10 Nisan 2009 Cuma

Bir Mürebbiye Adayının Güncesi (15)


Bir süredir bahsetmiyorum.
Bunun sebebi gitmiyor oluşum değil bahsetmeye değer bir şey olmaması sanırım. Bütün gün neden en çok kasan staj okullarına denk geldiğimi sorguluyorum. Başka da bir şey yok.

Hani şu staj boyunca fotokopi çekip kağıt getirip götürüldüğünün rivayet edildiği meslekler var ya, acilen birine geçmek istiyorum! Fotokopi istiyorum, kağıt taşımak istiyorum...

İşin "mürebbiye adayı" ile ilgili bir tarafı kalmadı, normal bir öğretmen ne yapıyorsa aynısını hatta bazen biraz daha fazlasını yapıyoruz.

Stajda 3 kişiyiz sadece, normalde 6 kişi gönderilir, sayı daha da artabilir. Daha kalabalık olsak hayat biraz daha kolay olacaktı eminim ki.

Her hafta düzenli olarak ders işliyoruz, konu anlatıyoruz, kelime çalıştırıyoruz, alıştırma yaptırıyoruz vs.

Sınavlarda nedense (!) hocamızın hep işi oluyor, biz de sınıf içinde bir o yana bir bu yana yürümek zorunda kalıyoruz. Topuklu ayakkabılarımız işimizi zorlaştırıyor tabi. 2. dersin sonunda bel ağrısı başlıyor.

9. sınıflara sınav yaparken bir ara gülme krizine girme tehlikesi geçirdim. Eğlenceli çocuklar aslında ama bir yerden sonra çekilmiyorlar tabi :))

-Hocam bir şey sorabilir miyim?
-Sor.
-Mayıstan sonra hangi ay geliyordu?
(Fransızcasını sorduğunu düşünen sLn)-Hangisiydi???
(Öğrenci gülmeye başlar)
-Hocam, Türkçesini söyleyin yeter, ben unuttum.

Sonra da topluca koptuk işte :)) Böyle şeylere sık sık denk geliyorum sınavlarda.

Vücudun bölümlerini yazarken hocanın taklidini yapa yapa yazan çocuğa bakmamak için çok direndim ama olmadı :) Ya ileride benim de taklidimi yapacaklar diye de düşünüyordum ama komik yani :D Gülmeden de duramıyorsun. Dişine vuruyor "le dent" diyip yazıyor, kafasını tutup sallıyor "la tête" diyor, yazıyor falan, çok komik bir görüntüydü.

Bir ara ismiyle hitap ettiğim çocuk ve yanındaki arkadaşı arasında geçen diyalog:
Öğrenci1: Olum duydun mu adımı öğrenmiş.
Öğrenci2: benimkini de biliyor mudur yaa, hocam benim adımı öğrendiniz mi?
sLn: ı ıh.
Öğrenci2: ufff
Öğrenci1: Bir tek benim adımı öğrenmiş ha ha

Kendi hallerine bıraktım sonra :)

Öğretmenler cevap anahtarı hazırlar bilirsiniz sınavlarda. Sordukları soruları kitaptan sordukları için ordan açar cevapları geçirirler. İşte bizim hocamız o kağıtları da bize bırakıp gidiyor, yanında kitap vs bırakmadan. Biz Seldayla sınıf içinde dolaşıp sınav yapan çocuklara "hepinizi görüyorum" bakışları atarken, Ali de 4-5 sayfa civarı olan sınavı alıp cevap anahtarı hazırlıyor hiçbir yerden bakmadan. Bir nevi sınav oluyor yani...

Bir yandan öğretmeniz, bir yandan öğrenciyiz orda da.

Çocuklarla 1 aydır aynı şiirin her şeyini incelemişlerdi, bugün de sınavda şiiri ezbere yazmalarını istemiş, sonra Türkçeye çevirip bir de Türkçesini yazmalarını istemiş ve şiirden sorular sormuştu. Tabi bununla bitmiyor sınav, 2 sayfa da gramer sorusu var. Neyse...

Şiirin olduğu kağıdı önümüze bıraktı gitti, alın bunu da yapın diye. (Diğer kısmı vermişti önce. şiiri sonra getirdi) Bir gün "yeter bee" dediğimizde, "heh ben de ne zaman isyan edeceksiniz diye bekliyordum" diyeceğini tahmin ediyorum.

Onun üstüne bir de eve geldim, kendi sınavlarıma çalışmak zorundayım. En çok stres yaratanlardan biri şiir incelemesi ve öğretimi olduğu için ondan başladım. Şiirlerle haşır neşirim sabahtan beri yani. Aslında çok fazla sevebileceğim bir ders. Ama hocamız ne dediğini kendisi bile duymuyor. Türkiye'de Fransızca dersi veren bir Alman kendisi. Fransızcayı biraz daha yüksek sesle konuşuyor, Fransızca konuştuğunda yine biraz anlıyoruz ama ben tek kelime anlamıyorum Türkçesinden. Türkçesine güvenmediği için mi sesini iyice azaltıyor bilmiyorum.

Kendisinden bir şey öğrenmek imkansız. Sınav kağıtlarını da okumadığını biliyoruz. Canı nasıl isterse öyle not veriyor.

Beş kişilik bir arkadaş grubumuz var bizim, geçtiğimiz yıl bir sınavında üçümüz ayrı bir yerde oturmuştuk, kalan iki arkadaşımız ayrı bir yerdeydi. Bir kısmımızın sınavı iyi geçmişti, bir kısmımızın kötüydü. (ben kötü olan taraftaydım.) Ne oldu biliyor musunuz? Bu 5 kişilik grubun beşi de sınavdan "22" aldı. Yirmi iki. Beşimiz de. Biri 23 ya da 21 değil. Hepimiz "22". Sınav kağıtlarını okumadığına eminiz de neye göre not verdiğini hâlâ çözemedik. (finalden geçtim sonra :p )

Kendisinin dersine çalışmak ya da çalışmamak bir şey değiştirmiyor ama elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Hadi çalışmaya devam edelim.

Sevgiler...

1 kişi de demiş ki:

Orijinal Delikanlı dedi ki...

öğretmenlik okuyorsun sanırım, bende trakyada fizik okuyorum,
öğretmenlik okuyan arkadaşlarım var,
özellikle sınıf öğretmenlerinin maceraları komik oluyor.
Arkadaşın biri şoparların bol olduğu bir okulda staja gitmiş, çocuklar ona racon kesmeye başlamış filan... :)

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?