2 Mart 2009 Pazartesi

Bir öğretmenimsinin güncesi -2-


Çocuklar mı daha ruh hastası yoksa ben mi daha ruh hastasıyım bilmiyorum. Topluca zıvanadan çıkıyoruz bir araya gelince.

1,5 sene İngilizce görmüş çocuklara "what's your name?" "my name is...." anlattım bugün. Kendilerini tanıtmalarını istediğim kağıtlarda doğru yazabilen sadece 2 öğrenci vardı çünkü... Ama kendilerine olan güvenleri tavan yapmış olduğu için "öğretmeniiiiiim biz bunları biliyoruuuuuuz" demeye başladılar, sonra acı gerçekle onları yüzyüze bıraktım ve susturdum, şu noktada nihahoha diye gülmek istiyorum. Hak ettiniz çocuklar bunu siz :D

Biliyor olduklarını iddia ettikleri şeyleri aslında bilmiyor oluşları ve sürekli "biz biliyoruz" diye itiraz edişleri çok sinir bozucu. Bir de bütün ilginç tipler beni buluyor. Doğru olmasına rağmen yazdıklarını saklayan çocuktan sonra serimizin devam filmi geldi bugün. "Sınıftaki herkesten iyi okumasına rağmen okumak istemeyen kız". Bakalım haftaya ne çıkacak bu sınıftan.

Bugün öğrencilerden biri "öğretmenim beni dövsenize" dedi. Bütün manyaklar mı beni bulur ya? Çekiyorum kesin, bunun başka açıklaması olamaz.

Çıkmamıza yakın tahtada yine koskocaman bir kalp beni bekliyordu. İçinde de şu cümle: "Selin öğretmenim biz sizi çok seviyoruz bazen üzsek de"
:)

Sevgi dolu çocukların arasına düştüm, sevinmeliyim sanırım bu duruma.

Grup çalışması yaptırırken bir ara "herkes eşiyle çalışsın, kendi başınıza yapmayın" dediğimde "çalışmak için eşimizi bulduk da ruh eşimizi bulamadık aaah ahhhhh" dedi biri. Gülsem mi ağlasam mı şaşırdım...

Şahane bir hava vardı bugün. Çocukları bu havada içeri tıkmaktan nefret ettim, içeri tıkılmaktan da nefret ettim tabi...

Dersten sonra çok soğuk olmayan bir havada, hafif rüzgar eşliğinde Galata'da yürümek öyle keyifli oldu ki, gitti bütün sinirim stresim :) Bir de tavşan sevdik biraz :))

Bu hafta TEGV'de ikinci haftamızdı ve fark ettik ki biz TEGV'e her gidişimizde deliler gibi yemek yiyoruz. Fındıkzade'de yemek yenilecek o kadar çok yer var ki ve hepsi öyle güzel şeyler yapıyorlar ki :-/ Yemek yiyoruz, ders arası veriyoruz, dersten sonra yine yiyoruz. Amaç ders değil yemek yani. Eğitim döneminin sonunda yuvarlanarak dolaşmaya başlayabiliriz. Ama buna değer :D

Belki TEGV hakkında bilgi almak isteyip google araması yapan ve buraya düşen insanlar olur, onlara bir not yazalım :) Eğer aklınızda gönüllü öğretmen olmak gibi bir şey varsa muhakkak başlayın, tereddüt etmeyin. Derse girmek zorunda bile değilsiniz, orda çocuklara faydalı olabileceğiniz daha farklı yollar da var. Ofiste durup iki işin ucundan tutmanız bile büyük bir yardım. Okulların büyük kısmında verilen eğitim sahiden içler acısı. Kuzenimin geçen seneki İngilizce öğretmeni formasyonu olmayan ve doğru dürüst İngilizce bilmeyen bir veliydi, bu seneki ondan da beter. Ben jeoloji mühendisinden bir dönem matematik bir dönem Türkçe dersi aldım. Mezun olmasaydım bir dönem de fen dersi alabilirdim. Genelleme yapmak yanlış elbette ama okulların çoğunda böyle bir durum var. Ha jeoloji mühendisi olan öğretmenim hayatımda sahip olduğum en iyi matematik öğretmeniydi, onu kabul etmeliyim. Türkçe derslerinde çok parlak değildi ama...

Böyle şeyler zaman zaman oluyor. Ama onun dışında durum vahim. (Benim gözlemleyebildiğim yerlerde.) Gönüllü olmak güzel, bir çocuğa yardım ettiğini hissetmek, bir-iki kelime öğretmek (hiçbir şey beklemeden) daha da güzel.

Sosyal mesaj veriyorum şu an, böyle bir isteğiniz varsa ertelemeyin, yapın bir şeyler. Dersten sonra size gülümseyerek bakan iki çocuk bile bütün yorgunluğunuzu alıyor ve "iyi ki burdayım" diyorsunuz :)

Sosyal mesaj bitti, dağılabilirsiniz gugılcılar...

Normal okuyuculara geri dönelim. Öyle keyifli bir gün geçirdik işte. Mutlu muyuz? Evet :) Başım ağrıyor ve yorgunum, ama olsun...

