediğin gibi bir denge sağlanmalı iki durum arasında ama bunlar benim öğrencilerim olmadıkları için öyle bir kaygım yok, beni sevmek zorunda değiller, hatta sevmemeleri daha iyi bile olabilir :))

CaRtMaNtR dedi ki...

Bunca sene öğrenci olmuş biri olarak madalyon diğer tarafını görmek eğlenceli oluyor. Birde ben çocukken babamın okuduğu vize ve final kağıtlarına verdiği tepkileri hatırladımda. Bu nasıl cevap böyle diye dellenirdi :D

Sanırım öğretmenler kendi çabalarını öğrencilerin boşa çıkarmasına daha çok kızıyorlar.

Güllerevurgunum dedi ki...

Ben biraz acayip bir öğrenciydim. Hiç bir zaman öğretmen faktörü dersi sevmemde ya da başarılı olmamda etkili olmadı. O zamanlarda da şimdiki gibi ormantiktim anlaşılan :D duygusal bağ kurmazdım öğretmenle. Biri gelir öbürü gider hesabı:P

ama kopya çekmemekle iyi etmişim sanırım. Zira, hocalar görüyormuş baksan :))

Ama bu devamsızlık sorunu kafamı bozardı. O konuya da bir gün eğilmeni gbekliyorum "bir mürebbiye adayı" :))

sLn dedi ki...

Devamsızlık yapan öğrenciyi ben çok seviyorum :p

Sınıfta ne kadar az insan olursa o kadar iyi :D Sessiz sakin oh :P

Güllerevurgunum dedi ki...

bende öyle düşünüyorum. Hocalara derdim hep "sizin iş yükünüzü hafifletmek için ben gelmiyeyim birbirimizi sınavlarda görsek" falan :)

ama bunu kabul eden çok az hoca çıktı ve taa üniversite zamanlarıma kadar beklemek zorunda kaldım :P

sLn dedi ki...

öğrenciler kaç yaşında olursa olsun ne kadar az sayıda olurlarsa o kadar iyi :p Ben de sadece üniversitede hocalar böyle düşünür sanırdım ama sanırım sınıf sorunluysa öğretmen kalabalıktan hoşlanmıyor, ilkokul bile olsa :D

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?