Not: Resimdeki öğretmenle ilgim yok, onun gibi sevgi dolu bakamam da zaten :D Genelde çok uyuz baktığımı söylerler. Resim ararken bunu buldum, zamanında bizi epey güldürmüştü kendisi. Öyle aklıma geldi...

14 kişi de demiş ki:

gribulut dedi ki...

belli güzel günmüş,şimdiki çocuklarda fırlamamı diyim akıllımı diyim her bişi var :) teknoloji çağı canım

Zeugma dedi ki...

Sen daha bir şey görmemişsin Selinciğim,
Ben de girdim epey İngilizce derslerine.İnanır mısın demeyeceğim.Çünkü yaşadıklarından sonra inanırsın bu örneğe:
Dou you speak English?
Sorusunun cevabını 1 yıl boyunca öğrenemeyip karıştıran öğrenci vardı.Hem de Lise 1.
Ben yazılısına itiraz eden,bakmak için adını sorduğumda adını unutan öğrenci bile gördüm. N'aber? ;)

Amenhotep dedi ki...

''Grup çalışması yaptırırken bir ara "herkes eşiyle çalışsın, kendi başınıza yapmayın" dediğimde "çalışmak için eşimizi bulduk da ruh eşimizi bulamadık aaah ahhhhh" dedi biri. Gülsem mi ağlasam mı şaşırdım...''
ben burda koptum ya şimdiki gençlik deli divane vallahi tutabilene aşk olsun :)) tabi onlara katlanabilene de ;)

CaRtMaNtR dedi ki...

Hocam beni dövebilir misiniz diyen öğrenci çok acaipmiş. Kendi gençliğimi gördüm nerdeyse. :D

Şaka bir yana İngilizce eğitimde okulların seviyesi amma düşmüş 1.5 senede what is your name sorusuna cevap verilemiyorsa yazık. Bari derslerde Lost veya Heroes izletip çocuklara dili öğretseler

Hayalbemol dedi ki...

Neredeyse tüm sülale öğretmendi, ben hariç :) Öyle bir aile içinde büyüdüm ben. Önceleri "niye öğretmen oldunuz" diye bizimkilere çok kızardım ama şimdi "keşke öğretmen olsaydım" diyorum. Ne kadar zor olsa da, gerçekten güzel bir meslek. Şu bir gerçek ki, "öğretmenim seni çok seviyoruz" lafını duymak, daha bir keyif verici. Bazıları bu lafı hayatı boyunca hak etmiyor. Keşke öyleleri hiç öğretmen olmasaydı da, bizler onları görüp hem dersten hem öğretiminden nefret etmeseydik.

sLn dedi ki...

@ gribulut

Felaketler, öyle böyle değil :)

sLn dedi ki...

@ Zeugma

Ben daha yeni başladım :) Daha da feci şeyler göreceğim muhtemelen ileride. Olsun öğretiriz doğruları, biz ne işe yarıyoruz di mi :D

sLn dedi ki...

@ Amenhotep

Öyle de üzgün bir ifadeyle söyledi ki sanki kendisi 70 yaşına gelmiş, artık hayattan umudunu tamamen kesmiş bir amca. Halbuki daha 11 yaşında :))

sLn dedi ki...

@ Cartmantr

18 tane çocuk var, "my name is..." yazabilen sadece 2 çocuk. Diğerleri bir şeyler yazmaya çalışmış sadece :-/

Heroes'u dillerinden düşürmüyorlar ama konuşmaları anlama kısmıyla ilgilenmedikleri için pek faydası olmamış sanırım :D 14 yaşında bir kardeşim var, benim takip ettiğim bütün dizileri o da takip ediyor ve ingilizcesine cidden büyük katkısı oldu dizilerin. Ama dediğim gibi ne dediklerine dikkat etmek önemli :D Bu veletler daha çok Sylar adamı nasıl kesti, Nathan nasıl uçuyor, Daphne nasıl koşuyor onunla ilgileniyorlar :D

sLn dedi ki...

@ Hayalbemol

Yanlış öğretmenlere rastladığım için öyle çok dersten nefret ettim ki öğretmenlik konusunda beni en çok korkutan şey haline geldi onlardan biri olmak. Bir çocuğun sayende bir şey öğrendiğini görmek, şikayet edip durduğumuz eğitim sisteminde ufacık da olsa bir şeyleri değiştirebilmek, en azından o sistemin içindeki iyi örneklerden biri olabilme ihtimali keyif verici. Okulum bitince öğretmenlik yapacak mıyım bilmiyorum ama şu an yaptığım işe devam edeceğim galiba :))

CaRtMaNtR dedi ki...

Ehehehe Heroes'a Power Rangers muamelesi yapıyorlar anlaşılan. Yeni nesil amma feciymiş :D

sLn dedi ki...

Valla şimdilik izlenimim o yönde :p Oturup konuşmadım detaylı olarak tabi ama aralarında konuşurken öyle çok bağırıyorlar ki duymamak mümkün değil :D

melankolikdeli dedi ki...

ruh eşi espirisini yapan çocuğun alnından öperim ben bee (:

şirinem dedi ki...

yazdıklarınızı okuyunca hem güldüm hemde üzüldüm arkadaşlar bu çocuklar bu şekilde nereye varacaklar acaba ?

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?